şükela:  tümü | bugün
  • düzce'nin karaçalı köyünde* 1879 yılında doğan, son dönem osmanlı islam alimi. istanbul'a geldikten sonra darüşşafaka’da müderrislik yaptı. 28 yaşındayken bilim adamları tarafından alimlik ünvanı verildi.
    çok sayıda makale ve eser yazdı. "el-esma ve’s-sıfat" ile "makalatü’l-kevserî" adlı eserleri meşhur olanlarıdır. 1952'de kahire'de vefat etti. kabri, imam şafii'nin yanına defnedildi.
  • çerkes'tir. bu yönünün çalışmalarında zaman zaman hissedildiği ve söylemlerinin milliyetçi bir mecraya kayabileceği endişesi ile zamanın alimleri tarafından bu yönüyle tenkit edilmiş büyük alim müderris.
  • düzce'nin hacı hasan efendi (çalıcuma) köyünde doğan ve ismi belediye meclisi kararı ile kalıcı konutlar bağlantı yoluna verilen alim. bundan sonra kalıcı konutlar bağlantı yolu "zahid kevseri bulvarı" olarak anılacak.
  • düzce'de 1879'da doğmuş, 1952'de mısır kahire'de vefât etmiş osmanlı âlimi. yetkin olduğu alan daha çok hadis ilmidir. bu alanda hayretleri mûcib bir salâhiyeti vardır. osmanlı şeyhulislâmı mustafa sabrî efendi'nin vekilliğini yapmıştır. daha sonra ittihad ve terakki'ye muhâlefet etdiği için bir dostunun ''seni alacaklar'' demesi üzerine hemen karaköy'den vapura atlayıp mısır'a gitti. ordan beyrut yoluyla şam'a. ama iki yıl sonra hayatını sonlandıracağı mısır'a tekrar döndü.

    zâhid kevserî. tam ismi mehmed zâhid kevserî. diyâr-ı mısr'da nâmı muhammed zâhid el kevserî. ve fakat ne olursa olsun, bütün geçim sıkıntılarına, yokluğa rağmen ilim ve tâlimle geçen bir ömür. mısır'da modernist zihniyetli itikâdı bozuk ezher ulemâsına ayyar üstüne ayyâr verişleri. sarsılmaz bir ehl-i sünnet ve'l cemaat itikâdı, osmanlı usûlü hocalık..mısır âlimlerinin de hürmet ve saygısını kazanması.

    kitaplarını arapça yazmışdır. arab âlim öğrencileri olmuşdur.

    1950'lere(ölümü 1954) kadar kâinâtın en büyük allâmelerinden şeyhulislâm mustafa sabrî efendi ile kader onları mısır'da da buluşdurmuşdur. mısır'da onlarca yıl birlikde devâm etmişlerdir. sabrî efendi ondan on küsur yaş büyük bir âlimdir. zâhid kevserî ile bir araya geldiklerinde sohbetlerine doyum olmazmış. o dönem kâhire'de talebelik yapan ali ulvî kurucu aktarıyor bunu. muhabbetleri çokdu birbirlerine diyor. ne güzel! 25-30 yıl mısır'da sürgün yaşayan bu iki hayat dostu âlim, istanbul'daki dostluklarını, birlikdeliklerini de sürdürüyor kâh ilmî musahabeler, kâh siyâsi musahabeler yapıyor, bâzen de osmanlı'da kalmış anılarına dalıp gidiyorlar.

    ikisinin de çocukları vefât ediyor. mustafa sabrî efendi'nin bir çocuğu kalıyor. ibrahim sabrî bey.

    mustafa sabrî efendi kendini ziyâret eden türk talebelerin söylediğine göre daha yumuşak, zâhid kevserî ise daha ciddi imiş talebeyle sohbet veya ders ederken.

    müslüman zihnini ve dünyâsını menfî yönde meşgûl eden meselelere dâir kaleme aldığı 106 makâleden oluşan şâheseri makâlât-ı kevserî kitabı ebubekir sifil tarafından türkceye tercüme edilmiş ve neşredilmişdir 1952'de kâhire'de vefât eden bu osmanlı âliminin.
  • 20-25 yaşındaki selefi bebeler, kafası adeta bir kütüphane olan, kütüphanesinden ayrı kaldığı halde kitaplar sanki yanındaymış gibi nakledebilen bir alime mücrim deyip iftiralar atıyor uyduruk sitelerinde.

    bu küstahlar portakalda vitaminken, bu alim reddiyeler yazıp imam ebu hanife'nin mezhebini savunuyordu mısır'da.

    rahmetullahi aleyh.