şükela:  tümü | bugün
  • yenileyen
    (bkz: teceddüt)
    (bkz: cedid)
  • dini cagın gereklerine gore yeniden yorumlayan ve bazı yerleri degistiren kisilere denir.
  • mutlak müctehid olmayıp bir mezhebe ait bilgileri tazeleyen, bilgilerin kaynaklarıyla, nedenleriyle beraber açıklama derecesinde ilm sahibi. hurafeleri, bid'atleri, yanlış inançları düzeltme işini dine bir şey ilave etmeden eski haline döndürerek yapan.
  • günümüzde yakıştırılan, addedilen, çoğunluğunca o şekilde olduğu sanılan kişi için;
    (bkz: fethullah gülen)
  • bir çeşit unofficial islam papa'sı.
    baba-oğul-kutsal ruh üçlemesinin sürekli update edilen kısmının islamdaki izdüşümü.
  • (bkz: resurrection)
  • müceddid batından gelirse dini tecdid eder, kuvvetlendirir. şimdi ise müceddid zahirden gelmiş. zahirden gelen müceddid şeriatı ortadan kaldırmaya çalışırmış. daha demeye hacet yok. hükümetlerin halini, fiilini..

    mekteplerde ne okutulur? şeriata dair bir kelam var mı?
    müceddid zahirden gelince, dini hükümleri yıkar. onun için maneviyat idaresi de bazı yeni tedbirlerle bazı tasarruflarda bulunmuştur.

    (dede paşa hazretlerinden)
  • imam-ı rabbani hazretleri, her bin yılda büyük bir peygamberin gelmesini, belirtilen zaman zarfında yeryüzünde oluşan büyük değişikliklere bağlar. yani bin yıllık bir süreçte insan ve toplumda o denli büyük değişiklikler hasıl olur ki, artık eski şeriat yetersiz hale gelir.

    elbette biz de, bu içtimai kuralın hükmünden azade değiliz. son peygamber 1400 yıl önce geldi. normalde artık yeni bir peygamberin gelip, yeni bir şeriat getirmesi gerekiyordu. ancak islam son din ve resulullah da son peygamber olduğu için bu mümkün değil.

    peki nasıl olacak?

    işte bütün düğümleri çözecek olan, o beklediğimiz insan-ı kamildir. gerçi o şahıs peygamber değildir, peygamberlik makamına sahip değildir, lakin peygamber kemalatındadır. o üstün feraseti ile islamın zahir nizamını tekrar kuracak, çürük çarık islam yorumlarını tasfiye edip kendi yüksek anlayışını sunacaktır.

    kanaatimce, o zamana kadar bize düşen islamın batın boyutunu(kişinin kendi iç alemi) ele alan ve o yolda çalışmalar öneren velayet yolu yani tasavvuf ile iştigal etmek ve dünyanın zahir işlerine mümkün mertebe bulaşmamaktır. çünkü baştan mağlup olacağın belli olan bir savaşa girmekten imtina etmek, bence bir fazilettir. yine imam-ı rabbani'nin beyanı üzere, kaldıramayacağı yükün altına girmekten kaçınmak peygamberler sünnetidir.

    not: kendini insan-ı kamil olarak sunan daha doğrusu pazarlayan, bir takım müddeileri itibara almayınız. lafa değil işe bakınız. mesela kim jong un'un mareşal rütbesinde olması sadece kuru bir iddiadır. bizde böyle kimseler mebzul miktarda var. adam çavuş rütbesinde bile değilken kendini mareşal zannediyor.

    halbuki, rommel veya guderian veya manstein için kuru iddiacı dememiz mümkün mü? adamlar mareşallık âsâsını bileklerinin hakkıyla almışlar. sen de fransız ordusunu bir kaç haftada mağlup et, sana da mareşal diyelim.

    hani nerede başarın? başarı dediğin gözle görülür elle tutulur olur. öyle "manevi" falan deyip sıyrılamazsın.