şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • "esat'ın canı cehenneme! ben türkiye'den yanayım bağımsız türkiye'den yanayım. peki siz kimden yanasınız? obama'dan mı yanasınız? türkiye'yi taşeron yaptınız! bodrum'da tatile gittiğinizde de diktatördü, gezip tozarken de diktatördü. şimdi mi kötü oldu" diyerek akp'ye ayar vermekten bıkmayan reyiz! çılgın atıyor resmen kürsüde. yürü be hocam
  • sözlerini de yazayım tam olsun:

    sayın başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

    konuşmama başlamadan önce, cumhuriyetimizin 2'nci cumhurbaşkanı, partimizin genel başkanı, millî mücadele kahramanı rahmetli ismet inönü'yü saygıyla anıyorum bu kürsüden, allah'tan rahmet diliyorum kendisine.

    çok garip bir şey. neresinden başlayayım sayın milletvekilleri? bu kürsüye her çıkan akp'li 2002 öncesinden başladı, sürekli geçmiş hükûmetleri eleştirdi ama kendi bütçelerini savunmaya çıkan birisi de 21/12/1987'den beri milletvekili, altı hükûmette -özal hükûmetlerinde, yıldırım akbulut hükûmetlerinde, mesut yılmaz hükûmetlerinde- on iki yıl bakanlık yapmış birisi akp hükûmetini savundu. bu çelişki değil mi? ortada bir gariplik yok mu? yedi yıldır bu kürsüde hayal tüccarlığı yaptınız. yedi yıldır bu kürsüde sürekli aynı şeyleri tekrarladınız. rakamları tersine okuttunuz.

    2002'de ilk iktidara geldiğinizde, ilk işiniz gömlek değiştirmek oldu, sonra sakallarınızı kestiniz, sonra jeep'lere bindiniz, sonra orman içindeki villalarınızda havuzlarda yüzmeye başladınız.

    değerli milletvekilleri, ben size... hiç kızmaya gerek yok, hiç kızmaya gerek yok; bu memleketten insan manzaraları sunacağım size.

    afyon'un kışlacık köyü; borçlarını ödemek için bütün köylü böbreklerini satışa çıkardı mı? çıkardı.

    diyarbakır'da kayıt parasını ödeyemeyen bir anne, okulun halılarını yıkarken düşüp felç oldu mu? oldu.

    daha dün, şırnak'a 38 doktor tayini yaptınız, 5 tanesi göreve başladı, 3 tanesi göreve başladığı gün istifa etti mi? etti.

    erzurum'da hamiline arama kararları çıkarılıyor mu? çıkarılıyor.

    muğla'da, milas'ta kore gazisi açlıktan ve soğuktan öldü mü? öldü.

    erzincan'da görevlerini yapan yargı mensuplarına "cemaatlerime dokunursan yakarım" dendi mi? dendi.

    230 bin eğitim fakültesi mezunu bu ülkenin sokaklarında işsiz mi?

    gazeteler intihar haberleriyle dolu mu?

    memleket yangın yeri, millet ölmüş, bitmiş, siz hâlâ ne konuşuyorsunuz!

    başbakan, camdan okuduğu yazılarla pembe tablolar çizerek, milletin canına nasıl okuduğunu saklamaya çalışıyor. böyle bir ortamda, başbakan yardımcısı "civanım, delikanlım ne hâle geldi" diyor. "civanım, delikanlım ne hâle geldi" diye bakacağına, güzelim memleketin ne hâle geldi diye ona bir bakmak lazım.

