şükela:  tümü | bugün
  • kanal 7 de yayınlanan dini icerikli bir program.

    ek bilgi olarak su anda ölünün arkasından yapılması gerekenleri anlatıyorlar. ama bildiğin ölü takliti yapan bi adamın ayak basparmaklarını ve cenesini bagladılar biraz once.

    simdi de bi amca sanırım mevlut okurken jimmy jib le olunun ayap parmak ucundan zoom out yaparak kafasına dogru hareket eden inanılmaz resimler var.

    dalga gecmec için bole bi program yapılmazdı.
  • ölüm anında yapılması gereken vazifeleri, amatör bir tiyatro grubunun coşkusu ve naifliğiyle canlı yayında izah eden program.

    içindekiler: az seyirci, bir sunucu, bir hoca, hafız murat, arka planda bir tabut ve ön planda ölü gibi yatmakta olan gençten bir adamcağız.

    hocayla sunucu az evvel bir olup, -"ölünün gözleri kapatılmalı; gerçi zaten kapalı" ya da "kafayı sıkı olmamak kaydıyla sıkıca bağlayalım" şeklinde tutarsız beyanatlar eşliğinde- ölü taklidi yapan adamın (evet müsterih olunuz; sürekli kıpraşan göz kapaklarından anladığımız üzere genç adam henüz hayatta) kafasını ayak parmaklarını falan bağladılar.

    bir yandan da programın geri kalanında bilgi edineceğimiz hususlar alt yazıyla geçiliyor. şöyle ki:

    kefen bezi kaç metre olmalıdır? --- az sonra
    kefen bezi yaşarken alınıp saklanmalı mıdır? --- az sonra
    tabut süslü olursa israfa girer mi? --- az sonra
  • ele almakta olduğu mevzuyu son derece ciddiye alan, bir o kadar derinlemesine işleyen dini program.

    sunucusu olan bey az önce hiçbir art niyet veyahut da espri kaygısı taşımaksızın"haftaya inşallah tabuta koyacağız. bu hafta yetişmedi" dedi ölü rolü yapan genç adamı kastederek.

    eşim ve ben deminden beri 'gerdek gecesi adabları' konusunun işleneceği olası bir muhabbet kapısı bölümünü, dört gözle beklemek ile düşünmek bile istememek arasında gidip gidip geliyoruz.
  • muhabbet kapısı ve televizyonlarda dini programlar

    bilginin yaygınlaştırılması ve tüm kesimlere ulaştırılması, bütün bilgi çeşitleri için olduğu kadar, dini bilgi için de çok önemli bir gayedir. iletişim araçları ve özellikle de televizyon bu konuda en güzel imkandır. özel televizyonların yaygınlaşmadığı dönemlerde trt 1 televizyonunda cuma geceleri (perşembe’yi cuma’ya bağlayan gece) inanç ve dini konuların ele alındığı, formatı ve içeriği yıllarca aynı kalan, sunucusunun ve hazırlayanların değişmediği ve belli konuların dışına asla çıkılmayan programlar yapılmıştır. elbette bu programlar kendi şartları içerisinde bir boşluğu doldurmuştur. ancak o gün için dahi yeterli olduğu söylenemez.

    daha sonra özel televizyonların ve trt’nin birden fazla televizyonunun ortaya çıkmasıyla birlikte, her türlü program kendine yer bulabilmiş, seyirciye çeşitli alternatifler sunulabilmiştir. son on yılda gerek dünyada gerek ülkemizde dini konuların, gündemi daha yoğun işgal etmesinden dolayı, televizyonlar da bu tür programlara daha sık yer verme gereği duymuşlardır.

    televizyonlar eğlence aracı mı, bilgi aracı mı tartışıladursun, reyting kaygısıyla her alanda ilgi çekmek ve izlenebilmek adına zamanla her türlü dini konu ekrana taşınmış, konuya uygun olsun olmasın medyumlardan tutun da pek çok ilahiyatçı tartışmaların içine çekilmiştir. din adına halka doğru ve gerekli bilgileri güzel bir üslupla aktarması gereken ilahiyatçılar, artık kimi zaman tartışmanın öznesi, kimi zaman da nesnesi konumuna gelmişlerdir. burada kişiler ve konular üzerinde durmak istemiyorum, ancak ekranları doğru ya da yanlış, faydalı veya zararlı konularla işgal eden medyatik insanların başlattığı veya içine çekildiği tartışmalara son noktayı koyacak otorite olmaması sebebiyle de zaman kaybedilmiştir.

