şükela:  tümü | bugün
  • karşılaştırma
  • (bkz: uslamlama).
  • öğrenmenin en ileri safhalarından biri sayıldığından insanları diğer canlılardan üstün kılan yeteneklerden biridir.diğer canlılara yapılan deneylerden ise bizden sonra bu özelliği en gelişmiş canlıların şempanzeler ve maymunlar olduğu anlaşılmış.onları ise köpekler ve sıçanlar izliyormuş..kalan diğer canlılar ise bir sonuca ulaşmakta mukayeseden çok deneme-yanılma yöntemini kullanıyorlarmış.
  • bir önceyi bir sonra ile kıyaslama yaparak, düşünce ile sonuca gitme durumu
  • 1. birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, yargılama.
    2. felsefe: usa vurma.
    "daima felsefe yapmaya hazır, kurulmuş bir makineye benzeyen ukala dimağım muhakemeye başladı."- ö. seyfettin.
    3. mecaz: bir sorunu çözmek için çıkar yol arama.
    "güldüm, şu muhakemem ne garip münasebetsizlikti."- ö. seyfettin.

    (bkz: tdk)
  • analiz yerine kullanilabilecek guzel bir kelime (oldugu kanaatindeyim).
  • bugün de görmüş olduğumuz üzere, bu ülkenin büyük bir kısmında kalmayandır.
    (bkz: 10 ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi)
  • şu yazıda harika bir uygulamasını görmek mümkün. => (bkz: #48673372)
  • nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiğinin sağlıklı ölçütleri oldukça muğlak olan bir kavram. sanırsam herkes başkalarına, onların sözlerine ve davranışlarına bakarak bir pay çıkarıyor kendine. o yüzden bir konudaki deneyimler ne kadar fazlalaşırsa o konudaki muhakeme yeteneği de o kadar artıyor.
  • m. benim ona göre avantajımın kendime güvenmem olduğunu söylüyor. oysa bakıyorum, hiç de öyle kendine çok güvenen bir tip değilim, bir sürü korkularım, güvensizliklerim, kendimi suçlamalarım, gel gitlerim, çekingenliklerim var. ama güvendiğim birşeyim var; muhakeme gücü. akıl, düşünme kabiliyeti filan diye ararken buldum “muhakeme” kavramını: verileri ortaya koyup, sonuç çıkarma. gerçekten iyi düşünme becerisini en iyi ifade eden sözcük. hayatın ne olup ne olmadığı, bize düşenin ne olup olmadığı muhakeme gücüyle, düzgün, doğru düşünceyle ortaya çıkıyor; bir hükmün sonuçlarına, ne getirip ne götüreceğine de bakıp, sonunda bir yargıya varıyorsun. mahkemede olduğu gibi bütün delilleri, karşılıklı çeşitli yönlerden ortaya serip, tokuşturuyor, bakıyor ve karar veriyorsun. o daha verileri saptarken dar bakıyor, veriler içinden takıntılı olduğu bir kısmını seçip alıyor.
    ingilizce en iyi karşılayan sözcük “discernment”, almancası “urteilsvermögen”.