şükela:  tümü | bugün soru sor
  • evet şahane olur bu başlığa yüklenin gençler.
  • muharrem bey selam. şu yoğunlukta buraları okuma ihtimalinizin olduğunu sanmıyorum ama dünya küçük. ben kelebek etkisine de inanan bir insanım aynı zamanda.
    ben türkiye'de etnik bir azınlığa mensup bireyim. sahip olduğum toplumun %90'ı kendi ana dilini konuşamıyor. toplumumuzdan bazı temsilciler bundan bir kaç yıl önce meclise gelip partilerle tek tek görüştüler. chp'den de sizinle görüştüler. siz chp grup başkan vekili olarak dediniz ki:
    “kendimizi türk kimliği ile ifade etmemiz lazım. anadili eğitimi talebi, radyo ve tv talebi, farklı kimliklerin tanınması talebi bölücülükle eşdeğer taleplerdir. biz türkiye'nin kaynaklarının bu kadar etnik dilin öğretim, eğitimine harcanmasını gereksiz görüyoruz. türkiye'nin buna gücü yoktur” ...
    tutanakların özetine şuradan ulaşabilirsiniz.
    öğrenmek istediğim ilk konu bununla ilgili. hala aynı görüşte misiniz?
    hala insanların ana dillerini öğrenmelerini, kendi kimliklerini yaşamalarını 'bölücülük' olarak mı görüyorsunuz. konuyla ilgili farklı beyanlarınız var fakat kafam net değil. bir tv programında "onlara ikinci dil olarak konuştukları dili öğreteceğiz..." dediniz ama cevap çok kaçamak oldu. 'nasıl?' sorusunu cevaplamaktan ısrarla kaçındınız. zira anayasal bir güvence olmayacaksa hiçbir kıymeti harbiyesi yok. 'şurada kurslar açtık isteyen gitsin öğrensin...' deyip saldım çayıra kafasıyla yapılacaksa şu anda zaten bundan daha iyisi mevcut. en azından okullarda seçmeli olarak okutuluyor...
    açık konuşayım. ben ak parti'yi destekleyen bir insanım. en büyük nedeni de işte tam da bu sizin koyduğunuz bariyeri yıkmayı denemesi oldu. buna yeni türkiye dendi, demokratik açılım vs dendi ama adı önemli değil. önemi olan türkiye'nin kabuğunu kırabilmesiydi. ben bu iradeye oy verdim.
    sizden etnik, dini, ideolojik vs 'farklılıklara' karşı tutumunuzu net bir şekilde öğrenme istiyorum. ayrıca bahsettiğiniz "kürt sorunu" da bu paralelde...

    ikinci mevzu ise şu:
    türkiye'de devlet organizmasının vatandaşları ile bir bütün olarak bir türlü barışamadığı malum. devleti yönetenler ki buna mevcut iktidar da dahil, hiçbir zaman herkesi kucaklayıcı, her kesime eşit mesafede olmadı. bunun en karakteristik dönemleri chp dönemleridir. tek parti goygoyuna girmeyeceğim fakat bu ayrıştırmanın kodları kuruluş süreci sonrasında başladı, ve hiç bitmedi. ülkeye hakim olan iktidarlar bir tahterevalli gibi, 'öteki' toplumsal kesimleri alaşağı etti. farklı toplumsal kesimlere eziyetler çektirildi, daha fazla ötekileştirildi. recep tayyip erdoğan da bu sistemin bir çıktısıdır. o, bir lider değil aynı zamanda önemli bir semboldür. toplumun önemli kesimi hala chp vb için 'onar gelirse bize nefes aldırmazlar....' diyorsa, onları aşağılamadan, itmeden durup dinlemek lazım. devletin bir bütün olarak tüm vatandaşları ile barışmasının yolu buradan geçiyor. ideolojiler oy toplamak için her daim ön plana çıkarılıyor fakat bu, bütünün parçalarının işine yarıyor gibi görünse de bütüne büyük zararlar veriyor. ülkeyi yaşanmaz hale getiriyor. geleceğine dinamit koyuyor. bakın, farklı kesimler birbirlerini aşağılamadan konuşamıyor. iletişim kuramıyor. bu durumdan sıkıldık. her şeye ideolojik bakmaktan ikrah ettik. uzatmayayım. sizden duymak ve bilmek istediğim ikinci husus da bununla ilgili.
    toplumda bir barış ve demokrasi ortamının olması için iktidara geldiğinizde bu tabloya son vermek için bir şeyler yapacak mısınız? yoksa gücü elinize aldıktan sonra tekrar başa mı döneceğiz. tekrar 'bu memleketin asıl sahipleri biziz' noktasına mı geleceğiz? artık konuşmaktan ve izlemekten sıkıldığımı 'başörtüsü' gibi sorunlar yine gündemimize gelecek mi? yine tüm yönetim ve bürokrasi kademesine tek tip ideoloji mi hakim olacak yoksa başka şeylere mi bakacaksınız? zira biz aynı filmi defalarca izlemekten bıktık. her şey değişirken chp aynı kafada olmaya ne kadar daha devam edecek?
    chp'nin başta devleti kutsayan yapısı, klasik geleneği ve sizin tatmin edici şeyler söylememenizden dolayı bu konular hakkında şüpheciyim. basit bir şüphe de değil.
    hoşuma giden bir yönünüz yok değil var. şairliğiniz. piyasaya düşen şiir kitabınızı medyaya yansıyanlar hariç okumadım. güzel şiir yazdığınız söylenemez. hatta yazmamayı da tercih edebilirsiniz. ama önemli olan şiir yazan bir insan olmanız. şiir yazan insandan zarar gelmez.