    halkın sorunları ve talepleriyle ilahiyatçıların ve din adına konuşanların vermek istedikleri bilgiler bugüne kadar çoğunlukla örtüşmemiştir. insanları dini konularda bilgilendirmesi ve tatmin etmesi gereken din bilginleri bu gelişmeleri bilerek veya bilmeyerek seyretmek zorunda kalmıştır. ancak o günkü tartışmaların bugün geldiğimiz noktada bazı tabuları yıktığını, insanların dini bilgi alma ihtiyacını doğurduğunu ifade etmeliyiz. örnek olarak, daha önce eline asla kur’an almayan ve okumayan birçok müslümanın tartışmalar neticesinde de olsa kur’an-ı kerim’le tanıştığını dini eserlere yöneldiğini söyleyebiliriz.

    belli bir süre sonra halkımız, başta ilahiyatçılar olmak üzere ekranlarda din adına doğru dahi olsa konuşan ve yorum yapan kimselerin gereksiz tartışmalarından rahatsız olmuştur. müslüman halkımız artık tartışmadan ve çekişmeden uzak, duygu ve hislerin de yer bulduğu, günlük hayatta kendisine yarayacak, hayatın zorluklarına ve ruh kirlenmesine karşı kendisini koruyacak bir dini bilgiye ve manevi hazza ulaşmayı istiyor. bunu da son yıllarda halka dini bilgileri tartışmalardan uzak aşk ve muhabbet hisleriyle anlatan hocaları izleyerek göstermiştir. her ne kadar medya sürekli olarak reyting kaygısıyla dini konularla ilgili tartışma çıkarmak istese de, artık insanımız bu tür programları izlemeyerek tepkisini ortaya koymaktadır.

    bu tespitler ışığında şimdiye kadar ekranlarda hiçbir tartışmanın içinde yer almadım, hep uzak kaldım. bundan sonra da tartışmaların fayda vermeyeceğini aksine çok zararlı olacağını düşünüyorum. reyting uğruna tartışmaya çanak tutan medyanın tuzağına düşmemek gerekiyor. ne yazık ki, hâlâ ve özellikle de ramazan aylarında sabah kadın programlarında reyting uğruna aynı programa ikişer hatta üçer, dörder hoca davet edilerek bir tartışma başlatılıp ardından hafta boyunca halk onunla meşgul ediliyor. burada televizyoncuların amacını anlıyorum. ancak kendisinin tartışmaya alet edildiğini fark edemeyen, her türlü ortamda bulunan ve bulunduğu televizyona göre konuşan hocalara şaşırıyor ve üzülüyorum.

    katıldığınız programda sizi ve halkı rahatsız edecek ortam ve görüntülere müsaade etmemeniz gerekir. sizi dinlemiyorlarsa veya saygı göstermiyorlarsa orada bulunmanızın bir anlamı kalmaz. şüphesiz ben de beş yıldır cuma sabahları bir kadın programında konuk oluyorum. ama gündemi, konuları kendim belirliyor ve istediğim üslupla anlatıyorum. hangi televizyonda olursam olayım, onların başta reyting olmak üzere kaygıları beni birinci planda ilgilendirmiyor. doğru bildiğimi, eğmeden, bükmeden ama incitmeden sunmaya çalışıyorum. elbette istediğimiz her şey oluyor değil, ancak burada da faydası mı zararı mı fazla ona bakmak gerekiyor. ilkeli olursanız zaten her programa çıkmıyorsunuz veya sizi her yere çağırmıyorlar.

    diğer yandan pazartesi akşamları içeriği ve formatı tamamen benim isteğime göre yaptığımız muhabbet kapısı programında, halkımızın bugüne kadar bize en çok yönelttiği soru ve konuları, daha anlaşılır ve etkili olur düşüncesiyle ekrana getirilebilecek olanlarını tatbikatla anlatmaya çalışıyoruz. bu tarzın çok beğenildiğini, etkili olduğunu hatta gerekli olduğunu düşünüyorum. bu fikir aklıma şöyle geldi. bir gün caddede yürürken bir beyefendi yanıma geldi ve “hocam size bir şey sorabilir miyim?” dedi. “buyrunuz sorun dedim.”

    “hocam allah’a hamdolsun bir torunum dünyaya geldi. bana da dedesi olduğum için ismini sen koy, kulağına ezan ve kamet oku dediler. ama bunu nasıl yapacağım, açıkçası tam bilemiyorum, bana tarif edebilir misiniz” dedi. o beye tarif ettim, ayrıldık. ardından kendi kendime, “beni tanıyan, dindar olduğunu söyleyen bir beyefendi bunu bilmiyorsa, kim bilir, insanlar daha neleri bilmiyorlar, televizyonda bunları göstersek, insanlara saatlerce anlatmaktan daha yararlı olur” diye düşündüm. program yapmamı teklif eden yetkililere düşüncemi aktardım. onlar da uygun buldular.

