şükela:  tümü | bugün
49 entry daha
  • basiretsiz bir bekleyiş. insan doğasında tanrı tasavvuru kişinin akli ve kalbi idrakına münhasır bir değişkenlik arz eder. tanrı'dan mucize beklemek, kişinin aklını zorda bırakma isteğini kamçılar. mucize mana olarak, aklı aciz bırakan hâl anlamına gelmektedir. kitabın ortası buna işaret ederek: inananlar için yeryüzünde ve içlerinde sayısız işaretler var, hiç görmüyorlar mı? diye sorar. insan neden aklında bina edemeyeceği sorunun temelini atmak ister? çünkü insan, tartışma, inkar ve küfür, nankörlük, bozgunculuk, hizipçilik ve kan dökmeye kodlanmış bir varlıktır. beşeri hâl her ne kadar böylesi kötü kodlar ile kodlu olsa da; iyilik, letafet, güzellik, hoşluk gibi meziyetleri de barındırır. göğü, yeri, suyu, yaratılan bir yana, canlı oluşum ve hayatî süreci, mikropların, hücrelerin, elementlerin tahlil ve tenkit ile izdüşüm geçmişini takip etmek yerine; fantastik kurgular eşliğinde tanrı'dan mucize içindeki bekleyişler kişinin aklı ile olan husumeti kaynaklı bir soyutlanma refleksidir.

    bekleyişin bir başka açısı da, beşer aklı ile tanrısal aklın aynı kefe içinde tutulmasıdır. bununla birlikte, inananların zihinlerinde inşa ettikleri tanrı ile mutlak tanrı arasındaki fark buna manidar bir misal olarak verilebilir. mekândan münezzeh, soyut bir tecelli ve sureti tahayyül edilemez olan tanrı birilerinin nazariyeleri (teori) ile bir beşer gibi felsefî düşünüş sistemi ile açıklanmakta, yahut beşerin kendini o kudret ile eşdeğer ve aynı mahiyet üzere görmesi üzerinedir. semâvi dinlerin tanrı tasavvuru değişken, islam dininde, kur'ân, hâdis, tasavvufi öğretiler ile de perspektifi çoklu bir tanrı şeması bulunmaktadır.

    en ünlü mucize bekleyişi: mesih ve mehdi'nin zuhuru, inişi, gelişi, teşrif ve kurtarıcı rolü ile imdat olunan olarak imâni bir esas ve mutlak hakikat olarak inanış düstur doğuşudur. bu iki ayrı karakterin geliş veya zuhur etmesine dair kitabın ortasında bir şey yok iken, (yorum ve te'vil hariç) râviler yolu ile onlarca rivayete inanılır.

    insanın o içindeki kamçı, tanrı tarafından görevlendirilen elçilere de değmiş ve bazı elçiler, (musa ve uzeyr peygamberler) dirilişi bizzat görmek istemiş ve buna tanıklık etme adına rabbe niyaz etmişlerdir. öte yandan, mucizenin her yanı sarmaşık gibi sardığı bir şey söz konusu dahi olsa, bunun sihir veya göz yanılması olduğunu da söyler. kim söyler? aklını put etmiş her insan, tavaf ettiği aklını kâbe gibi görür ve aklından başka bir güce boyun eğmez.

    tanrı'ya imân akıl ile kalbin hamurudur. hamur aklî olunca materyalist, kalbi olunca kocakarı imanı oluverir. iki kutbun birleşiminden doğar ona imân. aksi hâlde maya tutmaz.

    tek gerçek ansızın bir şey kopacak: o da kıyamet. büyük bir mucize. akıl dumur olacak, gök parçalanarak dağılacak, yıldızlar dökülecek, dağlar yerinden oynatılacak, denizler taşacak, güneş çağlayacak, ay paramparça olacak. ben demiyorum. kıyamet suresi diyor.

    alamet yok, mucize yok. şüphe tek gerçek! imtihan yolu şüpheden geçer.

    mehdi ve mesih gelişi bir kuruntu. mehdi teşrif ile bekleyişi bir hindistan hikâyesi. mesih ise pavlus masalı.

    o'ndan iyilik ve güzellikler bekleyiniz. güzel bekleyiş, güzel niyâz.