şükela:  tümü | bugün
  • radikalde yer alan "her yerde içki içilir mi?" başlıklı yazısında ürpertici bir mantık ile yazının omurgasını oluşturan ve gazete içinde yer alması gereksiz biri.

    elitist refleks ile hareket ederek insanların açık bir yerde, bir alanda içki içme hakkının özgürlük olarak değerlendirelemeyeceğini yazısında geçirmiş.

    mevzu adına verdiği iki örnek mevcut ki; eğer bu yazısını görmeden belki de kendisini tanısanız ya da geçmişini, yaptıklarını, gezdiği yerleri görseniz nasıl bu kadar sığ bir birey olabileceğini ihtimal dahilinde bulundurmazsınız. zira bir de önemli bir gazetede yazabilen biri olmasından ötürü en azından ortaya argüman sunma konusunda ya da örneklendirme konusunda mantıklı çıkışlar bekleyebilirsiniz.

    örneklerinin üzerine değinecek olursak; bir insanın yol kenarı ya da bir bitki topluluğuna işeme eylemini, açık havada içki içme hakkının özgürlük olmaması gerektiğine bağlar gibi yapıp sonra da ya araba kullandıysa diye devam etmek komik olmaya dahi aday değildir. bir insanın ağaca işemesi ya da yol kenarına işemesi o kişinin değerlendirmesinde olan bir durumdur ve eğer bu eylemin yapıldığı yerde birilerine ya da kamuya rahatsızlık veriyorsa bu eylem ona dair kurallarla çözülür.

    ortada bir eylem var ve bu eylemin rahatsızlık verdiği konum mevcutsa o eylemle ilgili bir ortak düzen beraberce tahsis edilir. ama o eylemden hareketle başka bir hakkın özgürlük olamayacağını iddia etmek yalnızca saçmalık olacaktır.

    zira lafın üstüne düşünürsek; psikolojik olarak sinirlerine hakim olamayan insanlar da evden hiç çıkmasın, dışarı çıkma hakları özgürlük olarak görülmesin. veyahut yaşlılar da öyle dışarı çıkmasın hep, zira refleksleri alkol tüketen bir insana hayli yakın olabilir.

    ya da türkiye'de malesef kadına şiddet çok yüksek bir seviyede, kadına şiddetin önüne geçmek için bundan sonra birlikte olma ya da evlenme hakkı özgürlük olarak görülmesin, hiç belli olmaz belki şiddet ortaya çıkabilir.

    en güzeli herkes küçük bir evde yalnız yaşasın. dışarı çıkma hakkı özgürlük olarak görülmesin. sadece bazı kişiler dükkanlarda yaşasın ve bir grup binalarda değil arabalarda yaşama hakkına sahip olsun. gerektiğinde insanları arabalar aracılığıyla big chefs'e götürebilsinler. ya da belli olmaz belki 1 mayıs tarihlerinde kiki'de parti olur ona da götürebilsinler.
  • az once bir yazisinda ilginc bir serzenisine denk geldim : kamran ince'nin mavi senfoni adli yapitinin * ilk seslendirilisinin gerceklestirildigi konserde seslendirilen diger yapitin * konserin ilk yarisinda seslendirilmesini [mavi senfoni'nin 2. yariya birakilmasini \ konulmasini] elestirmis. keske mavi senfoni ilk yarida seslendirilseymis.

    http://i.imgur.com/az0ox.png bkz. son paragraf ilk cumle.

    ifade tarzinda bana ilginc gelen su oldu : ortada 'yarim saat suren bir sergiden tablolar yerine mavi senfoni ilk yapit olarak calinsaydi' seklinde bir cumle var. boyle bir cumle, okuyanda (en azindan bende) soyle bir intiba olusturdu : 'keske konsere gitmemin esas amaci olan mavi senfoni ilk calinsaydi da ben de ara verildiginde cikip, hayatimin yarim saatini kurtarabilseydim.'

    konu hakkindaki gorusunu (bu cumleyle ne kastettigini) almak uzere kendisine e-posta yoluyla ulasmayi deneyecektim ama gazetedeki sayfasinda bir e-posta adresi yoktu. merak ediyorum, acaba ilk seslendirilisi yapilacak olan bir yapitin, neden konserin ilk yapiti olarak seslendirilmesini istedi.

    not : e-posta adresini ararken kendisinin gazetenin kültür sanat yazari oldugunu gordum : http://i.imgur.com/zagjm.png
  • radikal yazariymis.

    bugunku yazisi da bu...

    http://www.radikal.com.tr/…uge-akgun&categoryid=113

    hadi digerlerini gectim, "cocuklari fast food'dan kurtaralim" derken tavsiye ettigi yerler bir yere kadar da, en bildigim ornekten gidelim.

