şükela:  tümü | bugün
  • 1873 yilinda pakistanda dogan , ingilterede felsefe ve iktisat egitimi alan ünlü islam alimi , 1938 yilinda vefat etmistir.
  • "insana sigabilene kainat, kainata sigamayana insan derim" sözlerinin sahibi, özel kişilik.
  • mevlanaya olan hayranlıgını "mevlâna,aşkın rehberidir;sözleri susuzlara çeşme,vücudu vecd-ü heyecandır” dizeleriyle belirten ve kendisini sevenlere "rumi yi* takip ediniz,o nereye giderse siz de gidiniz ve bir müddet baskalıkları terkediniz" diyen buyuk dusunur.
    ayrıca;
    (bkz: cavidname)
  • muhammed ikbal 1873'de hindistan'ın lahor kentinde dünyaya gelmiştir. babası nur muhammed müslüman şahsiyetli, muttaki bir insandır.

    babasının tasavvufa olan ilgisi muhammed ikbal'i çocukluk yıllarından itibaren etkilemiştir. belki bu yüzden beklide bu konuda büyük bir yeteneğe sahip olduğu inancı onun felsefeyi kendine branş olarak seçmesinde etkili olmuştur.

    ilk önce lahor'da üniversiteye giden ikbal daha sonra batı düşüncesini ve batı felsefesini daha iyi öğrenmek için cambridge üniversitesi'ne (ingiltere) gider. burada felsefe ve iktisat tahsil eder. ingiltere üniversitelerinde mastır imkanı olmadığı için almanya'ya gider. almanya'da münih üniversitesinde ilk önce mastır daha sonra doktora yapar. doktora tezi "islam öncesi ve sonrası iran'da felsefi düşünce" (the devalopment of metaphysic in persia)dır. hindistan'a 1908 yılında döner. hindistan'a döndükten sonra yaklaşık yirmi altı yıl avukatlık yapar. konferansları ve yayımlanan eserleriyle bir düşünce çığırı açan ikbal, sentezci bir duruş sergileyip en doğruyu aramak adına tüm doğru ve yanlışları eleştirir.

    muhammed ikbal'in asıl düşüncesi kendi değimiyle "hodi" beni eneyi anlamaktı. buradaki hodi bencillik duygusu değil, kendini anlama ve kendini bulmadır. ikbal yeni bir hayat için varlığı, varlığı anlamak için ene yi anlamayı kendine düstur edinmiştir. bu anlayışın sonunda ikbal'in inşa etmeye çalıştığı hatta inşa ettiği bir "hayat felsefesi" dir. o felsefeyi dine ters bulmamış aksine felsefeyle hayata yeniden geri dönüşün mümkün olacağına inanmıştır. ikbal "hayata dönüş" felsefesini "yeniden doğuş" diye nitelendirmiştir. nitekim bir milletin kaderini değiştiren eserinde de bu yeniden doğuşu işlemiştir."the reconstruction of relipious thought in islam"(islamda dini tefekkurun yeniden tesekkülü).

    ikbal düşünce şeklini belirlerken avrupa'dan faydalanmıştır. (avrupa da ömer mevlüt'le birlikte adı gecen nadir müslüman felsefecilerdendir.) özellikle avrupa'dayken nietzsche, goethe, dante, schopenhauer, einstein, newton, aristo, bergson… gibi batı filozoflarını tanımıştır. özellikle hegel onun için bir üstadtır taki mevlana'yı tanıyana kadar. kendi deyimiyle o hayatı bir rüyadan başka bir şey değildir. sonra rüyadan uyanır ve karşısında tüm ihtişamı ve tevazusuyla mevlana vardır. bu tanıyış beklide keşfediş ikbal'in hayatını tamamiyle değiştirir ve kendi medeniyetine geri döner. ve anlar ki yeniden dirilişin tek çaresi yeniden özüne dönüştür. bundan sonra en doğru için herkesi yargılar ne gazali'nin yaptığı gibi aklı arkaya itip sezgiyi ön plana alır, ne de kant'ın yaptığı gibi sezgiyi bir köşeye atıp aklı ön plana çıkarır. muhammed ikbal hem aklı hem de sezgiyi dünyayı ve gaybı anlamak için kullanmıştır.

    1927'de pencap yasama meclisi'ne seçilen muhammed ikbal "bagimsiz pakistan" fikrini ortaya atti.

    "sark'tan haber", "sonsuzluk", "sark milletleri ne yapmali", "cebrail'in kanadi", "hicaz armagani", "iktisat bilimi", "islamda dini tefekkürün yeniden tesekkülü" önemli kitaplari arasindadir.

    kaynak: http://www.fecr.gen.tr/
  • eserleri mevlana'nın yankısı gibidir.

    "mevlana güneştir, ben onun zerresiyim. mevlana ateştir, ben onun külüyüm." demiştir.
  • hicaz’dan hurmalar getirdiniz,
    seccadeler getirdiniz;
    peki hz.ebubekir’in bağlılığını,
    hz.ömer’in adaletini,
    hz.osman’ın hayasını,
    hz.ali’nin şecaatini getirdiniz mi?”

    diyerekten hacc ve umre ibadetlerine cok farkli ve guzel bir boyuttan bakabilmistir...
  • şu sözü de söylemiştir;

    benim yasamim sade, inançli bir yasam. kalbim, dilimle uyum içinde. insanlar riyakârliga saygi gösteriyor ve övüyor. ben, riyakârliktan elde edilen ün, saygi ve bagliliktansa, unutulmusluk içinde ölmeyi ve kimsenin ardimdan aglamamasini tercih ederim. kamuoyu çilginlari, begenilmislik ve sayginliklarinin kabaligini, dinî ve ahlâkî iktidarin arzusuna göre hareket ederek yasamlarini sürdürenlere bagislasinlar. ben, insan zihninin dogal özgürlügünü ezen tüm bu gelenek ve göreneklere saygi gösterecek kadar alçak degilim...
  • "yeni bir günün doğması icin pek çok yıldızın batması gerekir" sozunun sahibi.