şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insan sevdiğine inanır. bu yüzden iktidardan nefret ettirme, onu gözden düşürme yolunu değil, kendinizi iktidardan daha çok sevdirme yolunu benimseyin.

    birinin kardeşi hırsızlık yapsa ve bunu siz görseniz... sonrasında da abisine ispiyonlasanız... hırsız kardeş buna itiraz etse... adam kardeşine mi inanır size mi? iftiracı olduğunuzla kalırsınız. adam bir de sizden nefret eder. hatta ısrar edip adamın hırsızlığını ortaya çıkarsanız ve adamı hapse attırsanız bile hırsızın ağabeyi sizi kardeşi kadar sevip güvenmiyorsa müteşekkir olmayacaktır. kardeşini hapse attıran bir yabancıdan başka hiçbir şey değilsinizdir onun gözünde...

    namuslu ve güvenilir olmak önemli... ama bir insanı sevmiyorsan, namuslu ve güvenilir bile olsa tercih etmezsin.
  • aşağıdaki yazıdan çıkarılabilecek tavsiyelerdir.

    bir halk kahramanı; seçmen…

    seçimlerin sonucu neden değişmedi?
    akp tüm gezi olaylarına ve tapelere rağmen nasıl ayakta kaldı?
    ve daha niceleri…?

    seçimin başına gidersek an itibarı ile bu ülkede “sol” bir partinin potansiyel oy oranı %50 civarında, “milliyetçi” bir partinin potansiyel oy oranı %70 civarında, “merkez sağ” bir partinin potansiyel oy oranı %90 civarındadır. bu oranlardan ve güçlü alternatif bir “merkez sağ” parti olmaması durumundan ötürü seçime zaten önde giren parti akp idi. ancak seçimi akp’nin kazanmasının temel sebebi bu değildir elbette.

    peki ana sebep nedir?
    ana sebep uç düşünce ve fikirlerdir. uç siyaset, kesinlikle ve kesinlikle “merkez” bir partiyi besleyecek ana damardır. bu uç siyasetin oluşumunda bir kesim halk tarafından “diktatör” ilan edilmiş recep tayyip erdoğan’ın payı olmakla birlikte esas pay kesinlikle ona “diktatör” lakabını takanlarındır.

    nasıl mı? seçim öncesi döneme şöyle bir bakalım.
    seçim öncesi dönem uç siyasetin sağlam ağ ördüğü dönemlere denk gelmektedir. zira bu dönem ayrılıklar iyice belirginleşmiş, insanlar sokaklara dökülmüştür. bu sokağa dökülüş sokağa dökülenlerden çok karşısında duranlara yaramıştır. bunun sebebi de eylemin amacından sapması ve dozunun kaçırılması olmuştur. zira sokağa dökülenler memleketin polisiyle kavga etmiş, olaylarda insanlar yaralanmış, bu insanların mesuliyeti tekrar polise yüklenmeye çalışmıştır. oysa sokağa dökülmeyen halk için polisin göstericilere müdahale etmesi kadar normal bir şey yoktur. dünyanın her yerinde büyük çaplı eylemlere polis müdahalesi olmakta ve ne yazık ki kayıplar verilmektedir. üstelik kayıp sayısının abartılması-zira yanı başımızdaki ülkelerde yapılan eylemlerde 1000lerce insan hayatını kaybetmişken- bu kayıpların “katliam” olarak adlandırılma çabası “yaygaracı bir topluluk” imajı oluşturmuştur. yani sonuç olarak bu durum göstericilerin iddaa ettikleri her şeyin bu tarz bir “abartı” olduğu düşüncesini doğurmuştur. ne yazık ki bu eylemlerin teorik güzelliklerinin yanında ki uygulama hataları bununla bitmemektedir. eylemcilerin dışarıdan kötü gözükme sebepleri özetle; eylemcilerin ağırlıklı genç-kanı kaynayan-düzen karşıtı görüntüleri, tahammülsüzlükleri ve ağızlarının bozuk olması (ki özellikle sosyal medyada kendilerine destek vermeyen her kesime küfür edebilme hakları olduklarına inanmışlardır), eyleme abd başkanının sahip çıkması, eylemciler arasında eylemde içki içen, ciddiyetsiz tavırlar sergileyen grupların olması (ki rakı sofrasındaki adamdan bile “elin ayyaşları vatan kurtarıyor!” paparasını yemişlerdir), taraftar gruplarının özellikle çarşının olaya karışması(çarşının halk arasında “değerli şeyler için kavga eden grup” diye bir sıfatı yoktur ne yazık ki), chp ve özellikle bdp gibi parti ve partililerin olaya destek vermesinin olayı siyasi ve hatta bölücü,darbeci bir eylem gibi göstermesi ve daha niceleri…