    "sahan'da pedagog esliginde oyun vs" demis ya.

    bir sefer, mekanin dolu oldugu bir zamanda "brunch"yapsin orda ya da cok kalabalik bir aksamda iftara gitsin...

    ve "cocuk oyun odasi" denen yerde neler oldugunu gorsun. sonra yazisini bir daha yazsin derim.
  • patronun tanıdığı, arkadaşı, büzükdaşı ya da “yakinimdir” olmalı! yoksa "trump avm'de açılan, günümüz londra'sının farklı kültürlere açık mutfak trendlerini istanbul'a taşıyan duke istanbul'dan şimdi beklenen açılıştaki başarısını sürdürmek" gibi bir cümle kurabilen bir kişinin yeri asla buralar değildir!
  • radikal'de ne isinin oldugunu anlayamadim yazar. ne yazdigini da anlayamiyorum, restoran mi yorumluyor, roportaj mi yapiyor, kultur yazisi mi kaleme aliyor, belli degil. gorevi nedir bu gazetede anlayan beri gelsin.
  • normalde şarap-rakı-bira gibi köprü altında içilecek şeyler hakkında yazarken bu hafta köşesinde elif shafuck'ın yeni romanını değerlendirmiş, o büyük edebi birikimiyle analiz ettiği romanı çok beğenmiş, anlatımından-sözcük seçiminden dem vurmuş, nihayetinde okuyucularına da tavsiye etmiştir. yahu müge akgün, sen işini yap, bırak romanı hikayeyi münekkitler değerlendirsin, senin ne işin var romanla edebiyatla?
  • gereksiz ve anlamsız yazılarıyla radikal web sayfasının her köşesini işgal eden neo-ömür gedik.
  • hazır salata sosu ve margarin reklamı için yazı yazan, bir de üstüne ekmek yiyin diye propaganda yapan kadın.

    şu lafa bak: "son yıllarda obezitenin nedeni gibi görülmesi bana hiç gerçekçi gelmiyor.". sen bilim kadını mısın? bu konuda araştırma yaptın mı? böyle işkembeden nasıl sallayabiliyorsun? bugün türkiye'deki obezitenin ve tip-2 diyabetin baş sebebi insanların aşırı ekmek, unlu ve şekerli ürünler tüketmeleridir. bu sorumsuzlukların cezasını hem bu hastalıklara yakalananlar, hem de vergilerimizle biz ödüyoruz.

    demek ekmek satışları baya azalıyor ki, böyle satılık kalemlere abuk subuk yazılar yazdırır oldu uncular ve ekmekçiler. ama kusura bakmayın, eskisi gibi ekmek artık tüketmeyeceğiz. elinizden geleni ardınıza koymayın.
  • radikalin anasayfasinda neden sürekli yer teskil ettigini anlamadigim yazamayan yazar. bu kadini görmemek, kasap kesimi sari saclariyla verdigi anlamsiz bakisa yakalanmamak icin sayfayi hizlica asagi kaydiriyorum. adblock'a mesaj atip, mesaja bu kadinin fotografini da eklesem, bu fotografi bloklamak mümkün müdür diye rica etsem bir sey cikar mi acep.

    edit: sayesinde radikal okumayi biraktim, artik haberleri diken.com.tr 'den takip ediyorum
    edit2: adblock yapti ya helal olsun. istemedigin resme sag tikla oradan adblock->block this ad. ve artik sari sacli yapincaki görmek zorunda degilsiniz.
  • radikal'den tanıdığım yeme içme temalı yazıların muharriri.

    ara ara yazı başlıklarının çekiciliğinden yazılarını okumuşluğum vardır. misal türkiye'nin en iyi 10 dönercisi gibi bir başlık vardı, farklı gelmişti ve okumuştum. yazı müge akgün'e ait diye değil ama. yani demem o ki, sırf yazarı müge akgün diye yazıyı okumuşluğum yoktur.

    dahası uzun süre önyargılı da davranmadım, ama kimdir diye de merak etmedim.

    fakat zaman geçtikçe, yazılarının sığlığını farkedip kimdir acaba dedim. malum yazıları sığ olabilir ama farklı bir özelliği var ki benim bilemediğim kendisine böyle bir gazetede köşe vermişler. herkesin gurme olduğu bir zamanda tuhaf karşılanamayacak bir hadise gerçi.

    bir de ne göreyim göze çarpan bir özelliği de yok. demek ki bir tanıdığı var ve böylesine bir gazetede kendise yer bulabilecek kadar da iyi bir tanıdık. bu saatten sonra yazılarını sırf kendisi var diye tıklamamaya çalışacam. bu rezalet yazı tarzımla bir gün ben de yazar olabilirim diye umudumu da hiç kaybetmeyecem. teşekkürler müge akgün.