şükela:  tümü | bugün
  • just shoot me! yedinci sezon ikinci bölümünün adı.
  • 1997 yapımı noah baumbach filmi.
    lester ve ramona adlı bir çiftin ilişkilerini anlatıyor film. baumbach, bu filmi ile stillman tarzından oldukça ayrışmış görünüyor (ilk filmi kicking and screaming'de büyük benzerlikler vardı. bu filmde ise biraz daha wes anderson, biraz daha woody allen esintileri var gibi. kendisi de traffaut'dan etkilendiğini söylüyor.
    oyuncular: eric stoltz (lester), anabella sciorra (ramona), chris eigman (dashiell). chris eigman'ın ciddi olmaya çalıştığı ilk film sanırsam. whit stillman'ın filmlerinde oynadığı karakterlerde hep bir piçlik vardı. ya ben onu öyle görmeye çok alıştım ya da bu adam çenesindeki o gamze ile asla ciddi olamayacak zaten.
    --- spoiler ---
    filmde, ilginç bir şekilde, bir narrator var.
    lester'ın çocukluğuna inerek başlıyoruz. ilk sahnelerde diyalog yok, anlatıcı anlatıyor olayları. 15 yaşında ilk "date"ini görüyoruz. sonra bir partide, kızı, 24 yaşında bir elemanla öpüşürken görüyor.
    bundan sonraki kız arkadaşlarına sadakat ile ilgili ve kendinden önceki hayatları ile ilgili sorgu suallerde bulunuyor.
    üniversitedeki kız arkadaşı lester'ı, önceki sevgiliyle kıyaslayıp durduğu için lester akşamları onun eski erkek arkadaşının takip etmeye başlıyor ve çocuk bu işe çok vakit ayırdığı ve kızın yanında hiç bulunmadığı için kız, lester'ı terk ediyor. pencerede eski sevgiliyi bir kadın silueti ile görüyoruz (hala anlatıcıyı dinliyoruz).
    sırada ramona var. telefonla konuşup duruyor. yeni nişanlanmış bir çift bunları tanıştırıyor.
    ilk tanıştıklarında birlikte yürürlerken görüntü pause ediyor ve nasıl date ettiklerini gösteriyor anlatıcı.
    ramona brooklyn museum'da bir tour guide, aynı zamanda ve columbia üniversitesi'nde abstract expressionism üzerine phd yapıyor. bu yüzden lester'ı sergilere falan götürüyor.
    eski kız arkadaşlarında yaptığı gibi yapmamaya söze veriyor lester kendi kendine. ramona'ya karşı güçlü hisleri var çünkü. hatta bir gün, kadının eski erkek arkadaşlarından biri ile buluşuyorlar.
    "it was easier than he'd expected not to imagine two of them in bed together."
    lester'ın özeti bu cümle bence. film kıskançlıkla ilgili olmasına rağmen lester'ın bu konuları nasıl da olgunlukla karşıladığına şaşıyoruz film boyunca. hem kendine engel olamadan stalk peşinde bir adam, hem de bunların sonunda gayet sakin tavırlar sergileyen bir karakter var karşımızda.
    anlatıcı tekrar first date'e dönüyor. lester'ın bir substitute teacher olduğunu öğreniyoruz.

    lester (ramona'nın aksanının kaybolduğunu öğrenince): i hate it when people don't live up to their stereotypes.
    çok güzel :)

    eve gittiklerinde dashiell'ın kitabını görüyor lester. kitabın adı çok iyi ama: post euphoria.

    lester (ramona ex'lerini sayarken): "funny, how people like to flirt by mentioning their past lovers" lester thought. it actually wasn't that funny at all.

    ramona, dashiell'ın kitabını lester'a hediye ettikten sonra lester bir gün yolda dashiell ile karşılaşıp onu takip etmeye başlıyor ve bir muayenehaneye girdiğini görüyor onun. bir kafede lester, vince ve aralarına yeni katılan, uzun saçlı, sevimli karakter lint otururken anlatıyor bunu lester.
    lint: it's fun just to fallow people sometimes, anyone.
    haha, çok iyi :)

    ertesi hafta tekrar takip ediyor ve dashiell'ın grup terapisine dahil oluyor.
    lester: i joined dashiell's, ramona's ex boyfriend, group therapy.

