şükela:  tümü | bugün
  • kendini aşı olmamak için türlü safsatalarla kandırıp aşı olmamaya ikna eden potansiyel çocuk katili arkadaşlar, hayatınızı komplo teorisi alığı bir hödük olarak geçirmemek için, günahsız çocukların verdiğiniz o berbat kararla hasta olmalarına neden olarak katilleri olma riskine girmemek için hala şansınız var. lütfen birkaç dakikanızı ayırın ve inançlarınızı, içdürtülerinizi, kerameti kendinden menkul çıkarımlarınızı kısa süreliğine kenara bırakarak samimiyetle anlamayı, kendinizi sorgulamayı deneyin. inanın çok daha iyi bir insan olacaksınız.

    https://twitter.com/…mez/status/1401184695077982210

    https://twitter.com/…tom/status/1393633589976190983

    https://twitter.com/…dio/status/1404009636739665923

    https://twitter.com/…tr_/status/1401779205277376519
  • biontech'in kendi internet sayfasindan alinti: "sour self-amplifying mrna (sarna) drugs use the concept of viral replication, while not being an infectious, disease-causing agent itself. sarna resembles conventional mrna encoding the protein of interest, but also encoding a polymerase, called replicase, that multiplies part of the mrna within the target cell. "

    burada kisaca sunu söylüyor: enjekte ettigimiz mrna sadece antikor üretimini tetikleyen protein sentezlemiyor, kendi kendini de replike ederek etkisini artiriyor.

    yani burada genel anlamda bir positive feedback loop var ve bunun kontrolden cikip "sürekli azar azar replikasyona devam" etmedigini nereden bilecegiz? bir cesit mrna kanserinden bahsediyorum, evet.

    internetteki kaynaklarda mrna'nin hücrelerin merkezine ulasma ihtimali "düsük" yaziyor, ulasamaz demiyor. bu da ikinci potansiyel tehlike. ulasirsa dna'yi etkiler mi? ben bilmiyorum, arastirmak da istemiyorum.

    yazilimcilar icin tehlikeyi söyle anlatabiliriz: standart asilar bize "data" veriyor, yani birkac byte büyüklükte veri setleri. executable olmadigi icin data'dan korkmuyoruz. mrna ise "bosver iki ton datayi, bak ben sana ufak bir kod verecegim, sen onu calistiracaksin, data senin bilgisayarinda olusacak" diyor. bunu lami cimi yok aga, daha güclü bir metod ve hata olusmasi durumunda sistemi cökertme potansiyeli var. "valla bak, benim makinede sorunsuz calisiyor. ekmek kuran carpsin kod temiz, kilciksiz" deseniz de o isler öyle degil.*
  • deneyleri yapılmış, güvenli olduğuna karar verdikten sonra insanların üzerinde uygulanmaya başlamış aşının yıllar sonra ne gibi bir yan etkisi çıkması bekleniyor acaba?

    covid geçirenlerin de uzun vadede ne gibi sorunlar yaşayacağı bilinmiyor. hali hazırda long covid, post covid gibi kötü etkileri şimdiden ortada. aşının yan etkisi olacaksa da - ki olmayacak- bunları yaşamaktan ya da ölümle burun buruna gelmekten iyidir.
  • bilinmezdir.

    iyi etkileri de olabilir kötü etkileri de olabilir, hiçbirşey de olabilir.

    ben dünyadaki sistemin işleyişi hakkında gerçekliğine inandığım için ve bu aşının da insanlık yararına yapılacak kadar iyi birşey olmadığına "inandığım" için aşı olmamayı seçerek bir nevi seçimimi yapmış oluyorum ve bu seçimin bana getireceği riskleri de kabul etmiş oluyorum tıpkı aşı olanlarında kabul etmiş olduğu gibi. tek fark zıt kutuplardayız.