    değerli arkadaşlarım, çok değil, daha 2002'de türk telekom türk müydü? türk'tü. siz bunu araplara sattınız mı? telsim'i ingilizlere, adabank'ı kuveytlilere, kuşadası limanını israillilere, araç muayene işini almanlara, izmir limanını hong hongluya, avea'yı ve mng bankı lübnanlıya, tgrt'yi amerikalıya, süper fm'i kanadalıya sattınız mı? sattınız. çok değil, 2002'de bunlar türk müydü? türk'tü; şimdi bunların hepsi yabancıların elinde. yedi yıllık iktidarınızda özelleştirmeyle sattığınız fabrika, tersane, tesis, liman, arsa, bina sayısı kaç, biliyor musunuz? özelleştirme idaresinden tek tek çıkarttım bunları. 721 adet. bir allah'ın kulu çıksın buraya, desin ki: biz sekiz yıllık iktidarımızda bir tane fabrika yaptık. baba malını babalar gibi sattınız ve mirasyedi bir hükûmet oldunuz. bir tane yaptınız mı, bir tane? bana bunun hesabını verin.

    gelelim tekel konusuna. sayın cemil çiçek iyi bilir, oğlu orada, sigara aş'de yönetim kurulu üyesidir, yakından takip ediyordur tekeli. siz tekeli 292 milyon dolara sattınız. alan kişi 920 milyon dolara sattı. aradan çok kısa bir sürede 608 milyon dolar kâr etti mi? etti. şimdi siz bugün neyi konuşuyorsunuz? tekel işçisine vereceğiniz 25-30 milyon dolarlık parayı konuşuyorsunuz.

    biz cumhuriyet halk partisi milletvekilleri olarak abdi ipekçi parkı'nda, meydanlarda o işçilerin sorununu dinlerken siz oturduğunuz yerde milletin telefonlarını dinlediniz.

    değerli arkadaşlarım, habur'da teröriste kibar, ankara'da işçiye gaddar oldunuz. bunu bütün millet görüyor. size buradan tavsiyem şu: bu barajı düşürün, yüzde 10 barajını. bakın, hazır yetki elinizde, hazır iktidarsınız. bu barajı düşürmezseniz önümüzdeki dönem bu parlamentoya gelemeyeceksiniz, benden size uyarması.

    masallarınıza devam edelim. "türkiye zenginleşmiş..." "türkiye zenginleşmiş..."

    bu ülkede 10 milyon yeşil kartlı var, 9 milyon emekli var, 5 milyon asgari ücretli var, 6 milyon işsiz var. bunlar mı zenginleşti? bağ-kur primini ödeyemeyen esnaf mı, ürünü dalda kalan çiftçi mi zenginleşti? kim zenginleşti? bu ülkede zenginleşenler var, doğru; gemiciğini yürüten kaptanlar var bu ülkede, bunları biliyoruz. girişim dehası bakan, başbakan, cumhurbaşkanı çocukları var ama sizin yatacak yeriniz yok, bunu unutmayın.

    değerli arkadaşlarım, hukuk sistemimizi altüst ettiniz. "aihm ve danıştay kararları ideolojik, ulemaya soralım." dediniz. silivri'de faşist hukuk, silopi'de liboş hukuk, deniz fenerinde işlemeyen hukuk düzeni icat ettiniz.

    sayın milletvekilleri, "sine-i millete döneriz." diyenler sine-i apo'ya döndüler. sayenizde artık teröristler parti il binasını açıyor. imralı'daki katil prensin odasına nem emici duvar kâğıdı döşettiniz. abd'den korktuğunuz kadar allah'tan korksaydınız bu memleketi bu hâle getirmezdiniz. sayenizde terminoloji değişti, artık teröriste "barış elçisi" diyorlar, profesöre "terörist" diyorlar, tarikatlar "sivil toplum örgütü", sendikacılara "dinozor" diyorsunuz. bu ülkenin içişleri washington'da dışişleri brüksel'de, incirlik abd'de, ekonomi imf'de, başbakan gezilerde; manzarayı umumiye bu.

    sayın milletvekilleri, sayın başbakan "askerlik yan gelip yatma yeri değildir." dedi, çok doğru söyledi, çok doğru söylüyor, ben katılıyorum; başbakan yardımcısı "bu ülkede tuzu kuruların çocukları doğuda askerlik yapmıyor." dedi.

