şükela:  tümü | bugün
  • dinyestr nehrinin yoğunluğunu ölçmüş mr. density 'nin kuzeni.
  • cocuklugumda izleyip cok begendigimi hatirladigim fakat bir daha tv de karsilasmadigim film. gerci cocuklukta insan sevinme, uzulme, begenme, korkma vb. duygulari cok daha kuvvetli yasiyor. simdi rast gelsem belki de hic dikkatimi cekmez bu film.
  • hayatımızdaki yarım saniyelerin önemini bize anlatan güzel sıcak bir film.
  • en sevdiğim james belushi filmlerinden biridir bu yapıt... çatlak belushi'ye eşlik eden linda hamilton, michael caine, ve jonn lovitz de performanslarıyla neşemize neşe katmış, o dönemlerde taş gibi olan rene russo da ağzımızın suyunu akıtmıştır.

    fakat o dönemde, daha yeni yetme olan ben, "tek bir anın tüm bir hayatı değiştirmesi" fikrini pek gerçekçi bulmamıştım. fakat yanıldığımı anlamam da fazla uzun sürmedi: (bkz: #11115515)

    üstünden, köpek yılıyla hesaplarsam asırlar geçti... hala aklıma geliyor! ya o zaman azıcık akıllı olsaydım?
  • şuan cnbc-e de oynamakta olan james belushi nin baş rolde döktürdüğü efsane filmdir.
  • 1990 yapımı eğlenceli, keyifli, düşündüren bir yapım. tek bir anın, tek bir şeyin insan hayatını nasıl değişitirdiğini, sahip olduğumuz şeylerin aslında ne kadar değerli olduğunu anlatıyor. the game, butterfly effect gibi filmlere ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum.
  • yaklaşık yirmi yıl önce izlediğim film. dün cnbc-e de denk gelince tekrar izledim. çocuk aklımla çok orjinal gelmişti ama bildiğin it's a wonderful lifeın çakmasıymış. yine de keyif aldım. bu arada rene russo ne hatunmuş yahu.
  • az önce bitti cnbc-e'de.
    bu filmi çocukken izlediğimi hatırlıyorum. konusunu falan değil, bazı sahneleri kalmış aklımda. bir de adamın ileri yaşlarında böyle bir doğum günü deneyimi yaşadığını düşünmüşüm. şimdi fark ettim ki, sadece 35 yaşındaymış. garip geldi doğrusu.
    benim 35imde öyle muhasebe yapacak kadar çok yaşanmışlık olacak mı, merak ettim bir an. garip yahu.
    evet yaşanmışlık da dedim, artık huzurlu uyuyabilirim.
  • filmin en can alıcı noktası şurasıdır i make the suggestions, you make the choices

    müzikleri de harikadır bir kaçı şöyle:
    gimme some lovin'
    i got you i feel good
    only you ile de kapanışı vardır ki, filmin tüm cast bölümünü bile izlersiniz şarkıyı sonuna kadar dinlemek için.
  • tam bir feeling good movie. devaminda spoiler olur, "filmi izlemeden okudugum entry'ye lanet olsun, hayatimi mahvetti, keske firsatim olsa da o ana geri donup hatami telafi etsem" dersiniz, ama oyle barmen falan bulamazsiniz haberiniz olsun. spoiler var diyorum sana lan, birak okumayi git once filmi seyret.

    hepimizin her gece yataga yattigimizda ic hesaplasmalarimiz ve "keske soyle soyleseydim, keske soyle yapsaydim" diye gecmisi degistirme cabalarimiz olmustur. ama malum gecmis degismez (niye degismez o da belli degil lan, teoride fizik yasalarina gore gayet de degisebilir ama pratikte hic olmamistir).

    bas karakterimiz gecmiste yaptigi bir hata yuzunden butun hayatinin mahvolduguna inaniyor, surekli bir depresyon icine giriyor kisacasi "nankörlük" ediyor.

    iste tam da bu durumda olan siradan orta gelirli ortalama bir hayat yasayan james belushi'nin canlandirdigi karakter butun umutsuzluklari arasinda bir anda gecmisteki hatasini degistirme firsati yakaliyor, ilk basta ruyalarinin gercek oldugunu dusunse de sonradan isin aslinin farkli oldugunu anlayip eskiden elinde olan seyleri ozluyor falan filan.

    tipki it's a wonderful life filmindeki gibi aslinda anlatmak istedigi sey "kes zirlamayi, elinde olanlar zaten senin gercekte hakettiklerin, fazlasina heveslenme pisman olursun, yerini konumunu haddini bil, elindekilere şükret" temasi. yani klasik bir kapitalizm uyutmasi.

    nedense kahramanimiz butun hayalleri gercege donusmesine ragmen o eski les ve igrenc hayatini ozluyor (fakirliğe övgü). halbuki akli basinda herkesin bildigi gibi ozledigi seyleri cok rahat unutur icinde bulundugu ayricalikli hayat sartlarinda.

    hollywood'un propaganda ve bilinçaltı mesajı sistemini guzel kullanmasina bir ornek olarak verebiliriz bu filmi.

    "zengin olmak iyi degildir sen fakir ama mutlu olmaya devam et" diyor lan film resmen.

    zaten fakir insanlarin ortak can simidi kadercilik anlayisini korukluyor. kaderde olan gelir başa turkusu soyluyor.

    (kadercilik fakirleri fakir, cahilleri cahil, caresizleri caresiz tutmanin en kolay yoludur, bu sayede sistem tikir tikir islemeye devam eder. cesmenin basindakiler kovasini doldururken asagidakilere sizin kaderinizde bu var, halinize sukredin, isyan etmeyin der. komik olan ise fakir ve cahillerin kadercilige dort elle sarilip kaderciligin sacma oldugu hakkindaki dogrulari anlatmaya calisanlara nefretle karsilik vermesidir.)

    ha butun bunlara ragmen en sevdigim filmlerden biri olma ozelligini de koruyor. cunku 80'ler ve 90'larin basindaki hollywood'un o bugulu cekimleri, olusturdugu muhtesem sicaklik ve dinamizm insani kendine bagliyor ister istemez. ve her fani gibi gecmise gidip yaptigim hatalari geri dondurme hulyasina daldiriyor.

    kisacasi ben seviyorum bu filmi be (dangalak otesi mesajina ragmen), michael caine muhtesem oynuyor ve sizi bu fantastik temaya bile rahatlikla inandiriyor. james belushi zaten hoduk rollerinin vazgecilmezi. rene russo o zamanlarin tehlikeli ismi.

    bu filmi seyredip sevenlerin temasi ayni olmasa bile sevecegi filmler;

    it's a wonderful life
    captain ron
    groundhog day
    planes trains & automobiles

    vesaire vesaire.