şükela:  tümü | bugün
  • sözlük yönetimine çağrımızdır,

    değerli büyüğümüze sohbet sırasında saygısızlık yapanı,

    kim amk gibi cümleler kuranı ibreti alem için o an uçurunuz.
  • bugün 107 yaşına girmiş yaşayan ansiklopedi, sümerolog ve en önemlisi atamızın yadigarı doğum günün kutlu olsun koca çınar sağlıklı nice yaşlara.
    (bkz: 20 haziran 1914)

    edit: yaş
  • 106. yaşını doldurup, 107'den gün alan çıtır.
  • hakkında, vatandaşlık tepkilerim isimli kitabında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" suçunu işlediği iddiasıyla tcy'nin 216/2 ve 218. maddeleri kapsamında hapis cezası istemiyle dava açılan bilim insanı.

    çığ, bu kitabında, türbanın tarihsel kökeni ve bugünk durumu hakkında saptamalarda bulunuyor.

    (bkz: taşları bağlamışlar itler serbest dolaşıyor)

    kötülemeden sonra gelen edit: (bkz: sözlükteki fethullahçılar)
  • 5n 1k programında cüneyt özdemir hakkında açılan davayı hatırlatıp "bu yaşta hapse girebilecek olmaktan korkmuyor musunuz?" diye sorunca "hayır. erbakan'ı yatırsınlar ben de yatarım." diyerek kendini yargılayanlara nanik yapan sümerolog.
    (bkz: yaprak patlatmak)
    http://www.internethaber.com/…s_detail.php?id=40124
  • sol frame de her görüşümde yüreğimi ağzıma getiren cumhuriyet kadını.

    nice mutlu yıllara..
  • demir ağlar tartışmasına asıl ayarı verendir;

    başbakan recep tayip erdoğan hazretlerine,

    ikide bir “demir ağlarla kim örmüş, hep biz ördük” deyip duruyorsunuz, atatürk zamanında yapılanları sıfıra indiriyorsunuz. eğer biraz tarih bilseniz bunu söylemeye utanırdınız, yüzünüz kızarırdı. o günkü örülen demir ağlar yalnız tren yolları değildi: güçlü eğitim, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi , güçlü laiklik temelleri atılmasaydı, ne siz bu gün o mevkie gelebilirdiniz, ne de gösteriş olarak başlarını örttürdüğünüz, yüzleri gözleri boyalı eşlerinizi gavur ülkelerine götürüp, gavurların ellerini sıktırabilirdiniz. özendiğiniz müslüman ülkeleri arasında hangisi bizim ülke gibi? kendi kıyafetinizi bile o demir ağlara borçlusunuz.
    hazinesinde borçtan başka bir şey olmayan osmanlı devleti yıkıntısı üzerine kurulan türkiye cumhuriyeti, toprağından bir damlasını satmadan, kimselerden borç almadan, bir taraftan osmanlının, diğer tarafta yenilmediğimiz halde yenilmiş sayıldığımız birinci cihan savaşı borçlarını öderken, yapılan işler yanında sizinkiler çocuk oyuncağı kalır. okuma yazma, hatta sabun kullanma bilmeyen, verem, sıtma, zührevi hastalıklar, trahom gibi bulaşıcı hastalıklardan kahrolan zavallı fakir bir halk. devletin geliri bu halkın verdiği vergilerdi. işte o vergilerle o alay ettiğiniz demir ağlar yapıldı. kısa zamanda elin parmakları sayımında doktorların özverileriyle hastalıkların önü alınmaya çalışılırken neler yapıldı neler!.
    . koskoca ülkede bir çimento fabrikası yoktu. o yüzden evler kerpiç denilen çamurla yapılıyordu. şeker fabrikamız yoktu. rusya’dan gelen şekerleri bugün gibi hatırlıyorum. evet şeker fabrikaları, çimento fabrikalar,kâğıt, silah, uçak fabrikası, kumaş fabrikaları kuruldu. hem de ülkenin batısından doğusuna kadar dağıtıldı bu fabrikalar. avrupa’dan bize, yenilemekte oldukları fabrikaların eskilerin ucuz fiatla satmak istediler. eskiyi almak yine geri kalmışlıktır, diye alınmadı. batıda “atatürk fabrikaları” diye adlandırılan o fabrikalar tiyatro, spor müzik, salonları ile bir kültür merkezi, çalışanlara her türlü rahatı sağlayan bir sosyal kurumdu. ama bu fabrikalarda çalışacak biraz olsun işten anlayan işçimiz, teknisyenimiz, mühendisimiz yok gibiydi. bunlardan bir kısmı burada bizim insanımızı eğitmek için dışarıdan getirtildi bir kısmı da rusya’ya eğitilmek üzere gönderildi. insanımız o kadar yetenekli idi ki, kısa zamanda gerekli olanları öğrendi ve işleri ele aldı. o yüzden atatürk,”türk çalışkandır, zekidir” demiştir. siz ise başa geçer geçmez alın teri ve büyük bir özveri ile yapılmış o güzel tesisleri satıp satıp yediniz yedirdiniz.
    ülkenin doğusu ve batısı düşman eliyle yanmış yıkılmıştı. bir taraftan onlar onarılıyor, hastaneler okullar yapılıyor, diğer taraftan ankara bir başkent olacak şekilde yapılandırılıyordu.
    hemen hemen hiç kara yolu yoktu. onun için atatürk, osmanlı devleti zamanında “ne olurdu her vilayet senede bir kilometre yol yapsaydı, 500 yılda beşer yüz kilometre ile şehirler birbirine bağlanacaktı”, demişti.
    olan demir yolları da yabancıların elinde idi. yalnız o mu daha bir çok kurum yabancılara aitti. bütün onlar ellerinden alınarak ülkenin malı yapıldı. onların üzerine 3000 kilometrelik tren yolu yapıldı ki, o zaman şimdiki gibi dağları bir anda oyacak makineler yoktu. tüneller kazma ile kazıldı. elde onları planlayacak hesaplayacak mühendisler yoktu. hatta trenlerde çalışan makinist gibi memurlar bile hep rum, ermeni olduğundan bu konuda çalışacak insanımız da yoktu. onun için böyle kimseleri yetiştirmek üzere okul açıldı. tren rayları yapmak için fabrika kuruldu. şimdi ki gibi ne gerekse dünyanın her yerinden getirilmedi
    kilometrelerce kara yolu köprüler yapıldı.
    demir ağın bir ayağı olan “çağdaş eğitim” ne kadar önemliydi. batı araştırmalarda icatlarda almış yürümüştü. ama biz de ne doğru dürüst ilk okul, lise ve ne de araştırmalar yapacak üniversite vardı. o yüzden osmanlı devleti geri kalmış ve yıkılmıştı. okullar açılsa eğitecek kimse yoktu. o yoklukta bir çok alanda eğitim almak üzere batıya başarılı pek çok gencimiz gönderildi. onlar daha yetişmeden hitler’in yahudi oldukları için işlerinden attığı çok değeli bilim insanlarının bize sığınmak istemeleriyle onlara açılan kapılarımız sonucu büyük bir eğitim atılımı başladı. istanbul’da darülfünun denilen okul tam bir üniversite oldu. hukuk, siyasal bilgiler, dil ve tarih-coğrafya fakültesi gibi fakültelerle ankara üniversitesinin temeli atıldı. gelenlere istedikleri kitaplıklar, laboratuarlar sağlandı. onların derslerini türkçeye çevirecek çevirmenler bulundu. bunların hepsi para ile oluyordu. o paralar, o fakir halkın vergileriyle sağlanıyor, kimseye para yedirilmiyor, rahmetli başbakan inönü “ kimseye bir kuruş yedirmem” diye bar bar bağırıyor, yedirmiyordu. böylece güçlü bir eğitim temeli atıldı. o yüzden başbakan hazretleri! istediğiniz dalda uzmanları elinizin altında bulundurabiliyorsunuz. bundan sonra imam hatiplerde yetiştireceğiniz dindar ve kindar o zavallı gençleriniz, allah’a dua ederek, yalvararak size yardımcı olurlar. böylece elinize aldığınız bu güzel ülkeyi kendinizle toprağa gömerek tarihe kara harflerle geçersiniz.