    bakın, sizin döneminizde millî eğitim bakanlığında bir bakanın danışmanı kahramanmaraş'ta çavuş olarak askerlik yaparken ilksan yönetim kurulundan 2 milyar 700 milyon lira maaş aldı. hem yan gelip yattı, hem askerlik yaptı hem de sizin bürokratınız o öğretmenlerin sandığından maaş aldı. işte sayın başbakan burada, araştırsın, yalanım varsa, yanlışım varsa bu kürsüden, gelip özür dilerim.

    biz, yedi yıldır bu kürsüde gece sokağa aç yatan çocukların, tenceresi boş kalan anaların, çocuklarına harçlık veremeyen babaların haklarını savunmaya çalıştık; parklarda direnen işçilerin, ürünü dalda kalan çiftçilerin, geçinemeyen emeklilerin sesi olmaya çalıştık.

    siz koltuklarınıza alıştınız, ne yazık ki aşınıza haram karıştırdınız, ne yazık ki öğrenciler, öğretmenler, avukatlar, eczacılar, işçiler, memurlar sokakta sesli yürüdüler, ama bu ülkede bazıları sessizce yürüttü.

    şimdi sizlere sesleniyorum: 72 milyonu dinlemeye muktedirsiniz.

    mehmet çerçi: sen ancak şov yaparsın televizyonda!

    o şovu gel bir kere de sen yap çerçi! sen devlet hastanesindeki röntgen cihazını boz da senin özel hastanenden para kazan biraz! sen o işe bak!

    sayın milletvekilleri, yandaş medyanızla birlikte yargıdan önce infaz yaptınız. bunu yapmaya muktedirsiniz. iş adamlarını vergi silahıyla ezmeye muktedirsiniz, kendi zenginlerinizi yaratmaya muktedirsiniz, tekel işçilerine biber gazı atmaya muktedirsiniz ama sürekli mağdursunuz! yok darbe yapacaklar, yok suikast yapacaklar! iki tane adresi ezberleyemeyen adamdan suikastçı mı olur? bırakın bu berlusconi sendromunu! berlusconi bir yumruk yedi, yedi puan arttı diye! bırakın bu işleri! memleketin gerçek sorunlarına dönün, kurumları çatıştırmayın, çatışmadan rant elde etmeye kalkışmayın. gerçek gündem, işçiyi, memuru, çiftçiyi düştüğü bu karanlık kuyulardan kurtarmaktır. sizler bunu yapmalısınız.

    sayın genel başkanım, size de bir şey söylemek istiyorum. sayın genel
    başkanım... chp'ye de sataşacağım, size ne!

    sayın genel başkanım, aksekili ali çavuş haklı, sizin işiniz zor. otuz beş yıldır siyasettesiniz, bir tane yolsuzluk dosyanız yok, 60 bin dolarlık saatiniz yok, oğlunuzun gemisi yok! siz, 12 eylülden sonra zincirbozan'da hapse girersiniz ama halkı kin ve nefrete sürükleyen şiirler okumazsınız! çocuklarınıza burs verecek tanıdık iş adamı arkadaşlarınız da yok! vallahi işiniz zor sizin genel başkanım!

    ben son olarak sizlere şunu söyleyeyim: siz biraz sonra "bu kürsüdekinin boynunu vurun, tez susturun, telefonlarını dinleyin, peşine polis takın." diyeceksiniz. siz de "padişahım çok yaşa, padişahım çok yaşa!" diyeceksiniz. ama size şunu söylüyorum: sizin için tek yer şudur, meclisin önüne yüce divana gitmek için otobüsler yanaşana kadar bağırın, ondan sonra bir daha böyle bir hakkınız olmayacak.

