şükela:  tümü | bugün
  • muavvizeteyn kelimesi -eyn ile bitmesine, doğal olarak iki şeyi temsil etmesine rağmen bazı kaynaklar manasının içerisine felak ve nas surelerine ilâveten ihlas suresini de dahil ederler. bazı kaynaklar da "ihlas ve muavvizeteyn" şeklinde ayırırlar ki doğrusu budur.

    kelime, e'ûzu (sığınırım) kelimesi ile kökteştir. surelerin ikisinin de "kul (de ki) : e'ûzu (sığınırım)" ile başlaması ile yakînen bir alâkası olsa gerektir.
  • felak ve nas sureleridir. koruma amacli okunan ikili gibi bir anlami var zannediyorum.
  • felak ve nas surelerini anmak için kullanılan ve arapça'da "sığındıran, koruyan" anlamındaki "muavvize" kelimesinden türetilen isimdir. ihlas, felak ve nas sureleri ise, üçü birlikte, "muavvizat" olarak anılır.

    muavvizeteyn'in, kötülükleri defedici kuvvetine dair birçok hadis mevcuttur. sahabe cabir bin abdullah, hz. muhammed'in kendisine "felak ve nas surelerinin devamlı okunması halinde kişiye cin ve şeytan'ın zarar veremeyeceğini ve ona sihir ya da büyünün tesir edemeyeceğini" söylediğini, ashab-ı suffe'den ukbe bin amr ise bir yolculuk sırasında etrafa bir karanlığın çöktüğünü ve rüzgarın şiddetlendiğini, hz. muhammed'in felak ve nas surelerini okuyarak onları koruduğunu nakleder. rivayete göre hz. muhammed, ukbe bin amr'a "kur'ân-ı kerîmde bazı sû'reler vardır. cenâb-ı hak o sûrelerin bir benzerini ne tevrât'ta, ne incil'de, ne zebûr'da ve ne de kur'ân-ı kerîmde indirmemiştir. hiçbir geceni onları okumadan geçirme. bunlar: ihlâs, felâk, ve nâs sûreleridir" şeklinde buyurmuştur.

    hz. hatice ve hz. ayşe de peygamber'in rahatsızlandığı zaman veya uyumadan önce avcuna ihlas, felak ve nas surelerini okuduğunu ve eliyle vücudunun uzanabildiği her yerini sıvazladıktan sonra uyuduğunu rivayet etmiştir.

    felak ve nas surelerinin "muavvizateyn" olarak adlandırılmasına ve kötülüklerden koruyucu tesirine dair en tartışmalı iddia ise hz. muhammed'in lebid b. el-a'sam isimli bir yahudi tarafından büyülenmesi hadisesine ve surelerin bu vesileyle nüzul edişine dairdir. rivayete göre lebid b. el-a'sam, hz. muhammed'in hizmetini gören yahudi bir çocuğun da yardımıyla onun baş tarağını ele geçirerek peygambere bir büyü yapar ve bu büyünün tesirini göstermesi ile birlikte peygamber güçsüz düşmeye, dalgınlaşmaya, yavaş yavaş hafızasını ve bilincini yitirmeye başlar. etrafındakiler onun bu haline bir anlam veremez ve herhangi bir çare bulamazlarsa da peygamber'in rüyasına giren iki melek, işin aslını peygambere anlatır ve tarağın zirvan kuyusu denen yerde, hurma çiçeğine sarılı bir biçimde durduğunu söylerler.

    peygamberin vaziyeti hz. aişe'ye anlatması ile birlikte, hz. ali, zübeyr ve ammar b. yasir hemen kuyuya varıp suyu boşaltır ve gerçekten de kuyunun dibinde, hurma çiçeğine sarılı bir biçimde peygamberin saç tarağını bulurlar. peygamber, tarağı eline alınca felak ve nas sureleri nazil olur ve her bir ayet okundukça tarağın üzerindeki düğümler birer birer çözülür. hz. muhammed de büyünün etkisinden bağlandığı bir ip çözülmüşçesine yavaşça kurtulur.

