şükela:  tümü | bugün
  • muhteşem bir deneyim, az önce çektirdim. ışıklı bir tabut içinde, tekno müzik çalan bir yere, birbirinden yeteneksiz bir kemancı ve heavy metal grubunun konserine gitmek gibi. 5. dakikadan sonra insanın finlandiya'daki kiliselere molotof atası geliyor. meftalara ışıklar içinde uyusun derken ne demek istendiğini şimdi anladım ama bence kimseye böyle bir beddua etmeyin. çok ayıp. hayat çk ktü ölmk istyrm :(( diyen herkese tavsiye ederim, çok başarılı bir karacaahmet simülasyonu. tünelin ucunda rahmetli babaannemi görmek üzereyken çıkardılar neyse ki, hiç karşılaşmak istemediğim biridir de.
  • bu cihazda hasta sikilmasin diye islem boyunca alman teknosu calar.
  • tipta kullanilan bir goruntuleme cihazi olan manyetik rezonans'in kisaltmasidir. calisma mantigi:
    insan bedeni yuksek siddette bir sabit manyetik alanin icine sokulur boylece serbest iyonlarin hepsi manyetik alan yonune gore doner. sonra ikinci bir manyetik alan ilk sabit manyetik alana dik uygulanir ve serbest iyonlar bileske yonde donerler. sonra ikinci manyetik alan kesilince iyonlar eski pozisyonlarina donmek icin kuantum paketcikleri* yayarlar. geri donme sureleri ise icinde bulunduklari dokudaki serbestliklerine gore degisir (genelde etken faktor dokunun yumusakligidir). bu paketcikler alinarak fftden gecirilir ve resim olusturulur. bu yontemle herhangi bir dokudan kesit goruntu alinabilir.
  • kesinlikle uzerinizde metal bi nesne varken girilmemesi gereken cihaz. lakin kendisiyle ilgili bugun soyle bi anim olustu . 1.5 yildir dis teli kullaniyorum ve bunu radyolog (bildiginiz gibi mr cekim ve teshis direk tibbin radyoloji bransinin alani) olan babam da biliyor dogal olarak. noroloji doktoru sahsimdan beyin mr i istemis, eve gelinip babaya soylenmis, baba uygun oldugunda gel cekeriz demistir. kararlastirilan tarihte hastaneye gidilir , ustteki esyalar cikarilir , baba arkadaslariyle beraber cekime hazirlanir. dilschad doner ve der "baba iyi de ben dis teli kullaniyorum" baba "hemen cabuk cik ordan cekim yapilamaz" der. beni alir bi hayret ya bu adam doktor ve benim babam , ya benim ne yaptigimin farkinda degil , ya da mr cihazinin ne yaptiginin. iki haftadir bi mr muhabbeti dolasiyor evde insan uyanmaz mi demez mi dis teliyle cekim yapilamaz diye. yolda eve donerken dusunulur ya o makinaya girseydim die . sonra ertesi gun mansetten verirlerdi heralde "radyolog baba kizini dis teliyle mr a sokup makinaya yapistirmak suretiyle olmune sebep oldu." insan hayati bu kadar ucuz olmamali, kendimi turk hekimilerine ya da soyle soyleyeyim babama emanet etme konusunda dusunucem.*
  • mr,magnetic resonance imaging (mri), nuclear magnetic resonance imaging (nmri)
    manyetik rezonans ağrısız ve hasta vücuduna zarar vermeden uygulanan bir görüntüleme tekniğidir. özel bir makina ile organların, kemiklerin ve bazı dokuların görüntüleri alınır.
    bu nceleme tekniğinde manyetik bir alan içerisinde incelenmek istenilen bölgeye radyo dalgaları gönderilir. radyo dalgalarının uyardığı hücrelerdeki hidrojen atomlarının ürettiği enerji sayılara dönüştürüldükten ve bir bilgisayarca işlendikten sonra bir görüntüye dönüştürülür.radasyon kullanılmadığı için işlem esnasında hastalar ve uygulayan sağlık personelinin radyasyon alma tehlikesi yoktur. makina çok yönlü hareket edebildiği için elde edilen görüntü sadece yatay kesitlerle sınırlı değildir. üç boyutlu görüntüleme sağlanabilir.
    mr değişik amaçlarla uygulanabilir. cranial mr olarak adlandırılan beyin mr'ı beyin tümöründen kuşkulanılan hastalarda, sebebi bilinmeyen başağrılarında, birtakı nörolojik hastalıklarda doktor tarafından istenebilir. omurga mr'ı disk kaymalarında yararlı olabilir. omuz, diz gibi eklemlerin ve bağların değerlendirilmesinde kullanılabilir. kalp, göğüs, karın ve leğen kemiğine ait bazı hastalıklar da mr ile değerlendirilebilir.