    kimin haklı olduğunu zaman gösterecek.
  • içinde ne olduğunu bilmediğimiz her türlü market ürününü hüpletelim hoş market ürünü değilse de riskli, en küçük ağrıya her türlü hapı mideye indirelim, sonra da mrna yan etki bla bla. zaten şuan kıyafetlerin bile yan etkili.. basit kar zarar hesabı. böyle yaşamaya devam edersek zaten psikiyatrik bir vaka olma olasılığımız çok yüksek o nedenle şuan makul olan aşıya glikoz muamelesi yapmak.
  • bugüne kadar onaylanmiş hiç bir aşinin yıllar sonra bir yan etkisi ortaya cıkmadiği gibi bu aşınin da yıllar sonra bir yan etkisi çıkmayacaktır. ayrıca 90'lı yıllardan beri mrna aşıları üretiliyor sandığımiz kadar yeni bir buluş değil.
  • üstteki birinin aşı yalanları diye paylaştığı bir tweet'in altında aşıdan sonra anne babasını kaybedip hocam hocam diye sebep arayan insanların olması da enteresan değil mi? konuşacak ve yazacak çok şey var. hatta bırakılacak onlarca link var ama kimseyi yönlendirmeye gerek yok. herkesin kendi özgür hür iradesi. umarım yakını ve kendi de dahil bu aşıyı olacak olan kimse sıkıntı yaşamaz.
  • ya bana beraber goreve ciktigimiz sofor arkadaslar "hocam asi tehlikeli diyorlar, ben olmayacagim" diyor. bunu diyen adam kemeri arkadan bagliyor. ulan zaten her gun olume kafa atiyorsun kendi isteginle, sordugu soruya bak

    bu ulke insani her kesimden egitilemezler ordusu. bilim bu topraklara islemiyor.
  • öncelikle mrna ile ilgili birtakım bilgiler vermek istiyorum. bu mrna dediğimiz molekül öyle bazılarının iddia ettiği gibi yıllarca hücre/vücut içerisinde kalan ve çalışan bir zerzavat değildir. hücrenin o anki ihtiyacına göre gereken miktarlarda sentezlenir ve ömrü kısadır. tek zincirli olmasından dolayı, başka hiçbir etmen olmasa bile kolay degrade olur ve kırılgandır (laboratuvarda mrna ile çalışırken filtreli pipet tipi ve bazı durumlarda çift eldiven giyilmesinin nedeni budur). bunların yanında hücre içerisinde "mrna decay" denilen mekanizmalar bulunur ve bunlar da çeşitli yollarla işi biten ve/veya kullanılamayacak durumda olan mrna zincirlerinin çok hızlı bir şekilde parçalanmasını sağlar. böyle durumlar göz önüne alındığı zaman bu, bu ve buradaki verilere göre insan hücreleri içindeki mrna parçalarının aşağı yukarı 5 dakika ile 10 saat kadar bir süre boyunca sağ salim kaldığını söyleyebiliriz. bu süreden sonra molekül degrade olmaya ve parçalanmaya başlar. memeli hücrelerinin içinde birkaç tane major mrna yıkım mekanizması vardır. bunların bir kısmı bozuk mrna'leri parçalarken (nonsense-mediated mrna decay gibi), diğerleri işi biten mrna ipliklerini parçalar. bu mekanizmaların en başta gelenlerinden biri "deadenylation mediated mrna decay" olarak bilinir. mrna moleküllerinin 3' ucunda (sonu diyebiliriz) birçok adenin bazının arka arkaya dizilmesinden oluşan, mrna'nın stabilitesini artıran bir yapı vardır (poly(a)-tail). mekanizması tam bilinmemekle beraber muhtemelen mrna'dan protein sentezinin (translasyon) bitmesi sonucu bu kuyruk kısalmaya başlar ve "deadenylation" dediğimiz olay, dolayısıyla "deadenylation-mediated mrna decay" işlemi "başla" komutu alır. sonuçta çeşitli hücre içi enzimlerle mrna zinciri parçalanır(1, 2). yani demem o ki size aşıyla verilecek olan coronavirus'ün "spike protein" mrna'sı öyle yıllarca falan hücrelerinizin içinde kalmaz. burada aşının içindeki mrna'in poly(a) kuyruğunu görebilirsiniz, bu gen hakkında daha detaylı bilgi için ise bu haritadan faydalanabilirsiniz. diyeceksiniz ki peki o zaman rna virüsü enfeksiyonları nasıl oluyor? öncelikle, bu tip virüslerin rna'ları genelde onları hücre içi nükleaz enzimlerinin saldırılarından koruyacak farklı ikincil yapılar barındırırlar ve dolayısıyla bu mrna parçalama mekanizmalarının bir kısmı bu tip viral mrna'lar üzerinde etkili olmayabilir. ikincil olarak da bu tip virüsler çoğunlukla tek bir mrna molekülünü uzun süre yaşatmak değil, içine girdiği hücrede bir anda gerekli proteinleri sentezleterek kendi kopyalarını oluşturma prensibine dayanır.

