şükela:  tümü | bugün
  • tutuculuğun, katı bir düşünce yapısının, gelişime açık olmayıp yenileşmeye kapalı kalma istek ve arzusunun başlıca söylemi olan muhafazakarlığın aşırılaşması neticesinde demokrasinin istenilen düzeyde olmayacağını, katı bir muhafazakarlık ile demokrasinin örtüşmeyeceğini işaret edip kimine göre sübjektif, kimine göre objektif ve kimine göre ise, genellemenin aşırıya kaçırılmış hali olarak ifade bulacak olan bir önermedir.

    her insan bir şekilde, farklı konularda muhafazakar olabilir ama burada vurgulanmak istenen muhafazakarlık, din ile ilgili olan ve birey tarafından abartılarak koyu bir kıvama büründürülmüş olanıdır. gerçi yine dinsel çerçevede olan ve koyu olmayan bir muhafazakarlık da koyu olanı gibi içe kapanık ve özellikle kadın konusunda ve kadınlar ile ilgili mevzularda demokrasi ile zıt bir kutupta yer alır özellikler taşımaktadır.

    bu nedenle de yaygın inanış vardır ve bu inanış, demokrasi ile muhafazakarlığın aynı yapılar olmadığı ve demokrasi açılımdan yana iken muhafazakarlığın kapanmak doğrultusunda olduğu, gibi bir düşünce ve yargıdır.

    muhafazakar bir düşünce kırıntısının var olduğu bir eksende, demokratik gelişimin her şeyi ile eksiksiz olacağı düşünülmemektedir ve muhafazakar varlığın, demokrasinin seyri açısından olumsuz bir etki yapacağı ve bunun sonucunda ortaya çıkacak demokrasinin türlü eksikler barındıran ve tam manası ile olgunlaşmamış, yer yer sıvı kıvamında ve sulu bir dokuda olacağı aşikardır.

    gerçi burada da insan faktörü devreye girmektedir. nihayetinde demokrasiyi var eden de, muhafazakarlığı içselleştirip yüzeye vuranda insandır ve dolaylı yoldan insan, muhafazakarlığın gölgesine saklanma yollu demokrasiyi işlemez kılmaktadır ve işleyemeyen demokrasi ise kötü bir demokrasi olarak akıllara kazınır.

    bunu kazıyan muhafazakarlığı kullana insan ise, bir yandan demokrasinin ne olduğunu bilmeden ve muhafazakarlığa bir tehdit olduğunu düşünerek hareket etmekte, diğer yandan ise; muhafazakarlığın içine doldurulan inançsal eklentiler ile yapı, içinden çıkılamaz bir hal almakta ve bu neticede demokrasi de, kendisi ile çatışan bir düşünce ve yaşam sistemi karşısında olduğu yerde durmaktadır. durdukça da zamanın seyrinde dokusu bozularak çürümeye ve kötüleşmeye başlamaktadır.

    bunun en iyi ilacı demokrasinin ne olduğunu gerçek anlamda öğrenmek ve muhafazakarlığı bir körlük edası ile gözün ferinin karartır bir dozda bünyeye yedirmemek olacaktır. anca bu yolla hem demokrasi hem de muhafazakarlık yan yana muhafaza edilebilir.
  • muhafazakarlık yerine yobazlık yahut bağnazlık konulsa doğru olabilecek önerme. muhafazakarlık doğru anlaşıldığı zaman korkulacak bir şey değil bence.

    arap toplumlarında oligarşi, monarşi vb. demokratik olmayan yönetimler dışında demokratik yönetimlerin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. en basit örnek kaddafi'li libyadır.
  • (bkz: konfüçyus bu sorunun emar'ını çekmiş)

    değişim rüzgarları eserken birileri duvar örer birileri ise yelken diker.