    peygamber'in büyülenmesi ve hayal görmeye varacak kadar etki altında kalması nedeniyle, peygamber'in "ismet" unvanı karşısında bu hadisenin gerçek olup olmadığı islam âlimleri arasında tartışmaya yol açmış, bir kısmı bu rivayetleri furkan suresi'nde de bahsolunan kafirlerin “siz ancak büyülenmiş bir adama tâbi oluyorsunuz” şeklindeki iftirasını haklı çıkardığı gerekçesi ile reddetmişse de diğer bir kısım da büyülenmesinin peygamberin beşeri yönü ile alakalı olduğunu ve onun peygamber vasfını ve dolayısıyla ismet unvanını zedelemeyeceğini savunmuştur.
  • "iki koruyucu" demektir. bundan maksat, kur'ân'ın felak ve nâs sûreleridir. kur'ân'ın son üç suresi olan ihlas, felak ve nâs sûrelerine ise muavvizât (koruyucular) denir. ihlas sûresi, allah'ı anlatmaktadır. felak ve nâs sûrelerinde ise; yaratıkların, karanlık gecelerin, büyücülerin, haset edenlerin, insanların göğüslerine kötü düşünceler fısıldayan cin ve insan vesvesecilerinin şerrinden insanların ilahı, meliki ve rabbi olan allah'a sığınılması tavsiye edilmektedir. peygamberimiz (a.s.), sahabeden abdullah ibn hubeyb’e, "akşam ve sabah olunca ihlas, felak ve nâs sûrelerini üçer kere oku, onlar her şeye karşı sana yeter." buyurmuş (tirmizî, deavat, 117) sahabeden ukbe b. amir, hz. peygamber (s.a.s.), bana her namazın arkasından felak ve nâs surelerini okumamı emretti” demiştir. (tirmizî, fedâilü'l-kur'ân, 12; ebu dâvûd, salât, 361) peygamberimizin eşi hz. ayşe (r.a.) diyor ki: “hz. peygamber (s.a.s), her gece yatağa girdiği zaman iki elinin avucunu bir araya getirir, sonra ellerinin içine üfler ve kul hü vallâhü ahad, kul eûzü bi rabb’il felakı ve kul eûzü bi rabbi’n-nasi surelerini okur, sonra elleriyle elini, yüzünü ve vücudunun ulaşabildiği yerlerini mesh eder ve bunu üç defa yapardı.” (ebu dâvûd, edeb, 107) “kul hüvellâhü ahad suresi, kur’ân’ın üçte birine denktir.” (tirmizî, fedâilü'l-kur'ân, 11)
    peygamberimiz (s.a.s), ashabına, “sizden biriniz her gece kur’ân’ın üçte birini okumaktan aciz olur mu? buyurmuş, bu, onlara zor gelmiş ve ey allah’ın resûlü! hangimizin buna gücü yeter? demişlerdi. bunun üzerine hz. peygamber (s.a.s), kul hu vallâhü ahad allahü’s-samed, kur’ân’ın üçte biridir” buyurmuştur.” (buharî, fedâilü’l-kur’ân, 13)
    yine peygamberimiz kendisi veya ailesinden biri hastalandığı zaman (buhârî, fedâilü'l-kur'ân, 14; müslim, selâm, 50-51) ve göz değmesine (nesâi, istiaze, 37; tirmizî, tıb, 17) karşı muavvizeteyn'i okumuştur. yatmadan önce üç kere muavvizâtı okumuş, eline üflemiş ve elleriyle bütün vücudunu meshetmiştir (buhârî, fedâilü'l-kur'ân, 14).
    yukarıdaki hadislerden anlaşılan o ki; peygamberimiz sözleri ve uygulaması ile üç surenin, üç vakitte akşam, sabah, yatmadan önce üçer defa, her namazdan sonra ve geceleyin okunmasını tavsiye etmektedir.
    kur’ân’ın konularını üç maddede toplamak mümkündür. tevhîd yani tek allah inancı, nübüvvet yani allah’ın her topluma peygamber gönderdiği inancı, ahiret yani öldükten sonra cennet ve cehennem hayatı. ihlâs suresi tevhîd inancını anlattığı için bu açıdan kur’ân’ın üçte birine denktir. felak ve nâs surelerinde varlıkların şerrinden allah’a sığınılmaktadır. bir müslüman bu üç sureyi akşam, sabah ve uyumadan önce üçer defa, namazlardan sonra ve geceleri okursa hem imanını tazelemiş, hem de her türlü kötülükten allah’a sığınmış, dua etmiş, allah’ı anmış ve kur’ân okumuş böylece ibadet etmiş olur. hastalara ve nazar değenlere de bu sureler okunup allah’tan şifa istenebilir.