şükela:  tümü | bugün
  • bir yere sürekli gidip gelmek.
  • bir arkadaşımla beraber düşündüğümüz eylem. ancak henüz mekana karar veremedik. 2-3 aydır her hafta farklı bir yere giderek adayları değerlendiriyoruz. manzarasını değerlendirip menülerini inceleyip işletmeyi tartıyor yetmezmiş gibi bir de atmosferi kokluyoruz. henüz aradığımız kriterlerde bir yer bulamadık. insan arkadaşlarıyla sürekli gittiği bir yer olsun istiyor. personel seni tanısın sevsin istiyor, işletmeci uzaklardan seni kesip bir süre sonra gülümsesin istiyor, valesi selektör yapmadan gelsin, masaya işletme tarafından ufak da olsa bir şeyler ikram edilsin istiyor. eğer o tadı yakalayabilirsek her hafta affetmez gideriz. sonra eş dostla gideriz. sonra çoluk çocukla torunla gideriz.
  • (bkz: central perk)
  • 3-4 sene önce küçük parkta bir bar acilmisti. henuz musterisi yok digiturku falan var ama ic mekan bos kaliyor. herkes disari oturmak istiyor. biz de arkadasimla her hafta sonu bulusuyoruz hem gs macini izliyoruz hem haftanin ozetini geciyoz geyik yapiyoz. ic mekan bize yetiyor ille de disarisi olsun istemiyoruz. diger mekanlarda muzikten kalabaliktan ne dedigimizi duyamiyoruz diye de sakin ortam hosumuza gitti.

    her gittigimizde de mekanin sahibi oldugunu dusundugumuz adami goruyoruz hem kasada duruyor hem arada cikip etrafi kolaçan ediyor bazen siparis aliyor kafasina gore takiliyor kesin sahibi diyoruz birbirimize. hic konusmuslugumuz yok ama.

    bjk derbisinin oldugu bir gun dedik bizim mekanda izleyelim. ama erken gidelim belki kalabalik olur. rezervasyon fakan aklimiza gelmedi her hafta gidiyoruz nasilsa mekan bos oluyor. biz yine biraz erken gidelim yerimizi garantiye alalim dedik. 30 dakika erken gittik mekan full. adam ekstradan eleman almis kapida dursun diye. kapida elemanlar geri ceviriyor bizi mekan dolu diye.

    küçükparkta bur tur attik baska yerde izleyelim diye ama her yer full. nerdeyse maçtan caycaz, baslamak uzere. son care yine bizim mekanin onune geldik bir daha sansimizi deneyelim diye. bizim mekanin sahibi abi kapinin onune cikmis. biz kapidaki elemanlara derdimizi anlatmaya calisirken görmüş tuttu bizi iceri cekti her zamanki yerimize oturttu. bizim yüzümüz nasıl gülüyor. hani stadyuma biletsiz kalabaligin arasindan biletinle girerisin sonra az ilerleyince o yesil saha gorünür ya ayni o hissi yasadik. nasil tesekkur edecegimizi bilemedik.

    o gune kadar hiç konusmamistik abiyle ama meger mekanin mudavimi olmuşuz. adam bizi tanidi. ona burdan selam. normalde sadece ilk birada verdigi patlamis misir ve tursuyu her biramizda tazeledigi icin de ayrica tesekkurler.
  • çayınız içtiğiniz gibi geldiği, adisyona masanın numarası yerine isminiz yazıldığı yerdir.

    istanbul’da ilk kez çayım ben söylemeden demli ve şekersiz geldi. aklıma denizli’deki baykuş kafe geldi. sıla hasretim bir nebze azaldı. *
  • benim gittiğim bir bar vardı böyle* bar dediysem de bira içiyorsun canlı müzik oluyor falan.

    hızlı ve kötü zamanlarım, önüme gelenle zaman geçirdiğim dönemler. ben buraya bir kız götürdüm, ikinciyi götürdüm, böyle bir iki ay içinde farklı farklı 4-5 kız götürdüm garsonları falan tanıyorum sahibini vs. sonra günlerden bir gün tek gittim, garson kıza yavşadım. önce ondan paparayı yedim, 3 gün sonra başka kıza bana servis mi yaptıracaksın dedi, tükürürüm biranıza dedi. sonra diğer garson kıza yavşadım, onun sevgilisi vardı* kırın mırın etti. sonra patron geldi “atalet momenti ben heteroyum bana yürüme”** dedi.

    o gün bugündür müdavim olduğum yere flört götürmem.

    ama müdavimliği seviyorum. gidiyorsun oturuyorsun favori biran ve shotın masanda. güzel bir kültür.