    ben ideolojilere boğulmuş bir insan değilim. hiçbir ideolojinin lejyoneri değilim.
    yukarıda bahsettiğim iki mevzu ile ilgili sizden ikna edici cümleler duyarsam oyumu size vereceğim.
    yalnızca vermekle de kalmayıp çevremdekileri de ikna etmeye çalışacağım.

    öyle olmazsa, açık konuşmak gerekirse tüm sorunlarına rağmen yine ak parti'ye yönümü döneceğim. içinde bulunduğumuz olağanüstü şartlara, 16. yılı itibariyle sisteme ayak uydurmaya başlayıp, bizzat devletleşmesine ve devletin gücünü hoyratça kullanmasına rağmen kuruluş felsefesi ve bahsettiğim konularla ilgili attıkları adımlar, çeşitli alanlardaki hizmetleri, şu anda bulunduğu noktadan tekrar önceki haline dönme ihtimalinin olması vs... beni yine oraya yönlendiriyor. çünkü benim olumsuz gördüğüm noktalar siz de dahil olmak üzere zaten tüm partilerde ortak olarak mevcut. ( hdp ayrı bir konu)
    umarım anlaşılmışımdır.

    tekrar selam eder, hoşgörünüze sığınarak bir şiirle size veda etmek isterim.

    muharrem

    meydanların fizikçisi muharrem,
    fizik yetmez şiir dedi muharrem,
    kapa gözlerini ve hayal kur,
    içinde barış olsun muharrem

    zaman zaman susman,
    dalgalanıp durulman,
    sağa sola savrulman,
    gözlerini kaçırman,
    içime sinmiyor muharrem.

    konuşman,
    bağırman,
    savunman,
    esmen gürlemen,
    güven versin muharrem.

    abdestin namazın senin olsun,
    mübarek cumaların senin olsun,
    mavi gözlü atan senin olsun,
    sofrandaki votka senin olsun,
    bana özgürlük lazım muharrem.
  • sevgili muharrem kardeşim,
    seni yıllar sonra kardeşim diyebileceğim bir siyasetçi olarak gördüm, çok mutluyum bu günleri görebildiğim için, sen kazanmasan da, seçilmesen de bize yaşattığın bu duygu için çok teşekkür ederim.
    elli yaşındayım, demirel'i ecevit'i de hatırlarım, uzun süredir siyasette duymadığım söylemleri sende duydum, umarım seçilirsin, bu ülkeyi seviyorum, zenginini de fakirini de, cahilini de okumuşunu da, hak etmedikleri şartlarda yaşıyor insanlar, eziliyor, fakirliğin pençesinde kıvranıyor, kimi ayrımcılığa maruz bırakılıyor.
    ben doktorum, istesem defalarca gidebilirdim bu ülkeden, gitmedim; gitmeyeceğim, bu ülkeyi isveç standartlarına yükseltmek istiyorum, isveç'e kaçmak değil.

    olur muharrem kardeşim, olur, çok çalışmamız lazım ama olacak, olmalı...