    hepinize saygılar sunuyorum.
  • elinde bir not kağıdı ile ayar verdiği prompter delikanlılarının seçmenleri şu sıra sözlüğe ağlıyor, ne yazık...
  • yerinde olsam çıkıp "seçim sonuçlarına göre başarılıyım" derdim, ironinin allahı olurdu.
  • 6 şubat 2008 türban görüşmesinde tbmm'nin resmi tutanaklarına göre, kimi bakanlara ve akp'nin önde gelenlerine biraz köşeye sıkıştıran sorular sormuştur. tutanaklardan olduğu gibi alırsak;

    muharrem ince (yalova) - şimdi, anayasa'nın eşitlik ilkesinden bahsediyoruz. sayın cemil çiçek, oğlunuz çağrı çiçek, kpss'ye girmeden işe başladı mı? maaşını beğenmediği için özelleştirme idaresine gitti mi? gelininiz seda çiçek kaç puanla devlet memuru oldu? bir buçuk yılda uzman yardımcısı oldu mu? fakir fukaranın çocukları kpss kuyruklarında beklerken, sizin eşitlik anlayışınız türbandan mı ibaret? kendi çocuklarınızı kpss'ye girmeden devlet memuru yapıyorsunuz, fakir fukaranın, garip gurebanın çocukları kpss önünde bekliyor. bu mu sizin eşitlik anlayışınız? bu mu sizin adalet anlayışınız?

    edit : işbu entarinin yazarı, küçüklerini saymadığı 8 adet sınav sonrası mülakattan elenerek bugünlere gelmiş bir kpss mağdurudur.
  • iki fark söyleyeceğim sadece kendisi hakkında.

    bir tarafta mansur yavaş ve ekibi. seçim gecesi, kazandık diye akılları beş karış havada, melih gökçek ve içişleri bakanı efkan ala elektrikleri kesip, ellerinde kasa kasa oy çuvallarını götürüp getirirken ne yaptı mansur yavaş ve ekibi? foto ve video çekip, "bakın neler neler yapıyor hırsızlar" diye sosyal medyada yayınladılar. bu kadar.

    aynısı yalova'da da oldu, muharrem ince ne yaptı? oy çuvallarının gitti üstüne oturdu, üçkağıdı yapmaya polis geldi, polise daldı. görevli olmayanlar alana girmeye çalıştı, hepsini kovaladı.

    sonuç ne oldu? mansur yavaş kaybetti. muharrem ince de bölgesinde hep kazandı.

    muharrem ince başkan olursa, istanbul ve ankara'yı chp kazanır. evet-hayır meselesi bir daha olursa, gene chp kazanır.
  • o bodrum'da içki içince başka şehirlerdeki müslümanların oruçları bozuluyormuş diyolla. keşke çalıp çırpıp sonra oruç tutunca hepsinin unutulduğunu bilse cnm bnm ya ^_^
  • tayyip bir tek kendisinin elini sıkmadığına göre çok doğru işler yaptığı tartışmasız olan adamdır.
  • bu adam sağcı ya da solcu değil. bu adam kim biliyormusun? bu adam bakkal ahmet efendi. bu adam öğretmen ayşe abla, bu adam otobüs şöförü mehmet abi.

    bu adam sen, bu adam ben arkadaşlar. laga luga yapmayan, düşündüğünü söyleyen, içi dışı bir anadolu çocuğu bu adam.

    bence akp seçmeni dahil, özellikle mhp ve iyi parti seçmeni başta olmal üzere herkesin sempati ile baktığı bir isim. yine bana kalırsa hdp lilerde oy verir boykot etmez.

    parti içinden, gösterilebilecek en doğru ismi gösterdi chp. kılıçdaroğlu bu seçimde kendinden beklenen yapabileceği herşeyi yaptı. 15 mv ve ince. ben bile bu kadarını beklemiyordum.

    halen bıdı bıdı konuşanınız varsa, halen "ama ekonomi bilmiyor", "kavgacı" diyeniniz varsa ... gidin akp ye basın oyu. adamı delirtmeyin burda.
  • mübarek ramazan ayında sahte israil düşmanlığı yapıp gerçekte dostluğu pekiştiren ve milyonlarca insanın günahına giren bir puşt değildir,

    allah içkinin günahını sadece muharrem'den sorar, cezasını verir, sonra cennetine alır, diğerinin ise tuttuğu oruç, kıldığı namaz boştur, yedikleri kul haklarının hesabını veremeyecekler.