    sonra bir akşam barda otururlarken lester, vince'e kaç kişi ile yattığını soruyor. kendisi 14 kişi ile yattığını ramona'nın ise şu ana kadar söylediklerini saydığına göre 26 olduğunu söylüyor.

    dashiell, hayatında ilk defa sadık kaldığı dönemin şimdiki kız arkadaşı irene ile olduğu zaman olduğunu söylüyor. lester burada kendini tutamayıp "sen ne biçim bir insansın, bak istediğin zaman faithful olabiliyorsun, sadece biraz çaba istiyor demek ki" diyor (sonuçta ramona'yı da aldatmış çünkü).
    lester (dashiell'a): don't patronise me. fistfights. you're not hemingway or norman mailer.

    lester, ispanyolca öğretmeni olmadığı için onun yerine girdiği dersten çıkıp ramona'yı arıyor ve olanları anlatmak istiyor, işte çok garipti, ispanyolca dersine girdim ama ben ispanyolca bilmiyorum falan diye. ramona çok meşgulüm ben seni sonra arayayım diyor. akşam buluşalım diyor lester, ramona yalnız kalmak istiyor, ertesi akşam da birileri ile yemeğe çıkacakmış falan. tamam diyor lester sen boş kalınca beni ara madem.
    akşam lester evde otururken yan sehpa görünen kitap gravity's rainbow.
    saat on ikiye beş kala ramona'yı arıyor ama ramona cevap vermiyor, telesekreter çıkıyor. saat yarımda bir daha arıyor ve yine cevap yok. duramıyor ve koşa koşa evine gidiyor kadının. ramona içeri almıyor lester'ı. aradım açmadın telaş ettim diyor lester. duştaydım diyor kadın ama hiç duştan yeni çıkmış hali yok, saçı başı dağınık, suratında makyaj var falan. yarım saat önce de aradım diyor, o zaman da süt almaya çıkmıştım diyor. lester gidiyor, kadının yanında evde başka bir erkek silueti görüyoruz "who's that?" diye soruyor birinin geldiğini duyunca adam. bu adamın kim olduğunu sonra itiraf edecek ramona.

    terapilerin birinde dashiell, kitabında bahsettiği ve o çok garip sex sahnesinin olduğu karakterin gerçekte var olduğunu kız arkası irene'e itiraf ettiğini söylüyor. kitapta bahsettiği kadın ile üniversiteden sonra çıkmış. she was bit of a "tart" diyor. "what a philip roth character might call it 'chippy'. she had a number of lovers, for a woman of her age, at least in my experience. in college she dated a lot of those younger teachers that everybody had crushes on. the guys wanted to be, the girls wanted to fuck. one history teacher in particular. used to bother me a lot then. now i am one of those guys. it's still a little embarrassing for me to write like that. i spend a lot of time with the words. it's hard to avoid clichés with sex. i mean, i had made love to her so i know her habits, her sounds. i think about her a lot. writing about her was a way to have her again."
    oh man! tam da lester'ın korktuğu şeyler bunlar :)

    ramona, lester'a dashiell'ın kitabını soruyor; özellikle charlotte adındaki karakter ile ilgili olan ilk bölümü (ki dashiell'ın da terapide bahsettiği bu bölümü lester okumuştu). "i'm intersted to know what you think" diyor kadın. zaten belli başlı şeyler charlotte karakterinin aslında ramona olduğuna dair ipucu veriyordu. bu soru ile daha da şüphe çekiyor.

    terapilerin birinde dashiell, irene'e olan ilgisinin azaldığını, eski kız arkadaşlarını düşünmeye başladığını söylüyor. lester kim diye sorunca içinde ramona da geçen birkaç isim sayıyor dashiell. terapi çıkışında dashiell, lester'a bir şeyler içmeyi teklif ediyor. (ramona da lester ile sözleşmiş, onu bekliyor bu arada.) dashiell, lester'a açık sözlülüğünden ötürü teşekkür ediyor. sen geldiğinden beri terapiler daha iyi geçiyor diyor ve ekliyor: "i like our little battles. i hope you do, too."
    gece eve geldiğinde özür diliyor lester. ramona da: "oh, lester. don't make plans if you can't keep 'em" diyor.
    lester'ın, ramona'yı ex'lerinin öptüğünü hayal ettiği sahne (en uzun da dashiell'ı öpüyor), ilginç olmuş.