    şimdi geldik ikinci sorumuza. bu verilen rna bir şekilde çekirdeğe girip dna'mıza interkale olabilir mi? bana sorarsanız bu sorunun cevabı kocaman bir hayır. neden? öncelikle şuradaki figür 1'de görüldüğü üzere doğal coronavirüs enfeksiyon döngüsünün nükleus(dolayısıyla dna) ile bir işi yok, bütün olay sitoplazma içerisinde dönüyor (işinizi patrona intikal ettirmeden elemanlar arasında hallettirmek gibi düşünebilirsiniz). ikinci olarak, çekirdek zarı hücre zarından daha sağlam bir yapıdadır ve daha seçicidir. çekirdekte sentezlenen mrna moleküllerinin sitoplazmaya gönderilmesi uzun ve komplike sistemlerin bir arada çalışmasıyla olur. bunlar olduktan sonra işbu mrna'nın tekrar çekirdek içerisine girmemesi için molekülün yapısı değişir ve nükleer porlardan geçiş bileti olarak kullandığı protein yapıları molekülden ayrılır (1, 2). dolayısıyla öyle herkes kafasına göre çekirdeğe girip çıkamaz. suriye sınırı mı bu "selamun aleyküm" diyen içeri girecek. son olarak da rna'nın dna'ya entegre olması pek olası değildir çünkü ikisi birbirinden farklı yapılardır. farklı bazlar, farklı pentoz şekerleri ve farklı ikincil yapılar barındırırlar. rna'nın dna'ya entegre olmasının tek yolu retrovirüslerin kullandığı "reverse transcription" (tersine transkripsiyon) mekanizmasıdır. bu da rna'dan dna sentezlenmesi ve bu dna parçasının bir şekilde genoma entegre olmasıdır. benim bildiğim kadarıyla henüz bir canlıda böyle bir mekanizmaya rastlanmadı (virüsler yapıları gereği canlı kabul edilmezler). dolayısıyla mrna perspektifinden bakarsak bu aşının böyle yıllar sonra ortaya çıkacak bir yan etkisi olabileceğini sanmıyorum. benim bilmediğim başka yönlerde, farklı mekanizmalar ile bir yan etki gösterebilir mi? onun hakkında bir fikrim yok. daha iyi bilen arkadaşlar açıklayabilirler.

    e, bilimsel sunumumuzu yaptığımıza göre şimdi birazcık drama zamanı. bu koronavirüs ve aşı konusunda argümanın her iki tarafı da bir hata içerisinde. o hata da bilinmeyenden yola çıkmak. bir kesim "corona geçirenlere 10 sene sonra ne olacağını bilmiyoruz" diyor, bir kesim de "bu aşıyı olanlara 10 sene sonra ne olacağını bilmiyoruz" diyor. ikisinin de pek bir geçerliliği yok. eğer elimizde olan veri yerine olmayan veriye dayalı tez ortaya atarsak her şeyi iddia edebiliriz. "john mayer'ın yeni parçası last train home'u dinleyenlerin 10 sene sonra kanser olmayacağını bilmiyoruz" benzeri bir argüman. son olarak da biontech aşısını olmak istememek =/= aşı karşıtı olmak. örneğin koruyuculuğunun düşük olduğunu düşündüğüm ve grip için risk grubunda olmadığımdan hayatımda hiç grip aşısı olmadım. bu da beni aşı karşıtı yapmaz.

    sunumumuz bu kadardı, dinlediğiniz için teşekkürler, çıkışta kuru pasta ve limonata ikramımız vardır.

    edit: tabii ki benim gözümden kaçan ve/veya bilmediğim noktalar olabilir ve yan etkileri çıkabilir. ben sadece konsepti biraz daha açmak istedim.

    edit 2: tersine transkripsiyon ile ilgili kısmı yazarken bir hata yapmışım. "böyle bir mekanizma canlılarda keşfedilmedi" sözüm tam olarak doğru değil, çünkü sonradan aklıma geldiği üzere insan telomeraz enziminin htr komponenti de bir rna parçasını kalıp olarak alıp üzerine dna sentezliyor ve dolayısıyla tersine transkripsiyon işlemini gerçekleştirmiş oluyor. fakat bunun konumuzla pek ilgisi yok çünkü bu çok spesifik bir durum ve öyle sitoplazmada dolanan diğer mrna parçalarına kafasına göre "complementary dna" yazabilecek bir sistem değil. düzeltmek istedim sadece.