1. yaptırımdan ufak tefek farkları olan bir kavramdır. ceza kelimesiyle de örtüşmekte olup cezayi müeyyide şeklinde kullanılmakta ve ufak tefek bir karışıklığa neden olmaktadır. ihtiyadi müeyyide başlığının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere tedbir, engelleme gibi manalara da gelmektedir. mesela yaptırım ile tedbirin aynı şey olduğunu söyleyemeyiz. bu nedenle maddi ve manevisi olan bu "müeyyide" meselesi tam olarak yaptırım değildir. icabında yapmatırım bile olabilir.
  2. "sözlükte "kuvvetlendiren" manasına gelen müeyyide, ıstılahta, kanun, ahlâk gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlayan güç anlamına gelmektedir. türkçe'de aynı manaya gelen yaptırım kelimesi de kullanılmaktadır.
    din kurallarının müeyyidesi daha çok uhrevi olup, allah korkusu, cennet, cehennem gibi aşkın tasavvurlardır. bunun yanında, din kurallarına riâyet etmeyenler, inananların sosyal baskısı ile karşılaşırlar. aynı şekilde, ahlâk kaideleri de devletin maddî müeyyidesinden mahrumdur. bununla birlikte ahlâk kuralları, sadece bir nasihat, tavsiye olmayıp, cemiyetin manevî müeyyidesi ile desteklenmiştir. bu kaidelere riâyet etmeyenleri cemiyet hoş görmez, bu gibileri takbih eder, bazen adeta cemiyet dışına atar. bu gibi müeyyideler tamamen manevî mahiyette olmakla birlikte, bazen bunlar devletin maddî müeyyidesinden daha etkili olmaktadır.
    hukukî müeyyide ise, cebir ve zorlamadan ibaret olup, hukuk kaide ve esaslarının kabul ve tatbik edilmesini zorlamak için kanunlara konulan hükümler şeklinde tarif edilebilir. hukuk kaidelerinin en önemli özelliklerinden biri, ihlâl edilmesi hâlinde, ihlâl edene fiilî bir karşılığın uygulanmasıdır. ihlal, eden sadece ayıplanmakla, hor görülmekle kalmaz, fiili bir karşılığa maruz kalır.
    hukuka uygunluğu sağlamak amacıyla, genel olarak, devlet otoritesinin elinde bulunan müeyyideler; ceza verme, zorla yaptırma, tazminat ödetme, geçerli saymama, iptalini isteme şeklinde sıralanabilir.
    nitelikleri bakımından müeyyideler, maddî müeyyideler ve manevî müeyyideler olmak üzere ikiye ayrılır. maddî müeyyideler, fertlerin hukuka uygun davranmalarını sağlamak amacıyla fizikî kuvvetle zorlanmalarıdır. manevî müeyyideler ise, bireylerin, hukuk kurallarına uymalarını temin etmek maksadıyla, ruhî olarak zorlanmalarıdır. manevî müeyyideler, maddî müeyyidelerden daha etkili ve daha yaygındır. hukukî manada, manevî müeyyideden daha çok, maddî müeyyide tehdidi anlaşılmaktadır. ancak, hukukun kaynakları arasında ahlâkın da bulunması ve hukuka aykırı davranışlar toplumca da hoş karşılanmaması sebebiyle efkar-ı umumiye de müeyyide olarak etkili olmaktadır. ayrıca kaynağı din olan hukuklarda, allah ve âhiret inancı da manevî müeyyide olarak karşımıza çıkmaktadır.
    hukuki maksatları bakımından müeyyideler, ikiye ayrılabilirler; caydırıcı müeyyideler ve teşvik edici müeyyideler. mahiyetleri bakımından ise, medenî ve cezâî müeyyideler olmak üzere ikiye ayrılır.
    medenî müeyyideler; haksız bir durumun ortadan kaldırılarak eski halin iadesi, hukuk kaidelerine aykırı olan muamele ve akitlerin iptali, bu gibi muamelelerden doğan zararın tazmini gibi müeyyidelerdir. bu tür müeyyideler, ihlâl edilmiş olan bir hakkın telafisini hedefler.
    cezaî müeyyideler ise, hukuka aykırı davranan kişinin tedip edilmesi, gerektiğinde toplumdan tasfiye edilmesi, mağdurun tatmini ve hukuka aykırı davranmak isteyenleri caydırma amacıyla, hukuka aykırı davranışta bulunan kişinin cismine, hürriyetine, hukukuna ve malına yönelik yaptırımlardır.
    eğer fiilin husule getirdiği zarar, toplum düzenini direk olarak etkilemişse, kamunun düzenini ve sükununu muhafaza için cezaî müeyyideye müracaat edilmesi gerekir. buna karşılık fertler arasındaki muameleleri tanzim eden bir kaidenin, yani medenî hukuk kaidelerinin ihlâli cezalandırılmaz. zira, bu gibi muhalefetlerden doğan zarar şahsi olduğundan cemiyeti alakadar etmez. diğer taraftan bu gibi zararların telafisi de mümkündür. bu nedenle daha ileri gidilerek cezâ tatbik edilmesinde içtimai fayda ve lüzum yoktur."
    kaynak: dini kavramlar sözlüğü

müeyyide hakkında bilgi verin