şükela:  tümü | bugün
  • şimdi merak ettiğim şu: bir müslüman kürt çocuğunun anadiliyle eğitim görmesinin dinimizdeki yeri nedir? bu günah mıdır? yani kürtçe, dinen caiz değil midir?

    "müslüman kardeşinizin bir hakkı üzerinizdeyse o sizden istemeden ona teslim edin" diyen bir peygamberin ümmetinden bahsediyoruz. bakınız, "...o sizden istemeden..." diyor.

    cidden, muhafazakar arkadaşlarımızın kürt sorununa bakış açılarını merak etmekteyiz. kürtlerin kimlik ve anadil gibi taleplerinin islamiyet'te karşılığı nedir?
  • kimse de yazmamış bir şey amk. aloo dini bütün kardeşlerim, nerdesiniz yav?

    yani kahvehane köşelerinde bazı terörist sempatizanlarının o terörist ağızlarıyla " arap'ın onlarca devleti var; türk'ün onlarca devleti var; kürd'ün neden bir tane olmasın?" diye şu güzel ortamımızı bulandırma çabalarını görüyoruz. sevgili hocalarım, bu teröristlere nasıl cevaplar verelim de kendilerini böyle haklı çıkarma gayretlerinin önüne geçelim?

    şimdi tabi burda neden sadece muhafazakarlara bir çağrı var, sorusunu cevaplamak elzemdir kanaatindeyim. e hayal edebiliyor musunuz ki "ülkücülerin kürt sorununa bakışı" diye başlığın açıldığını. cem yılmaz'ın haklı olarak işaret buyurdukları veçhiyle bu, iskender salonuna girip garsona "ne vereceksin bana" demeye benziyor: e iskender!

    şurda ülkücülere salladığım düşünülmesin rica ediyorum. kürt sorunu denildiğinde en ikirciksiz, riyarkarlığın r'si bile olmayan zihniyete bu güzel kardeşlerimiz sahipler. "kürt yoktur" diyerek mevzuyu makas gibi kesip ortalığı pırıl pırıl bir hale getiriyorlar birden. ne dert kalıyor ne tasa. seviyorum kerataları. bunu ciddi söylüyorum. okuldayken de en çok bu hırtlarla anlaşırdım. "kürt yoktur" deyip kampüste seni "kürdoo" deyi çağırırlar ama olsun. neticede uygur-çin anlaşmazlığında uygur kardeşlerimizin hakkını arıyoruz diye çinli zannederek uygurlu pataklamış herifler bunlar. yediği dayağın da etkisiyle zavallı uygurlunun sonlara doğru "aslında ben çinliyimhhğğ" demesi ülkücü gardaşlarımız açısından olayı daha da komplike hale getirmekten başka bir şeye yaramamıştı.

    neyse, son tahlilde şahsi şeylerden bahsediyorum gerçi ama hiçbir problemim olmadı bunlarla, öğrenciyken yemekleri de kursağımızdan geçti bazılarının. ha mevzu hak mücadelesi ise, yemek deyince aklıma geldi, maksat başkasının önündeki yemeğe göz dikmek değil, kendine de bir lokma ekmek istemektir.

    şimdi, çinli zannederek uygurlu dövmek meselesinden bahis açılınca baya baya sakallı muhafazakar abilerimizin de hollanda ile olan problemimizde portakala pıçak çektiklerini deklare edebilirsiniz. aslında fıtratı gereği bıçakla zaten haşir neşir olan portakal meyvesinin mevzuyu hala çakozladığını zannetmiyorum.
  • bir de tabi kategorize etmeyi sevenler derneğinin ulusalcı diye kategorize ettiği güzide vatandaşlarımız var. ulusalcıların da kürt sorununa bakış açısını merak ediyor olabiliriz, başlık niye bunları da kapsamamış diye sorabilir tabi aranızdan bazı işsiz olanlar. arkadaşlar cevap veriyorum: iskender!

    ya ne olacağıdı amç. bence haa, benzeşme o kadar var ki meseleyi en kökenine kadar götürmek de mümkün olabilir: bir ülkücü ile bir ulusalcıyı ayırt eden şürud nedir?... din?... bu kadar mı? zira burdan öyle görünüyor abilerim ablalarım. şu anda bu iki cenah da hükümetin yanında görünmek için, hükümetle aynı kareye girmek uğruna bayağı efor sarfediyorlar. ha ulusalcılarınki, haklarını yemeyelim, biraz daha sanki "istemem yan cebime koy" deyiminde kendini bulan bir durum iken sayın başbuğ bahçeli ise bayağı evi, tarlayı, böbreği satıp hükümete basmış gibi görünüyor.

    bak vallahi yalan yok, bunlardan en çok sayın devlet bahçeli'yi seviyorum. bazen yatağa uzanıp da yastığa başımı koyduğumda aklıma takılıp kalır da uyutmaz beni şu düşünce: ya bahçeli olmasaydı, ülkücülerin hali nic'olurdu?

    ulusalcıların kürt sorunu karşısındaki tutumları aslında pratikte ve teoride meselenin mihenk taşlarından birisini husule getiriyor diyebiliriz: bu, yukarda da bahsi geçen "din" mevzu. burdan hareketle, bir ulusalcıyı bir kürd'e ulaştırması gereken bağlantı noktalarının neredeyse olmadığını görüyoruz. milliyet olarak aynı olmadıkları gibi inanç olarak da birbirinden uzaklar. kısacası ortak payda sıfıra yakın diyebiliyoruz.
    neden mihenk taşı dedim, çünkü başlığın da açılış sebeplerinden birine geldik böylece. din kardeşliği meselesi... silahlı mücadeleye terörizm diyoruz değil mi hepimiz; o halde silahları bir yere koyarak bir dine mensup olduğunu ve o dinin gereklerini yerine getirmeye çalıştığını iddia eden bir millet ile aynı dine mensup bir diğer milletin yine aynı din kuralları çerçevesinde hak hukuk tartışması yapılabilmeli. niye muhafazakar diyoruz da ulusalcı demiyoruz'un cevabı da burda zaten. bir muhafazakar türk ile bir kürd'ün aynı potada eriyebilen, tümüyle olmasa da, zihniyet parçacıkları olabilir.