    muazzez ilmiye çığ
    25.8.2012
  • bilimsellik kavraminin epey yanlis anlasildigini gormemize neden olan zat.

    hani bazi aile buyukleri vardir, "oku oku adam ol" deyip dururlar ama adam olmaktan kasitlari parali olmaktir, okumayi da kendi icindeki degeri icin degil bu ugurda bir arac oldugu icin "iyi bir sey" diye bellemislerdir; zaten hayatta bir halti da zevk icin ogrenmislikleri yoktur. ama dillerine pelesenk etmislerdir okumanin ehemmiyetini.

    bilimsellige de bakis acisi buna benziyor. herkesin masallah bilimsellige saygisi sonsuz ama iste ya herseyin bir siniri varmis, ya bu yapilan bilimsel bir tespit degilmis, yahut yobazlar bilimi eziyorlarmis, vs, vs. yahu birseyin bilimsel olmasi onu daha dogru veya yanlis yapmaz ki; bu kavramin kadinin hakliligindaki referans noktasi haline gelmesi ne kadar ironik.

    alin size tek cumlelik tanim: bilimsel tespit, yanlislanabilirligi teorik olarak mumkun olan tespittir *.

    akillica, ahlaklica, efendice yapilmis tespit falan degil yani. o yuzden de "sumerlerde turbani fahise rahibeler takiyordu" bilimsel bir tespittir cunku yanlislanabilirlige izin veren bir yapisi vardir. sizi rencide etti diye bu tespit daha az bilimsel olmaz. ote yandan camilerde seks odasi olmasini onermek bilimsel bir tespit degildir cunku bunu yanlislamaya tesebbus dahi edilemez. (demek ki yanlislanabilirlikten kasit ,illa ki yanlis olan ve sonradan yanlisligi anlasilacak olan degil, yanlislanmaya veya dogrulanmaya tesebbus edilebilen demek; biraz kafa karistirici bir terim ama literature boyle gecmis artik).

    yani kuzucigim, tespitin bilimsel bir niteligi olmasinin, onun halki ayrimciliga sevk eden bir yapisi olmasiyla, o kasitla beyan edilmis olmasiyla, bunlar bambaska kavramlardir. yuzeysel bicimde bilimi opup baslarina koyanlarin stratejilerinin, karsi ciktiklari seyin bilimsel bir yapisi olmadigini gostermek uzerine kurulduguna dikkat ediniz; tipki digerlerinin bilimsel olan birseyin dokunulmazlik kazandigini ima etmelerine dikkat edeceginiz gibi.
  • yarın takım elbisemi giyip öyle soru soracağım üstad.

    bu arada (bkz: muazzez ilmiye çığ kim amk) şeklinde bakınız veren herkesin sorgusuz sualsiz sözlükten uçurulması sözlük moderatörlerinin öncelikli görevi olmalıdır.

    edit: şu anda traş olmaya berbere gidiyorum. saç sakal karışık soru sorarsak çok ayıp olur.
  • osmanlı doğumlu nadide insanlardan, henüz v. mehmet yani sultan reşat tahttayken hayata gözlerini açmış. vahdettin bile bundan sonra tahta çıkmış. cumhuriyetiyse olduğu gibi yaşamış.

    uzun ömürleri olsun.