şükela:  tümü | bugün
  • vahhâbîlik lâkabı, dâvete uyanların kendileri için seçtikleri bir lâkap değildir, kendilerine böyle bir lâkabın takılmasını da kabul etmemişlerdir. ancak, insanları ürkütüp bu dâvetten nefret ettirmek ve bu dâveti işitenlere dört büyük mezhebe aykırı beşinci bir mezhep getirdiğine inandırmak için bu dâvete düşman olanlar tarafından kendilerine bu lâkap takılmıştır. dâvete uyanların hoşlandıkları lâkap, kendilerine "selefiler", bu dâvete de "selefilik dâveti" denilmesidir.

    doğrusu bu dâvete uyanlara vahhâbîlerlâkabını takmak cinâyet olduğu gibi, aynı zamanda bu dâvetten dolayı tarihe yapılan bir cinâyettir. bu durum, birçok doğu bilimci tarihçiyi hataya düşürmüştür. nitekim ıslahata yönelik mübârek hareketi, muhammed'in babası abdulvahhab'a nispet ederek bu dâvet ve ıslahat hareketinin kurucusunu abdulvahhab yapmışlardır.

    bu dâvetin kendine has bir mezhebi yoktur. bu dâvet islâm'a, onun bütün ilke ve öğretilerini şirk, putperestlik ve bidat gibi lekelerden arındırma dâvetidir. dâvete uyanlar, dâvetlerinde kılıç, kalem ve dil gibi birçok zorluklara karşı koymaları, gerçek islâm'ın o devirde gönüllerde garip ve uzak olmasından dolayıdır. nitekim tâhâ hüseyin doğru bir tespitte bulunarak dâvet hakkında şöyle demiştir:

    "dedim ki bu mezhep, aynı anda hem yeni, hem de eskidir. doğrusu kendi devrinde yaşayanlara yenidir. ancak işin hakikatinde bu mezhep eskidir. çünkü bu mezhep, her türlü şirk ve putçuluk lekesinden arındırılmış, berrak ve temiz islâm'a dâvet eden dosdoğru bir dâvettir. bu, peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yalnızca allah'a ibâdet edilmesi için getirip allah ile insanlar arasındaki bütün vâsıtaları oradan kaldırdığı islâm dinine dâvettir."

    kaynak: prof. dr. muhammed selman'ın , muhammed bin abdulvahhab kimdir? adlı eserinin 59. sayfasından alıntıdır.
  • müceddid imâm muhammed b. abdilvahhâb et-temîmî en-necdî kimdir?

    muhammed b. abdilvahhâb b. süleyman b. ali b. muhammed et-temîmî en-necdî el-hanbelî es-selefî.

    hicrî 1115/mîlâdî 1703 tarihinde riyad şehrinin kuzey batısında kalan uyeyne beldesinde doğdu. ilk olarak temel ilimleri ve fıkıh ilmini o beldenin kadısı olan babasından tahsil etti. daha sonra haccetti. hacdan sonra bir müddet mekke’de kalarak oradaki ilim ehlinden faydalandı. sonra medine’ye gitti, orada da bir müddet kalarak medine ulemâsından ilim tahsil etti. özellikle abdullah b. ibrahim en-necdî ve muhammed hayât es- sindî’den istifâde etti. daha sonra ilim tahsili için ırak tarafına yönelip basra’ya geldi. burada da ilim ehlinden pek çokları ile görüştü.

    şeyh rahimehullah tevhid ve sünnet davetine de burada başladı. bir müddet sonra, uğradığı eziyetler sebebiyle burayı terk etmek zorunda kaldı.

    şam bölgesine gitmek niyetinde olduğu halde maddî imkânsızlık yüzünden gidemedi. sonra ahsa bölgesine geldi. orada pek çok âlimle görüştü. daha sonra babasının, uyeyne’den sonra kadı olduğu hureymila şehrine geldi. bu şehrin emîrini, şer‘î hükümleri uygulamaya teşvik edince, bundan rahatsız olan bazı fâcir ve fâsık kimseler tarafından eziyetlere uğratıldı ve öldürülmek istendi.

    bunun üzerine şeyh, vatanı olan uyeyne beldesine geri döndü. uyeyne beldesinin emîri ilkin, şeyh’e, tevhid ve sünnet davetinde destek oldu.

    daha sonra bazı kabilelerin kendisini tehdit etmesinden korkarak, şeyh’e verdiği desteği geri çekti. bunun üzerine şeyh, der’iyye bölgesine geçti. bu bölgenin emîri muhammed b. su‘ûd, şeyh’i bizzat yanına giderek ziyaret etti. yüce allah onun göğsünü, tevhid ve sünnet davetine açtı.

    şeyh’e destek verdi ve onunla birlikte kavmini ve civar beldeleri şirk ve bid’atlerden nehyetmeye, tevhid ve sünnete davete başladı. yüce allah’ın yardımıyla davet kısa sürede bütün beldelerde meyvesini verdi. derken allah’ın kaçınılamaz takdiri gerçekleşti; tevhid ve sünnet uğruna kılıçlar çekildi.

    hayatının sonuna kadar davet ve cihadın içinde olan muhammed b. abdilvahhâb, hicrî 1206/mîlâdî 1791’de vefat etti. şeyhulislam rahimehullah’ın ıslâh ve tecdidi, kendisinden sonra sayılarını ancak allah’ın bilebileceği talebeleri, etbaı ve nesli tarafından devam ettirildi. nihâyet allah’ın lutfu ile tevhid ve sünnet üzere bir devlet ikâme edildi. dünyanın dört bir yanında, şeyh rahimehullah’ın davetinden müteessir olan ilim ve irfan ehli,
    kendi beldelerinde ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in hak davetini sahiplendiler.