    seçim öncesi dönemden ayrılıp bu ve önceki seçim dönemlerine bir göz atalım…
    seçim dönemi kaybetmeyi bilmek bir sonraki seçimi kazandırabilecek önemli bir erdemdir. ancak özellikle “sol” kaybetmeyi bilememiştir. her seçim sonrası “aziz nesin haklı”,”bidon kafalılar”,”cahil bu millet” “koyunlar” diye ortalığa dökülen “sol”, kendi halkıyla her seferinde arasındaki mesafeyi arttırmış ve en nihayetinde kopma noktasına getirmiştir. zira kimse “sen geri zekalısın! bir dahaki seçim bana oy ver!” diyen bir partiye oy vermez. ya da şöyle demek daha doğru olur bir dahaki seçimde bu partiye oy verirse asıl “aptallığı” yapmış olur. bu tarz tepeden bakma tutumları “sol”un zaten burjuva görünümünü pekiştirmiş, halkı merkez sağa doğru itmiştir. “sol”un seçim dönemleri hatalarının bir başka örneği “demokrasi cahil halka göre değildir” bakış açısıdır. yine “sol”un halk nezdinde “yasakçı” ve “darbeci” tavrı hortlatılmış, bu laf bile, tek başına, insanların en temel haklarından olan “seçme ve seçilme” haklarına göz dikildiğini göstermeye yetmiştir. diktatörlükten kurtulmak adına verilen bu “demokrasi neyinize, diktatörlükle yöneteceğiz sizi” komutu salak sandıkları halk tarafından “salakça” bulunmuş, gereken ders seçimde verilmiştir. “sol” hataları saymakla bitmemekle birlikte bir yenisi “kendinde hata bulamama” sorunudur. zira “sol”a göre halkın onlara oy vermeme sebepleri (tabi salak olmaları dışında) karşı tarafın makarna-kömür dağıtması ve seçimlere hile karıştırmasıdır. her seçim sonrası bu iki “yalan”a, (evet yalandır halkın yüzde 50sinin makarna ve kömür aldıkları için oy verdiğini düşünmek yine sol tabiriyle “aziz nesini haklı çıkarmak” tır. ), bu iki mazerete sığınan “sol” kendisine “nerde yanlış yapıyoruz?” sorusunu sormamış ve “muhalefet” noktasında bir adım dahi atamamıştır haliyle. zira bir yere “dünyanın en büyük havaalanı” yapılırken gidip “ağaç kesilecek”,”yolsuzluk yapılacak” gibi sebeplerle muhalefet yaparsan mecliste “gerçekten geçmemesi gereken bir düzenleme” yapılırken halkı arkanda bulamazsın. (bkz: yalancı çoban hikayesi). tapelere olan güvenin sıfıra yakın olmasının da sebebi bu yalancı çobanlık durumdur. türk “sol”u kendi eliyle ve diliyle (ağır küfür içerir) “merkez sağ”a kaybettiği seçimlerden sonra “halk”ı suçlayarak dünya siyaset tarihine yeni bir boyut kazandırmıştır. seçim günü her defasında “oy sayımı” kısmında gösterdikleri değerler yanlışken karşı tarafı “manipüle etmek” ile suçlayıp oy sayımı biter bitmez bu konuyu kapatmak bile bir dahaki seçimde oy oranını düşürmeye yetecektir. şu satırları yazdığım sırada tüm sosyal medya aleminde halka ve rakibine küfretmeye devam eden “muhalefet seçmeni” bir daha ki seçimi de kaybetmek için çalışmalara başlamış görünmektedir. muhalefetin en büyük düşmanı iktidar parti, rakip muhalefet partiler, dış güçler ve ya iktidar seçmeni değil doğrudan “muhalefet seçmeni” dir. muhalefet, diğer seçmenleri suçladığı zaman diliminin onda birini kendi partisindeki sorunları çözmekle ve ya kendi seçmeninin tutumunu değiştirmeye çalışmakla geçirseydi ya iktidar değişirdi ya da en azından dünyanın en doğru muhalefetine sahip olurduk.

