şükela:  tümü | bugün
  • başbakanlık diyanet işleri başkanlığına bağlı il ve ilçelerde din işlerini yöneten kişi.resmi acidan il müdürü statusundedir(saglik muduru,milli egitim muduru...).ifta kokunden gelir.ifta fetva vermek demektir.müftü de ifta eden yani dolayısiyle fetva veren demektir.
  • (bkz: müstefti)
  • boş beleş para kazanmanın en güzel yolu. öbür dünyada da yerini sağlamlaştırırsıb bu dünyada da rahat edersin miss şerefsizim.
  • annemin sıklıkla kendisini ziyaret edip, şu caiz midir, bunu yaptım dinen uygun mudur diye soru sorduğu kişi. her seferinde de güleryüzlü bir şekilde büyük bir ilgi ile cevap veriyormuş kendisi.
  • ulu önder atatürk'ün dini faaliyetleri sapkın tarikatların eline bırakmamak amacıyla 1924'te kurdurduğu diyanet işleri başkanlığı'nın il ve ilçe müdürlüklerinin başında bulunan devlet memurlarıdır. buna göre, diyanet'in kuruluş amacı laiklik ilkesine dayanır ve dolayısıyla diyanet'e bağlı olarak görev yapan müftülerin devlet içindeki varlıkları laikliğe aykırı bir durum oluşturmaz. çünkü müftüler birer tarikat lideri değildir ve devlet kanunlarına karşı birinci dereceden sorumludur.

    buna göre, diyanet işleri başkanının emrinde olan bu devlet memurlarına "resmi nikah kıyamaz" demek devletin kendi memurları arasında ayrımcılık yapması anlamına gelir. bu da halkın dini hassasiyetleri ağır basan kesiminin devletin resmi nikahını meşru görmemesine neden olur ve devlet nezdinde hiçbir hükmü bulunmayan dini nikahı evlenmek için yeterli ve gerekli görmesini sağlar. bunun sonucunda, resmi nikah diyanet'in laiklik amacına ulaşamamış ve dini nikah tarafından ötekileştirilmiş olur. bu da sadece dini nikahla evlenen kadınların evlilikteki yasal haklarından yararlanamamalarına neden olur.

    sonuç olarak; müftülerin resmi nikah kıyması laikliğe ters düşecek değil, bilakis laikliği güçlendirecek bir adımdır. çünkü devlet denetimi dışında kalan dini faaliyetlerin daha fazla itibar görmemesi ve hükümsüzlüklere neden olmaması için yapılan girişimlerden yalnızca biridir.
  • çoğunlukla boş konuşanlardan oluşur. özellikle bu 16 yıllık dönem neticesinde dinin gerçek inanlardan çok dinbazların eline düştüğü bir dönemde yıldızları parlamış bir kitle bunlar. bugün onların günü; boş konuşma, boş konuştukça yükselme, para kazanma günü ama işte bir yerde o kadar sahte o kadar yalancı o kadar kötücüller ki, insan düştükleri gününün (belki bu dünyada belki ahirette) onlara neler edeceğini düşünmeden edemiyor. elbette aralarında dürüst, doğru, ahlaklı olanı var, olmalı da zaten ama çoğunluk-en azından bugünkü siyasi konjonktürde- şu aşağıdaki örnek gibi; zonguldak müftüsü. çok güzel, devam et koçum böyle açıklamalara, yerin cennette garanti...

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…e_denize_girmeli.html
  • çok çalışan ama emeklerinin karşılığını anca öbür dünyada alabilecek über meslek grubu.
    bu dünyada hakları ödenmez.
  • her şeyi bildiğini sanan insanların özensizliği mi sinmişti onun da üstüne? her şeyi bildiklerini zannedenler, muhataplarını dinlemezler. bu dinlenmeyenlerden birkaç tanesini hatırlıyorum ki “nasıl olsa dinlenilmiyoruz, ne gerek var konuşmaya?” dercesine paldır-küldür ve aceleci ve ezilmiş ve anlaşılmaz cümleler kurarlardı.

    her şeyi bildiğini sananlar ise ortamların hakimiydi. her şey üzerine söz sahibi olduklarını da zannederlerdi. fikirlerini sormaya bile tenezzül etmedikleri ince kalpleri ezip geçerken, onlar adına izinsizce fikir yürütürken hiç yürekleri sızlamazdı.

    haberin yok ölüyorum fonunda köşeye yığdıkları yaşayan ölüler can çekişirken, onlar vaaz vermeye devam ediyorlardı.

    (bkz: par ordre du mufti)
hesabın var mı? giriş yap