şükela:  tümü | bugün
  • büyük selçuklu hükümdarı (1105-1118).

    baba tarafından kardeşi sultan berkyaruk ile ciddi bir süre taht için savaşmıştır. bu savaşta anne bir baba bir kardeşi olan horasan meliki sencer'in önemli desteğini görmüştür. bu iki kardeş seferiyye hatun isimli bir cariyeden dünyaya gelmişlerdi. bu yüzden bilinçlerde tahta adaylık sırasında, karahanlı ailesinden gelin gelen terken hatun'un dünyaya getirdiği mahmut, selçuklu soyundan zübeyde hatun'un dünyayı getirdiği berkyaruk'tan gerideydiler. ancak akla ilk gelen olmamaları taht için mücadele etmelerine engel değildi. sonuçta selçuklu evladı idiler.

    tapar'ın selçuklu tahtı için yaptığı savaşlar kesin bir sonuç vermedi. berkyaruk ile arasındaki savaşlar senelerce sürdü ve bu sürede büyük selçuklu devleti büyük zarar gördü. şahsi hırsları ve emelleri ile bu iç savaşı tetikleyen kargalar oldu. bir de iç savaşın sürmesinden beslenen sırtlanlar...

    berkyaruk kesin sonuçlu değilse de kazanmış olduğu iki savaşın ardından yıllardan beri süren iç savaşın devleti ne kadar yıprattığını görerek savaşı sonlandırmak isteyen taraf oldu. ocak 1104'de gerçekleştirilen antlaşmaya göre büyük selçuklu hudutları iki kardeş arasında aynı haklara sahip olarak bölündü. ayrıca berkyaruk’tan sonra muhammed tapar sultan adını alacaktı. tapar'ın kardeşi melik sencer'in horasan'daki durumunda da değişiklik yapılmayacak ve o metbu olarak kardeşi muhammed tapar'ı tanımayı sürdürecek idi. bu antlaşmayla sultan melikşah’ın ölümüyle başlayan taht kavgaları sona ermiş oldu.

    berkyaruk 22 aralık 1104'de ölünce oğlu melikşah atabeyi tarafından bağdat'ta babası yerine sultan ilan edildi (12 ocak 1105). muhammed tapar bu haberin ardından bağdat'a geldi (10 şubat 1105) ve yeğenini bertaraf için savaşmaya hazırlanırken gelişen barış görüşmeleri sonucunda yeğeninin sultanlıktan el çekmesiyle tek başına büyük selçuklu devleti sultanı oldu (13 şubat 1105).

    muhammed tapar hakkında detaylı bilgi için abdülkerim özaydın'ın çalışmalarına bakınız.

    bu noktadan sonra kıvameddin burslan'ın ırak ve horasan selçukluları tarihi adıyla çevirisini yaptığı kaynağın muhammed tapar'ın hükümdarlık dönemine dair naklettiği olaylar içinden:

    * s. 99'da sultan muhammed tapar, vezir olarak devletin başına nizamülmülk'ün oğlunu atar. denilene göre bu atamayı yaparken babasının ve dedesinin nizamülmülk ve ailesini yücelttiğinden yola çıkmış. mantık: "atam yüceltmiş ben bu yoldan ayrılırsam olmaz. o zaman ben de yücelteyim." böyle bir mantıkla atama yapıyorsan sen ne babandan ne de dedenden, babanı dedeni geçtim en önemlisi dininden idari terbiye almamışsın. burada liyakat nerede diye sormadıysan almamışsın demektir.

    *s.104'de enuşirevan'ın sultan muhammed tapar'a yönelik çarpıcı eleştirisi var: "bu sultana, son derece şaşıyorum, av köpeklerini ve parslarını seçmek konusunda çok özenlidir. onlardan ancak amaca elverişli gördüklerini kendine saklar, av köpeğinin soyunu sopunu, usulünü, dalını, kolunu, kimden çıkmış kimin eline geçmiş olduğunu araştırır. şu halde neden kendi divanı ve hükümet makamları için iş bilen, erdemli insanları, doğru yol tutan kimseleri devlet adamı seçmiyor. halbuki insanların dikkatle seçilmeleri ve uzun tecrübelere tabi tutulmaları daha çok lazımdır. çünkü bunlar sultanın memleketi idare konusunda emniyet ettiği adamlardır, devletin de vekilleridir."
    (ortaçağ'da soy sop hem bilinçte hem dilde güçlü. enuşirevan'ın görüşü soya sopa bakılmasının yanında kişinin işi bilip bilmediğine de bakılması. örneğin tapar döneminde horasanlı olanlara dini soyluluk yüklenmiştir ve enuşirevan bundan dolayı ipe sapa gelmez insanların sadece horasanlı oldukları için devlet kurumlarına girme fırsatı bulmalarından yakınmaktadır.)

    *enuşirevan, muhammed tapar'ın saltanatında çeşitli devlet hizmetlerinde bulunan biri. mesela bir ara selçuklu devleti'nde askeri müfettişlik de yapmış. en önemlisi sultan tarafından hazineden sorumlu bakan yapılmış. bundan ötürü devlet ileri gelenleri tarafından kendisine büyük bir haset ile bakıldığından bahsediyor. ayağının kaymasının bekleyenlerin olduğundan bahsediyor. bu durumda gerek divanda, gerek üst tabakaya mensup insanlar arasında düşmanları var. düşman gördükleri var, düşmanlık duydukları var. böylece eleştirilerine sızan büyük bir öfke de var. düşmanlık, kuşku, kin, nefret, öfke bu tür duygular gerçeği etkileyebilir. meseleyi olduğundan daha vahim de gösterebilir ya da daha duygusal da bildirebilir. tüm bunları göz önüne alınması şart. bunu belirttikten sonra enuşirevan'ın bir selçuklu devlet adamı hakkında yazdıkları arasından trajikomik bir kısmı nakledip yazıyı sonlandıracağım: "bu adamda vezirlik için lazım olan vasıflardan hiçbiri yoktu. kalem silmeye bile layık değildi. serkeş eşek idi. münafıklık ve fesat ocağı, hile kaynağı idi. tabut kadar iri cüsseli, aklı ise örümcek ağından daha zayıftı. bir vezirdir ki, et ve yağ içine gömülmüştür. fakat akıl ve fehm ile hiçbir surette ilgisi yoktur. bu adamın cehalet konusunda dillere destan gariplikleri var. anlayışı kıttır. vezirliğe liyakatinin azlığı ortadadır. söyledikleri hep anlamsızdır.