şükela:  tümü | bugün
  • mektup, mesaj, e-mail, sms, telefon gorusmesi, vs. kapanis unlemi.
    saygilarimla, sevgilerimle, selamlarimla gibi birsey.
    erkan ogur'un bir cd'sinin kapagindaki yazisinin sonunda kullanmisligi vardir.

    --- ornek ---
    sayin/sevgili x,

    hede. höde.

    muhabbetle,

    smoky
    --- ornek ---
  • şimdiye kadar duyduğum ve kullandığım, en güzel konuşma - yazışma kapanış ünlemidir.

    muhabbet kelimesi sevgi anlamına gelir, ilk anlamı budur bilirsiniz. hem o yönüyle hem de bu zamanda bildiğimiz muhabbet kelimenin anlam yönüyle pek güzeldir, pek cicidir. kullanmak gerekir...
  • ben kimi yazışmalarımın sonunda kullanırım hep bunu.

    "hüdai'yim hüdamız var
    aşk elinden bademiz var
    muhabbetten gıda'mız var
    ölüm ölür biz ölmeyiz..." (bkz: bütün evren semah döner) hasret

    ölümü öldürmüş biri olarak bir insan ile yaptıgım konuşmadan/hasbihalden tat aldıysam, bir şükran göstergesi olarak bunu kullanıyorum. "bu konuşma ruhuma gıda oldu, canıma can kattı, eyvallah erenler" manasında.
  • mitingler ve kamuya açık konuşmalarda veda edilen topluluk için dilenen neşe ve selam ifadesi.

    ---

    (bkz: recep tayyip erdoğan sözlüğü/#66344997)

    sözlüğün tamamı, videosu ve orijinali: https://haber.140journos.com/…-sozlugu-5a68b82c39cb
  • işin o yanına gelince.. bok gereksinimi için dedem de dahil ev ahalisi ev dışına gidiyordu. ama ev dışında uzun süreler belirli bir tuvalet olmadı biliyorum. (bizim eve ruhsat verilmemeliymiş.) büyük bok* için aşağıdaki bahçeye veya evin üst yanındaki tarlaya gidilebilirdi. taharet için yanında bir litrelik bir silindir tarım ilacı tenekesiyle. burada sıçmaya gitmekte sorun yok, sorun öcü korkusuydu. zaten belli bir karanlık korkusu var, bir de gece gece sıçmam gerekirse, karanlıktan geri eve nasıl dönülecek? öcüler hemen arkamda ve nefesleri ensemde ya... neye benzediklerini bilmezdim, benim için önemli olan kaçılmaz bir yakınlıkta pusuya yatmış* oldukları inancıydı. kaçma yararsızlığı çok özel bir gerginlikle ne yavaş ne hızlı olan bir tempoyla eve geri dönmeyi gerektirir. hızlı gidersem hemen arkamdan enseleyebilirler*. aşırı yavaş yürürsem kucaklarında kalmış, davet etmiş olurum. bunun kısmi çözümü evimizin önündeki kapalı sınırlı üstü açık ağılda yataduran keçilerimiz olurdu. gizli nefes nefeselikte eve zıplarken keçilerin arasında gözüme bir keçi kestirir, derhal ona muhabbetle sarılırdım ki, tırnaklarını geçirmeye başlamış gibi hissettiğim şeytan/öcü geri çekilsin. nasıl o kesin etkiyi sağlardı? tabii ki boynuna sarıldığım, karnına yattığım keçinin vücut sıcaklığı ve ısının verdiği güven sayesinde. dölyatağı benzeri güveni keçide bulmuş bir çocuk freud hastası. o istasyon, öcünün bir süre bloklanmasını sağlıyor diye deneyimlerdim. sonra bir anlık daha zıplama hamlesiyle eve varabilmişimdir. keçilerde duraklamasam o heyecanla kaçar hıza ulaşırım, öcüler kesin yakalar. yaklaşık 100 keçimizden hepsi dosttur, kurtarıcıdır, sadece harbılı adlı belinde beyaz bir kuşak olan keçimiz her zaman kendi namına korkutucudur. o keçi yakınlardaysa dip kapıya ulaşmak yetmez, bir de peşimden harbılı gelip tos vurmasın diye kapıyı kapatmak gerekir. (bkz: gece korkusu/@ibisile)

    (bkz: muhabbet/@ibisile)