şükela:  tümü | bugün
  • bir tek bana mı oluyor merak ettiğim histir.

    mudo mağazalarında gezmeyi seviyorum. genelde tasarımları çok hoşuma gidiyor. en basit bir bardakta bile ince düşünülmüş detayları, şık yapılmış çözüm ürünlerini görünce hevesleniyorum filan.

    ama gel gör ki alacak hiçbir şey bulamıyorum. bir hevesle girip baka baka baka çıkıyorum. hatta bazen tekrar gezmeye başlayıp alacak şey arıyorum ama yok.

    koltuk, yatak mobilya bir şey alsam, evdeki diğer eşyalar o tarzda bir şey değil. uyum olmayacak. e o koltuk için de koca evi yenileyemeyeceğime göre, geçip gidiyorum. e ayrıca gereksiz pahalı da. diğer şeylerle uyumu olmayacak bir tane kanepeye beş bin tl vermek de istemem

    yine tabak çanak alıp mutfağa koysam, leğenin yanında hiç hoş durmayacak o şık tasarlanmış tabaklar, kevgirler.

    mum desen, eve gelenin bir mum kapıp gelmesinden ev kiliseye döndü. hiç yakamayacak kadar mum stoğum var.

    duvar saati alsam, yine evle uyumlu değil. kel başa şimşir tarak gibi duracak.

    genel itibariyla bir sürü ürün skalası var ama almak gibi bir motivasyonum yok. her şey orada; doğal ortamında çok güzel duruyor. girip bakıyorum hayran olup çıkıyorum.

    eve alsam, orada tarz duran kütük bile evde kötü duracak, biliyorum.

    bu da böyle garip bir his işte. belki de yanlış mağazadayımdır.

    edit: evet sadece bana oluyormuş.
  • endonezyadan getirdiği ucuz hasır mobilyaları dünya fiyata satıyor, sadece konsept ürünler var.. buradan işe yarar aldığım tek şey kaza ile getirdikleri (bkz: anapurna) mont.