    şeyh rahimehullah’ın daveti böylece sınırları aşarak, yeryüzünün doğularına ve batılarına ulaştı.

    ehl-i sünnet akîdesini savunup sahiplenenler, hatta bazen –ehl-i sünnet akîdesine mensup olmadıkları haldetevhidin tek bir cüzünden bahseden veya şirkin bazı görüntülerini nehyeden kimseler bile, dünyanın neresinde olursa olsun, şeyh ile bir ilgisi olsun veya olmasın, hakkın düşmanları tarafından şeyh’e nisbet edildiler. vallahi, ehl-i sünnet’e iki asırdır, muhalifleri olan bid’at ve dalâlet ehli tarafından“vahhâbî” denilmesi –inşa-allah- allah’ın şeyh’e nasib ettiği izzet ve şereften başka bir şey değildir. dersleri, sohbetleri, vaazları ve mektupları dışında, şeyh rahimehullah’ın oldukça faydalı pek çok eseri vardır. şeyh’in eserlerinde de tecdidî ve ıslâhî yön ağır basmaktadır.

    o, o gün itibariyle, islam ümmetinin gereksinimini karşılayacak eserler te’lif etmeye yönelmiş, insanların îmân ve amelleri ile doğrudan ilgili olmayan ve geçmiş ulemanın yeteri kadar üzerinde durduğu dakîk ilmî konulara eğilmemiştir.

    buna rağmen eserleri, şeyh’in büyük bir ilmî birikime, eşsiz bir fıkha, güçlü bir fehim ve idrâke sahip olduğuna delâlet etmektedir. bazı okunması zor büyük eserleri ihtisar etmesi, onun, halkın eğitim ve ıslâhına yönelik faaliyetlerindendir. yine dinin en büyük esaslarına ilişkin herkes tarafından okunup ezberlenecek, oldukça önemli kısa risâleler kaleme almıştır. bazısı bir iki sayfayı geçmeyen bu risâleler, pek çok ilim ehli tarafından yüzlerce sayfası olan büyük kitaplarda şerh ve îzâh edilmiştir.

    eserlerinden bazıları şunlardır:
    1. kitâbu’t-tevhîd
    2. el-usûlu’s-selâse
    3. keşfu’ş-şubuhât
    4. el-kavâidu’l-erbaa
    5. el-usûlu’s-sitte
    6. tefsîru kelimetu’t-tevhîd
    7. şurutu lâ ilâhe illallah
    8. mesâilu’l-câhiliyye
    9. nevâkıdu’lislâm
    10. usûlu’l-îmân
    11. mufîdu’l-mustefîd fî kufri târiki’t-tevhîd
    12. âdâbu’l-meşî ile’s-salât
    13. şurutu’s-salât
    14. muhtasar zâdu’l-me‘âd
    15. muhtasar sîre
    16.tefsîru sûreti’l-fâtiha
    17. fedâilu’l-kur’an
    18. fadlu’lislâm
    19. mecmûatu’l-hadîs
    20. muhtasar el-insâf ve’şşerhu’l-kebîr
    21. el-kebâir. şeyhulislam rahimehullah’ın bunlardan başka pek çok risâlesi ve eseri vardır.
  • 18. yüzyılda yaşamış ve tevhid dini olan islam'ın, asıllarına dönülmesine vesile olmuş müceddid, muvahhid imam. yaptığı davetin özeti malcolm x'e ait olan şu sözdedir:
    "bütün uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter."

    bu arada vehhabilik diye bir şey yoktur; kendisi 5. bir mezhep de kurmamıştır. bu olsa olsa iblis'in de hoşuna giden büyük bir iftiradır. şirk ve küfür dolu itikatların göğsüne sapladığı tevhid bayrağı sebebiyle kendisine düşmanlık edenlerin sayısı sevenlerinden daha fazladır. allah svt merhametiyle muamele etsin ona; kendisini de davetini de seviyorum inşaallah.

    dipnot: sakın kitaplarını okumayın. yoksa vahhabi(!) olursunuz.
  • yıllarca hacca engel olmuş ,müslümanları yüzyıllarca ve hala devam eden kaos ve fitneye sürükleyecek fikirlerin tohumunu atmış hain orospu çocuğunun tekidir (bkz: hain-i din ü devlet)
  • osmanlıyı en çok uğraştıran dönemin ileri gelenlerinden olmasının yanında kurduğu vahhabilir örgütü ile isyanlar çıkarıp yağmalar yaptırmıştır. mısırlılar, osmanlı devleti tarafından göreve verilir. ibrahim paşa, yaptığı etkin mücadele ve gerilla taktikleri sayesinde vahhanilik ezer geçer. ve de muhammed bin abdulvahhab'ı asılması için istanbula gönderir.
  • ateşi bol olsun piçin.