    edit: mr ı cekilecek hasta uzerinde herhangi bir metal esya var ise bu odaya yaklasmamalıdır. örnegin kulagından küpesi bi anda kopup mr cihazına yapısabilir. yangın söndürme cihazları ile odaya kesinlikle girilmemelidir yoksa elinizden ucuverip mr cihazına yapısır*. bu odaya hastaların getirildigi sedyeler özel sedyelerdir herhangi bir metal aksamı yoktur. bundan bihaber olan hemsirelerin bu odaya metal sedyeler ile hasta soktuklarında korkutucu sonucları olur. sedye ve mr cihazı arasında kalıp ayaklarını kıranların oldugu duyulmustur. ayrıca altın dis ve bazı dis dolgularıda mr cekilirken ısınıcaktır hepimizin bilgisine ...
  • masrafli rontgen anlamindadir
  • turkce'de eksik olarak kullanilan terim. dogrusu olan mri; magnetic resonance imaging'dir.. tek ba$ina manyetik rezonans ne yapsin. goruntuleyelim ugurcum.
  • sırf orospu çocuğunun biri yere tükürdü diye tanıştım ben bu aletle.

    bir sabah işe giderken yerdeki tükürüğe basmamak için manevra yaptım. manevra sonucu sol ayağımla yere yan basıp üzerine yüklendim. tükürüğü ıskaladım ama başım dönmeye başladı. işyerine gidince bileğim de devasa bir şişme vardı. hiç birşey yoksa bile bu şişkinliğe üç gün rapor alırım niyetiyle ssk hastanesine gittim. bekleme esnasını anlatmayacağım zira üç saat sürdü. doktor ilgisizce buz koy geçer dedi. bütün hayallerim gitti. ben buz tedavisini bir buçuk ay sürdürdüm bileğim biraz indi ama ufacık taşa bassam tekrar burkuluyordu.

    buz tedavisi faydasız olunca özel kemik hastanesine gittim teşhis hemen koyuldu yırık varmış. beni mr merkezine gönderdiler. gittim bir tane görevli abi soyuma kabinini gösterip metal eşyaları oradaki dolaba koyup kilitlememi söyledi. telefonu, cüzdanı, akbilli anahtarlığı* dolaba kilitledim. görevli abide ayağımı sokacağım kalıbı hazırlıyordu. adam sürekli hareket etmeyeceksin diye uyarıyordu. zaten sinirliyim sağlık sektörüne sanki malmışım gibi ne diye tekrar edip duruyorsun tamam etmeyiz hareket falan. uzandım platforma ayağımı oturtmaya çalışırken elimdeki anahtarıda platforma çıkarken kullandığım merdivene bıraktım. bırakmamla anatarın aletin içine uçması bir oldu. ben ne bileyim o kadar manyetik alan olduğunu. platformdan indim görevliyle beraber başladık anahtarı aramaya hafif hafif söyleniyor fark ediyorum ama tecahül-i arif yapıyorum. dolabı kilitleyip anahtarı üstünde mi bırakcam lan? neyse beş dakika sonra bulduk anahtarı. tekrar platforma çıktım yine “hareket etme” uyarılarına başladı. yattım ayağımı kalıba koydum talimatına göre pozisyona getirdim. “tamam işte böyle on dakika dur, bitecek” dedi. iyice gerildim esas korkum ise anahtar yüzünden makinaya bir şey olmasıydı bir bozulsa kimbilir kaç paradır amk. ayağımla beraber makinanın içine doğru girerken ayağımın pozisyonu yüzünden kalçama kadar kramp girmeye başladı. bende ayağımı oynatmamaya çalışarak kıvranmaya başladım. yumruklarımı sıkıyordum yüzümü ovuşturuyordum durdurdular makineyi. görevli yeniden geldi “beyefendi hareket etmeyin” dedi sesindeki nefret tarif edilemezdi iyice utandım. ayağımı düzeltti bu sefer kramp yoktu tekrar çalıştırdılar. gene ayağım içeri girmeye başladı ses sisteminden bir bayan sesi "hazırsanız başlatıyorum" dedi. bende madem kız vardı ne diye bu hödük ilgileniyor benle diyerek sesin geldiği yere, pencereye doğru dönüp bakmaya çalıştım kız güzel mi diye tam arkamda kaldığı için doğrulur gibi oldum ses siteminden “beyefendi sadece 10 hareket etmeyin” diye çığlık sesi geldi. gene o kızdı belli ki sinirlenmiş. özür diler gibi elimi kaldırdım ama yerin kaç kat dibindeyim sayamıyordum. tekrar başladık konsantre oldum. bir dakika içerde kaldıktan sonra gar gar gar diye çok korkutucu bir gürültü o sessizliği deldi. "lan anahtar makinayı bozdu şimdi patlayacak" diye platformdan atlayıp kapıya doğru koşmaya yeltendim. görevli adam yakaladı. bana öyle bir bakıyordu ki o bakışlar tvde olsa küfürden iki hafta kanalı mühürlerlerdi. oturttular beni su verdiler bileğimi falan ovaladılar anonsu yapan kız da geldi* bende fenalık geçirmiş gibi davranmaya devam ettim ama nasıl utanıyordum adamların zannettiği kadar malmışım sanki. neyse o gürültülü halde mr’ımı çektirdim. kimseye bakmadan anahtarı alıp dolaptan eşyalarımı aldım çıktım gittim.