    ilk iki programımızda haccı anlattık, ihram nasıl giyilir, şeytan nasıl taşlanır bunu gösterdik. birinde çocuğun kulağına ezan okuduk ismini koyduk. bir diğerinde kurbanlık koç üzerinde kurbanı anlattık, bir başkasında dargın eşleri barıştırdık, başka birinde dini nikah kıydık. son iki programda ölüm ve cenaze konusu olduğu için kefenlemeyi ve tabutu gösterdik. son iki program konunun soğuk oluşundan daha da dikkat çekti. fakat burada amacımız asla reyting olmamıştır. elbette her program yapan, izlensin ister. bu yönüyle rabbime hamd ederim. fakat amacımız “reklamın iyisi kötüsü olmaz” diyerek gündeme gelmek olsaydı, ertesi gün birçok televizyon ve gazete benimle röportaj yapmak istedi. hiç birine katılmadım. zira hayırlı bir iş yaparken, benim de yıllarca şikayetçi olduğum, yeni tartışmalar açmaktan allah’a sığınırım.

    şunu biliyor ve görüyorum ki, dini konuların bugüne kadar halkın en iyi anlayacağı şekilde tatbikatla televizyonlarda anlatılmamış olması büyük eksikliktir. bir yemek programını sebze ve meyveleri ekranda göstererek ve yemeğin yağını suyunu koyarak gösteriyorlar. niçin? çünkü ne kadar anlatılsa anlatılsın göstermek kadar etkili olmayacaktır. peki! böyle bir imkan varken abdestin nasıl alındığını, namazın nasıl kılındığını televizyonda göstererek anlatmamız gerekmez mi? bugüne kadar bunun yapılmamış olması bir eksiklik değil midir? bu yüzden ilerleyen programlarda da tatbikatla anlatma usulümüz inşaallah devam edecektir. burada bir hususa dikkat çekmek isterim. ne olur! bu kadar önemli bir konu, amacından saptırılarak tartışmaya girilmesin, girmek isteyenlere de prim verilmesin.

    “türk televizyon tarihinde ilk” başlıkları atıldı. doğrudur. televizyonlardaki dini programlara iki şey kazandırdığımıza inanıyorum.

    birincisi; bağırmadan, çağırmadan sakin bir şekilde halkın anlayacağı düzeyde bir programın yapılabileceğini ve izlendiğini göstermiş olduk.

    ikincisi; özellikle fıkhî konuları görsel nimetinden yararlanarak tatbikatla anlatmanın ne kadar etkili ve anlaşılır olduğunu ortaya koyduk. insanımızın eline doğru tartabilecekleri mihenk taşı verdiğimize inanıyoruz. bu sayede yıllarca bid’at ve hurafelere düşmüş veya dinin birçok emrini eksik ve yanlış bilenler, yaptıkları yanlışları düzeltme imkanı bulmuş olmaktadır. bu iki tarzın dini bilgilendirmede çok etkili olduğunu görüyoruz. bundan böyle televizyonlarda bu tarzın yaygınlaşacağı yeni bir çığır açılacaktır.

    doç. dr. mustafa karataş

    kaynak: http://www.mustafakaratas.com/haber_oku.do?id=54
    (bkz: mustafa karatas)
  • gusül abdesti almadigi icin ekonomik durumu gayet iyi olan ve arada demlenen kocasini bo$amak isteyen ismini vermek istemeyen seyircilerden biri aradiginda dur ne oluyor serhat ya diyip televizonumda bulunan iki kanaldan bu 7 sayisiyla isaretlenmisine dört gözlerimle bakmama sebep olmustu muhabbet kapisi. zavalli kadincagizin kocasinin dini inanc eksikliginden dem vururken mustafa hoca efendinin gayet magrur ve efendi durusu, "kocam kokuyor hocam" derken bile hic istifini bozmamasi gözlerimin nemlenmesine neden omus sira sira gelen sorularla halkimizin dinsel sorunlarinin ne kadar da büyük oldugunu anlayabillmistim artik. ülkemiz sinirlarinin en güney noktasindan arayan bir hanim teyzemiz ise gelinin dilinin pabuc gibi uzadigini, ev islerini yapmaz oldugunu ve i$siz kocasini terk etmek istedigi icin hacilara, hocalara, cincilere gittiklerini; en sonunda gelinine mustafa hoca gibi cok muhterem bir hocanin dedigine göre bir cin tarafindan nikah yapildigini ögrendigini söyleyen kadina ise hafif alinmi$ gibi oldu mustafa hoca efendi, böyle seyleri diyen hocaysa biz neyiz gibisinden. hak vermemek elde degildi: yürü be hocam diyiverdim, ne hocalar var ya cinlen insan nikah mi kilarmis alla alla diye cemkiresim geldi; ama hu$u tüm bedenimi sarmi$ti, kalkanci tarikatinin bir üyesiymisim gibi titreyerek bir allah cekiverdim gögün en ulusuna. mustafa hoca efendi icimi pinarlarin taslara carpip kiyilarda ciseleyip oralardan gecenleri serinletmesi gibi icimi agzindan dökülen uhrevi sözcükleriyle serinletiyor, kanali degistirmemem icin elinden gelen herseyi yapiyordu sanki. dayanmaliydim, sonuna kadar izlemeliydim. gusül abdesti almadigi icin kocasini bo$amak isteyen kadinin dramini dindirmek icin ne tür bir cevap verecegini görmeliydim. ama olmadi kumandaya basmak istiyordu parmaklarim, konuk ilahiciyi dinlemek istemiyordu kulaklarim, mac sonuclarina, gereksiz $eytani programlara yönlendiriyordu beni iblis denen kandirikci. bir an müslüm gündüz ü ve reha muhtar in o dönemlere haber sunusunu hatirladim, fadime kalkancinin göz ya$lari geldi aklima. göz acip kapayincaya kadar kanali degi$tirmi$tim artik. halkin geri kalanina biraktim dinsel bilgilenmeyi, diger kanaldaki parmakliklar ardinda dizisini actim.
    lost izleyemiyordum ühühühühühü...

