şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ne kk'ciyim ne iyiciyim ne de akp'liyim. zaten kendimi şucuyum bucuyum şeklinde tanımlayacak kadar herhangi bir ana akım politik kuruma bağlı hissetmiyorum.

    elbette liderlik önemlidir. ancak diğer şeyler doğru yapılmıyorsa her şey liderlikten beklenebilir mi? ya da liderin başarısız olmasına yol açan tek sebep akp'nin dayattığı inanılmaz adaletsiz koşullarda geçen seçim midir?

    işte bu soruları muharrem ince'nin başarılı olduğu sanrısına kapılan kitleye sormak istiyorum. tamam kılıçdaroğlu'ndan bir cacık olmaz da muharrem ince'de gerçekten somut verilere dayanan nasıl bir umut görüyorsunuz lütfen açıklayın. eyvallah kitleyi çoşturdu, miting rekorları kırdı ama bunların yetersiz/faydasız ya da ne derseniz deyin etkisiz olduğu görüldü.

    1- ince memleketinde tayyip'ten -türkiye'de hemşehricilik güçlüdür, adam kendi partisinden olmasa, ters bile olsa sırf memleketlisi diye oyunu atar- fark yedi. maalesef memleketinde bile tutunamadı.

    2- 41 yıllık 30 barajını aştık diye türkiye sosyal demokrasisinin tarihinde olmayan bir şey söyledi(açın geçmiş seçim sonuçlarına bakın) başarısızlığı kabul etmeliydi, oysa kendini neredeyse "başarılı" ilan etti. muharrem ince başarılı filan olmadı, gelen oylar kendi adaylarının seçilemeyeceğini anlayan iyi parti ve hdp oylarıydı(belki çok az da saadet). onunla da 30 aldı işte. başarısızlığı da -seçim sonrası ilk açıklamasında- muhalif diğer adayların az oy almasına bağladı. evet diğer adaylar başarılı değildi ancak bu ince'nin de başarılı olduğu anlamına gelmez. zaten belki bir kısım fanatik akşenerci dışında seçimin erdoğan ve ince arasında geçeceğinden hemen herkes emindi.

    3- başarısız bir kampanya yürüttü. haklı olduğu halde stratejik olarak girmemesi gereken polemiklere girdi. seçim çalışmaları aşırı miting odaklıydı. gerçi bunun sorumluluğu yalnızca ince'ye yüklenemez ama elbette aday olarak kendisinin sorumluluğu büyük. bir de benim tartışmaya epey açık yorumum: somut taleplerden ziyade ince'nin kişiliği çevresinde döndü seçim kampanyası. oysa bence 7 haziran 2015'te seçimi muhalefete kazandırmasa da akp'ye kaybettiren faktörlerden biri muhalefetin ciddi çalışmalara dayanan ekonomik talepleri öne çıkarmasıydı.

    seçimden önce yazdım : (bkz: muhalefetin seçim çalışmalarının yetersizliği)

    yani boşuna hayale kapılınıyor gibi geliyor. dolayısıyla mesele kılıçdar veya ince meselesi değil. çünkü türkiye muhalefetinin ilk sorunu liderlik değil. "sağcı" olduğu varsayılan, sağdan da soldan da bihaber kitleleri dönüştürebilecek, ilkelerinden taviz vermeden halkla politika yapabilecek bir parti lazım. öyle sadece seçimde bangır bangır müzik çalıp 2 broşür dağıtmayla, bütün gün ilçe binasında çay içmeyle olmaz bu iş. ince de gelse x de gelse olmaz. ve artık o yüzden (bkz: türkiye'nin kitlesel sol parti ihtiyacı)