    şimdi o insanların bana bakışlarını aklıma getirdikçe deliresim geliyor. birde 21. yüzyılda bu kadar gürültülü tıbbi alet mi olur lan? ben house izlerken o sesleri müzik efekti zannediyordum. her gün mr çektiren adam değiliz en azından anlatın gürültü çıkacak tırsmayın, kaçmayın diye elli kere hareket etmeyin diyeceğine bunu söyleseydin son fiyaskodan yırtardım en azından. şimdi esas suçluya gelelim ulan şerefsiz herif tükürecek başka yer mi bulamadın lan? hayatımın en utanç dolu gününü bana yaşatmaya ne hakkın var. şimdi aircast denen bileğe takılmış plastik jartiyer gibi bir şeyle geziyorum. inan bana attığım her adımda o tükürüğün çıktığı gırtlağına sövüyorum.
  • özellikle özel hastanelerde; doktorların grip dışındaki her hangi bir şikayet için, hastadan istediği tetkik. hele bir de özel sağlık sigortanız varsa, hiç kaçarınız yoktur.

    emar çektirme sonrası editi: sevgili okuyucular,
    bu yazıları okuyorsanız muhtemelen emar çektireceksiniz...şayet öyleyse, hiç tırsmayın. yazılanları okuyup, bu deneyimi yaşayanlardan hikayeleri dinledikten sonra bugün, üçbuçuk ata ata gittim ama klostofobik değilseniz, pek de feci bi deneyim sayılmaz. üzerinizde metal olmasın, bir de kredi kardı vs tadında manyetik kartlarından kurtulun... gözlerinizi içeriye girmeden kapatın, sonra oh misss, böyle yatay kaydırak gbi içeri giriyorsunuz... sesleri de hani pazar sabahı matkap kullanan, çivi çakan komşunuz gibi düşünmeyip; deneysel perküsyon çalışması gibi, einsturzende neubauten konserindeymişsiniz gibi algılarsanız, eğlenmeyi bile becermek mümkün... ama fazla eğlenip gülmemek gerek zira kıpraşmıycaz, bu önemli.. uzun lafın kısası, yolun sonu değil yani. geçmiş olsun.
  • kapısında bütün uyarıların dışında bir de 'yalnız kalma duygusuna kapılmayınız' gibi bir uyarı daha olduğunu görünce nedense kendimi kötü hissettiğim olay.niye insan yalnız kalma duygusuna kapılsın ki?gerçekten o kadar da kötü bişey mi bu öyle ben yalnızım nidaları attıracak?