    üc noktalari seven adam...
  • dün akşam bir ana kız bağlandı telefonla hocamıza...
    '' annemin özel bir durumu var da,size anlatamıyor'' diye başladı kız.

    cool hoca ise tüm kul hocalar gibi ''kendisini verin telefona,daha iyi anlatır'' dedi..

    bu arada hatta olan aile karadenizli ve doğusundan.tahmin edeceğiniz gibi bu bir ayrıntıdan öte hikayenin sac ayaklarından biri...
    aslında telefonda pek de fena olmayan anne tüm şivesi ile hiç heyecanlanmadan

    ''şimdi ben babama bir beddua ettim,hakkımı helal etmedim,nasıl olacak bu?'' diye sordu

    ''kendisi hayatta mı'' diye sadece prosedüre dayanan soruyu sordu hoca

    ''yok öldi,cittii,çoktan...''

    hımmm demeden hoca ''sebep neydi ?'' diye devam etti.

    '' beni istemediğim adamla evlendirdi ''

    tamam dedi hoca elinde ki kağıda not alırken...

    ''he bir de şey var , dur , he oni dur kız anlatsın '' dedi teyze.

    kızı geçti hatta..
    '' bundan seneler önce ramazanda babam geliyor annemle zorla ilişkiye giriyor,annemde abdest alıyor ama orucunu yemiyor... orucum bozulmuşmudur diye soruyor'' dedi...

    biz önce afalladık çokca da güldük tabi ekran başında.bu denli rahat bir o kadar da kendinden emin bir ana-kız.. evlenmiş,yıllar geçmiş ama evliliğinde biraz ukte kalmış bir teyze ve bunun sonucu doğan kızı ona bir anlamda arkadaş gibi hemdert olmuş.herşeyden öte bana göre ise itiraf etmenin zor ama rahatlatıcılığını ekran başında yaşayan iki genç kız.. küçük asyada doğan insanlarının çokca bağnaz sayıldığı ülkemizde aslında nelerin olabileceğini çok güzel gösteren bir örnek..
  • geniş bir izleyici kitelesi olduğu düşünülen program. az önce ankaradan programa bağlanan bir kadın şu soruyu sormuştur :

    - merhaba iyi akşamlar, ben hayat kadınıyım. gündüzleri oruç tutuyorum akşam iş olduğu için ibadetlerimi aksatıyorum. orucum kabul olur mu ? çok inançlı ve itikatlı biriyimdir aslında.
    - dıt dıt dıııııt... dıt dıt dııııt..
  • oruç tutan itikatlı hayat kadını ve mavi ekran veren hocanın diyaloğuyla şu videoyu akıllara getirmiş program:

    http://www.youtube.com/watch?v=tlof9flyeww
  • şu dakikalarda alternatif islami tıp çözümleri konuşulan bir program.

    -evet bir telefonumuz var, buyrun?
    +hayırlı akşamlar efendim. eşimin fiziksel durumundan ötürü çocuk sahibi olamıyoruz ancak taşıyıcı anne ile mümkün dediler
    -tüp bebektir o dediğiniz
    +hayır efendim şimdi eşim hamilelile uygun de...
    -evet stüdyomuzdaki doktorumuza soruyoruz, tüp bebek konusunda bize bilgi verebilir misiniz? telefondaki seyricimize de iyi akşamlar diliyoruz. burayı dikkatle dinleyiniz.evet!
  • an itibariyle "yatalak hastaya nasıl abdest aldırılır?" sorusunun cevabını vermeye çalışarak ama veremeyerek müthiş bir aydınlanmaya neden olmaktadırlar. beni şoklardan şoklara sokmaktadırlar. lan bayaa felçli adam yatıyor stüdyoda hem de canlı. yok artık demeyin izleyin.