şükela:  tümü | bugün
  • namaz vakitlerini* bildirmek için ezan okuyan. erkek oluyor bunlar. (bkz: bülent ersoy).
  • din satan adam.

    sokaktaki karpuzcudan, simitçiden farkı yoktur. onlar "karpuz buz, yemeye doyaman", "simidiyeee, sümüüddiyeeiyeen" diye bağırıp kendi mallarını satmaya çalışırlar, müezzin "koş, ezana gel, namaza gel" diye bağırıp din satmaya çabalar.
  • ilk örneği (en azından çağrı'yı seyreden herkesin hatırlayacağı gibi) bilal-i habeşî'dir.
    keşke her müezzin ona yakın bir kalitede ezan okuyabilseydi!
  • eve yakın bir cami varsa , hoparlörü de çok açıksa (bkz: wooferli camii hoparlörü) uyandıran , uyku kaçıran , entry yazdıran insandır. hele bir de ilahi albümü çıkarmak istercesine uzata uzata okumuyo mu.. sokak da prodüktör kaynıyo ya.. ama ramazan ayı boyunca kısa kesiyor. iftar açacak tabi.. allahuekber allahuekber o kadar..
  • 5 vakit namazla, cuma namazı için ezan okuyan herkese müezzin denmesine rağmen, camilerde imamın yanında çalışan müezzinlerin işi bu kadar da değilmiş aslında. eski zamanlarda dini sözleri okumak, camiyi açıp kapamak, bakım, temizlik, imam olmadığında namaz kıldırmak vs işlerini de yaparmış. şimdilerde yamulmuyorsam temizlik kısımlarına bölgedeki bazı belediyeler destek veriyor ama buna rağmen para alan yerler oluyor özellikle tuvaletler falan için nedense. ayrıca halka açık veya hizmet veren bu tarz dini yerleri sahiplenip işletme gibi davranan kişiler de cabası.

    neyse. zamanında hz. muhammed medine'ye göçtükten sonra, müslümanların rahatlıkla toplu ibadet yapma özgürlüğünü almasıyla, bu ibadete katılmak isteyen insanlara namaz vakitlerini duyurmak için ezan sözleri hazırlanır. bu ezan sözlerini okuyan ilk kişi de bilali habeşi olur.

    yani olay "durun, müzikleri kapatın, ezanı dinleyip saygı duyalımdan" çok, "ahmet mehmet hadi artık eve gelin, geç oldu" olayı gibi bir çağırmadır. ha saygı kısmı da ahmet mehmet ne söylendiğini anlasın, duysun diye sessizlik sağlanılmaya çalışılıyor olabilir ama bu kadardır ki ezanın sözleri değişmez, sabittir.

    ezan zamanları zaten bellidir çağımızda. sanırım zaten artık otomatikten okunduğuna göre çoğu yerde, bu durumda ezanın ustası da artık teyp vs oynatan cihazlardır.

    not: bir şeye inanılıyorsa, her yönünü öğrenmek en iyisidir. sevecek, inanacak, düşünecek, vakit ayıracak sebepler çıkarmak için güzel bir yoldur.

    not 1: konu ne olursa olsun eğitim şarttır. her şey bir şekilde birbiriyle bağlantılıdır sonuçta. yeter ki iyi niyet ve saygıda kusur olmasın, kimsenin hakkına, özgürlüğüne zarar verilmesin.
  • memlekette diyanet işleri başkanlığı varsa hayırlı bir iş yapıp bu arkadaşları eğitsin. yılmış, bezmiş, sanki ateistmiş de kafasına silah dayamışlar da mikrofonun başına geçmiş gibi ezan okuyanları hiç çekilmiyor. inanmayan adamın rahatsızlığını hiç düşünemiyorum.
  • nerden bilelim biz onun sesini teybe alıp her gün bize dinletmediğini paranoyasıyla tonmaisterlığından kıllanılan insan.
  • devamlı gürültü yapan saygısız komşunun tüm mahalleye yönelik hali.
  • günde 5 kez avaz avaz bağırma özgürlüğü olan insanlardır. böyle de ayrıcalıklılar.