şükela:  tümü | bugün
  • röportajlarını çok beğendiğim gazeteci, yazar ve yorumcu. röportaj için seçtiği isimler de kaliteli. cengiz aytmatov, farid farjad ve ediz hun röportajları okunmaya değer. şiir ve denemeleri de gayet başarılı. çok fazla türkçe olmayan kelime kullanıyor. bu bazı yazılarını anlamamızı zorlaştırıyor. bu bir kusur ve bunu bir çok yazısında çok göze sokmuş. o da nazarlık olsun.
  • ilginç bir kişilik. bugün marmara üniversitesi'ndeki konferansına katıldım. iyi hitabeti, gazetecilik hakkında değerli öngörüleri ve yorumları var. çok hızlı konuşuyordu o nedenle konuşmasının bazı yerlerini kaçırdım veya anlamadım. ama genel olarak çok faydalandığım bir 2 saat oldu.
  • bugün bir televizyonda izledim. ilginç yorumları olan bir gazeteci. tamam iyi güzel anlatıyor, başarılı bir gazeteci de; türkiye gerçekleri onun anlattığı gibi değil işte. dolar iner çıkar, kürt sorunu olur ermeni sorunu olur ancak bu problemlerin aşılmasına ülke gazetecisi olarak senin katkın ne? programı bir bütün olarak ele aldığımda evet başarılı birisi muhakkak. ancak sadece sorun odaklı bir anlatım tarzı çözüme hizmet etmiyor.
  • türkiye'deki mimari rezalete muhteşem değinmiş. gümbür gümbür bir yazar. yıllardır der dururum, bizim milletteki bu para sevdası, her şeyden önce paraya tapma durumu bu ülkeyi maalesef daha da yaşanmaz bir yer haline getirecek. etmeyin toprak sahibi efendiler, eylemeyin müteahhit efendiler. daha fazla kıymayın şu ülkeye! şu yazarın yazdıklarına kulak verin.

    --- spoiler ---

    türkiye, yangından mal kaçırır gibi gecekondu mantığı ile dikilen apartmanlara kurban oldu. harala gürele yapılan daireler, kötü işçilik, kötü mimari ve paragöz müteahhitler ülkenin mimarisine çıkmaz bir leke bıraktı.

    önceliği geleceği değil de cebi olan karakterlerin bilinçli bir toplumda prim bulması zor olurdu. hatta imkânsızdı. ancak müteahhitlere çanak tutan “para kazanma” hırsı, daha çok “mal mülk sahibi olma” sevdası, mimarinin katlini kolaylaşırdı.

    evet, bu durumu tek kelime ile özetleyen en güzel tabir bu olmalı: katletmek. ülke arazilerinin üzerinde tepinen müteahhitler ve onların ekmeğine yağ süren toprak sahipleri, bana göre ülkenin bağrına hançer üstüne hançer sapladı.

    türkiye mimarisi artık sekerat anını yaşayan bir hastadan farksız. gözünü beton bürümüşlerin acıması yok. gelecek gibi bir kaygıları da yok. onlar için varsa yoksa para, para ve daha çok para.

    gidişat durmadı. hatta yavaşlamadı bile. bilhassa istanbul’da ve dahi hemen bütün türkiye’de betonlaşma dolu dizgin sürüyor. satışların yavaşlaması bile bu ihaneti durdurmaya yetmedi. kodamanlar, şehirlerin mimarisini dizginlerinden boşanan bir at gibi karanlığa sürüyorlar.

    teknoloji alanında bir arpa boyu kadar yol gidemeyen ülkemiz, semaya yükselen betonlardan medet umuyor. geleceğin betonda değil de teknolojide aranması gerektiğini anladığımızda elimizde soğuk duvarlar kalacak. ve o duvarların soğukluğu, gelecek neslin yüreğinde yakılan yangını söndürmeye yetmeyecek.

    --- spoiler ---