    kendini haklı görebilmek haklı olmaya ya da siyaset oyununu kazanmaya yetmemiştir ve ne yazık ki yetmeyecektir. siyaset oyunu haklı ve ya haksızın değil bu oyunu iyi oynayanın kazandığı bir oyundur. bu düzlemde ilerlemeye devam eden muhalefetler her seçim dönemi sonrası şaşırmaya mahkumdur maalesef.
  • gücünüz henüz yeterli olmadığı halde, sizi öfkeniz ya da refleksleriniz yönetiyorsa, yeni bir durum karşısında aklınıza gelen ilk tepkiyi veriyorsanız, siz de iktidarın bir enstrumanısınız demektir, iktidarı pekiştiriyorsunuz demektir. çünkü bu edilgenliktir. çünkü bu öngörülebilirliktir. çünkü bu oyuncu değil, kart olmaktır. tepkileriniz aslında size çoğu zaman iktidar tarafından sipariş ediliyor, farkında değilsiniz. o yüzden lütfen, gücünüz henüz yeterli değilken, aklınıza gelen ilk tepkiyi vermekten sakının. tepkiniz neyi nasıl etkiler iki dakkacık düşünün.
  • muhalif görünüp bilerek veya bilmeyerek iktidara çalışan arkadaşlar var. sürekli ama sürekli karamsarlık yayıyorsanız, muhalefet adına siyaset yaptığınızı iddia edemezsiniz. kötü koşulları biz bilmiyoruz sanki... sürekli karamsarlık yayan biri iyi niyetliyse aptaldır, kötü niyetliyse, ya ortamlarda muhalif görünme derdinde bir ilgi budalasıdır ya da harbiden de muhalefetin psikolojik gücünü baltalama niyetinde olan gizli bir iktidar yanlısıdır. her halükarda sosyal tecridi hak eden biridir. en azından referandum bitene kadar... moralimiz en büyük servetimiz. böyle tiplere kaptırmayalım. teslim olmazsak, akılcı davranırsak, iyi anlatırsak #hayır kazanacak.
  • kalitenizi diğerlerinin her x dediğine karşılık o zaman bizde y diyoruz şeklinde değil; z diyerek belirtin.
  • neden "hayir" denmesi gerektigini cok acik ortaya koyan maddeler oldugu halde hic bu maddeler uzerinden reklam yapilmiyor. evet cephesi buna ragmen feshetmenin adini degistirerek kullaniyor bunlari televizyonda reklamlarinda.

    daha basit, ilkokul seviyesinde anlasilabilecek duzeyde maddeleri kisa kisa aciklayacak bir reklam yapilmali.
    sunu bi inceleyelim simdi
    bunun daha kisasi tvde var. onu bulamadim ama burda da arkaya gaza getirici bi muzik konulmus. ve dikkat ettiyseniz maddeler verildigi gibi altina yorum da eklenmis. onlarin yerine yorumlanmis. neden evet? altta yaziyor: guclu turkiye, istikrar ve maddeler kucuk kucuk siralanmis.
    anlasilmasi istenen ve vurgu yapilan kisim guc gosterisi kismi daha guclu daha buyuk.
    zaten hitap etmek istedigi seviye maddeleri okuyup yorumlamayacagi icin onlarin yerine yorumlarini da yapistirmislar.

    simdi muhalefet cehpesinin dusunmesi gereken kisim, hayir diyenleri pekistirmekten ziyade bu kitleden nasil insan cekilebilecegi.
    bakin abi inceleyin nasil yapmis adamlar.

    aciklayici, yorumlayici basit ve kisa cumleler. arkada gaza getiren bir muzik, birlik beraberlik yapistirin burdan. adamlar 15 senedir boyle kazaniyor lan secimleri.
  • bu seçimlerde mühürsüz oyların da sayılacağını unutmayın... sizin de eliniz armut toplamasın... puşt 10 tane mühürsüz ekliyorsa, sen 20 ekle...
  • sokaklarda reklam yapın bir şekilde... televizyonlar gazeteler onların, sokaklar sizin olsun... sesinizi duyurun, bangır bangır yapacakları karalama kampanyalarını boşa çıkarın, ağızlarının payını altta kalmadan verin. halkın biraz düşünmesini sağlayın.
  • aldığınız milyarlarca lira seçim yardımını mal mal bayrak filamaya yatıracağınıza, iyi bir site kurun, her sandığa da parasını verip 2 kişi koyun ki yaklaşık 400bin kişi eder, 100 milyarlarca liranin 5-10 milyarını buna yatırın bir zahmet, her seçim “yaaauuu daha bitmedi anadolu ajansına güvenmeyin daha oyların 30%si sayıldı” demeyin de, anadolu ajansından daha önce seçim sonucu size gelsin, halkta o kaliteli siteden takip etsin.

    amina koyim o bülent tezcana uyuz oluyorum artık bıktık ya, adam her seçim gecesi saat 11de aynı açıklamayı yapıyor, “ysk sisteminde oyların 30%si belli oldu, anadolu ajansı manüplasyon yapıyor” ulan sen de seçim ajansını kur, 80% aldığın beşiktaş kadikoye bayrak asacagina siteni kur.
  • tanzim satış aracına benzer bir aracla elektrik ve dogal gaz satiyoruz desinler, para ödeyenlere de "bagis makbuzu" kessinler. hem muhalifler maddi destek kazanmis olur. zannediyorum bazi akp'liler de elektrik ve dogalgaz aldigini zannederek bagis yapmis olur.