    ramona'da garip obsesyonlar belirmeye başlıyor.
    lester, dashiell'lara gittiğinde irene ilk kez konuşuyor ve ciddi şekilde zorlanıyor konuşurken; sesi doğru dürüst çıkmıyor ve kekemeliyor (sahnenin ilerleyen kısmında "disfleuncy" olarak bahsediyorlar da zaten).
    dashiell ağlamaya başlıyor (terapilerde ağlama eşiğinin çok önemli olduğu söylenir. dashiell'ın terapistine değil de lester'a ağlaması bu anlamda önemli).
    irene oldukça mutsuz görünüyor ve lester'a gülümseyip duruyor. başka insanlar irene'in cümlelerini tamamlıyorlarmış. lester'ın beklemesi hoşlarına gidiyor.
    dashiell, lester'ı geçirirken "ramona" diye sayıklayıp duruyor.
    akşam ramona, eski bir sevgilisinin bir akşam uğradığını ve öpüştüklerini söylüyor. lester, ilginç bir şekilde kızmıyor. kondom yoktu diyor ramona. süt almaya çıktığında alabilirdin diyor lester. "süt almaya çıkmadım, evde süt vardı, telefonun fişini çektim" diyor ramona. o siluet bu adammış.

    üniversitede çok sayıda kişiyle birlikte olmadım diyor lester. ben de diyor ramona. lester, sen daha ilk geceden yattın benimle, manyak psikopat biri olabilirdim, diyor.
    "you could've waited. you could've let me wait."
    "what?"
    "why were you so quick to make love to me?"
    "i liked you."
    "so you hop in the sack with everyone you like?"
    "no... what? are you using my behaviour with you against me?"
    çok güzel cümle değil mi ama?
    "i'm just saying you moved a little fast with me."
    "i don't believe you."
    "i'm just saying."
    "are you jealous of yourself?"
    vay anasına :)
    özür falan diliyor sonra.

    bir sonraki terapide ingiliz aksanı taklidi ile (bazen kaptırıp özüne dönüyor) vince de çıkıyor karşımıza. lester, vince olarak katılmıştı. vince de lester olarak katılıyor ancak leo adında. kıskanç oluşundan bahsederken filmi başında lester'ın gençliğine dair deneyimlerini izlediğimiz sahneleri şimdi de vince ile izliyoruz. sevdim bunu.

    bir sonraki therapy session çıkışına sürpriz yapıp gidiyor ramona. normalde lester yanlış adres vermişti ama ramona da bu yanlış adresi yanlış hatırlayıp doğru adrese gidiyor. o akşam dashiell'la çıkıp kahve içtiklerini anlatıyor dashiell bir sonraki terapide. ve o akşam yattıklarını da ekliyor. lester bir anda çıkıyor binadan. ramona kapıda lucrecia ile bekliyor oluyor. ardından dashiell ve vince de geliyor. lester ve vince'in yalanları açığa çıkıyor.

    lester okula dönüyor iowa'ya ve tüm bu olayları yeni "play"inde yazdığını öğreniyoruz. ramona, dr poke'a gitmeye başlıyor, ocd etkileri azalıyor.
    lucrecia ve vince evleniyorlar. düğünde dashiell'ı irene'le görüyoruz. dashiell, la'ye gitmiş, orada yaşıyormuş.
    lester, dashiell'a sigara uzatıyor, dashiell bırakmış sigarayı, halbuki önceden lester içmiyordu. (bunlar güzel ayrıntılar.)
    ramona'yı görüyor. ıslıklaşıyorlar.
    ramona: "when you break with someone, you get that dramatic feeling 'that was it; never gonna see that person again in my life.'

    el ele tutuşuyorlar ve film bitiyor.

    * otuz küsür yaşında insanların partilerde ıslıkla haberleşmesi çok komik :)