şükela:  tümü | bugün
  • 1881 yılında dış devletere borçları ödemek için duyun i umumiye yönetimin kurulması için çıkarılan kararname. ayrıca osmanlı devletinin fiilen bittiği kararnamedir. imparatorluğun bütün ekonomisi bu karar ile dış devletlere bırakılmıştır.
  • osmanlı mali yapısı içindeki altı ayrı vergi (rüsum-u sitte) gelirlerinden öncelikle galata bankerlerinin alacaklarının karşılanmasından rahatsız olan dış alacaklıların, alacaklarını bir miktar indirip, buna karşılık içeride oluşan alacak imtiyazlarının ortadan kaldırılmasını sağladıkları, berlin kongresi’nde, kongreye taraf ve uyruğu bulundukları devletlerin aracılığıyla baskıladıkları padişah abdülhamit’e imzalattıkları kararnamedir.
    bu kararname ile, düyun-ı umumiye adıyla yeni bir kurum doğuyor ve daha önce osmanlı maliyesi içinde kurulmuş bulunan rüsum-u sitte idaresi de bu kuruma devrediliyordu.
  • payitaht abdülhamid'de goremeyecegimiz hadiselerden birisi
    (bkz: moratoryum)
  • 10 aralık 1881 yılında 2. abdülhamit tarafından alınan kararladır. bu kararnameye göre osmanlı maliyesi uluslararası denetime açılmış, böylelikle devletin yönetimi ilk kez yabancıların eline geçmiştir.
  • tarih tekerrürden ibarettir derler ya... pek sevgili 2. abdülhamit'lerinin ilan ettiği, osmanlı'nın ekonomik çöküşünün gerçekleştiği moratoryum kararnamesidir.

    şimdiki akp hükümeti de ekonomiyi çökertti ama erken seçim filan ayaklarıyla kaçacak, yeni moratoryum kararı da muharrem ince'ye kalacak...

    al sana 2. muharrem kararnamesi...

    dinciye para vermeyeceksin arkadaş, ne bok yiyeceğini bilemeyip, sıçıp batırıyor... ceremesini de biz çekiyoruz...
  • empire total war oynarken çıkarmak zorunda kaldığım kararname. oyunun başında sahip olduğum zengin topraklar ve ele geçirdiğim kalelerde isyana meyilli lower class'a çok bulaşmadan nobility'e vergilerde yüklendikçe yüklendim. bu yüzden region'larımdaki sermaye artmak bir kenara, düştü. ama sorun değil devletin bekası önemliydi. para lazımdı. vergilere yüklendikçe elime geçen paraları geleceğe yatırmak yerine fetihlere asker basmak için harcadım. tabi, yeni ele geçirdiğim yerlerde, hele kum gibi katolik-ortodoks dolu avrupa içlerine doğru gerçekleştiğim seferlerde, toplumu zaptetmek için kalelerde çok fazla asker bulundurmak zorunda kaldım. bir süre sonra obez olmuş ordumun upkeep masrafları her tur 20.000 filorin tuttu. devasa ve karmaşık akdeniz'deki ticaret yollarımı korumalıyım, denizden çıkarma yemeyelim diye ürettiğim galleyler, briglerin dolmak zorunda kalan filomun bakımına odun yetmez oldu. ordularımı da disband edemiyorum çünkü sürekli ayanlardan ihtar mesajları geliyordu. işçiler greve gidiyordu. gerek kendi topraklarımda, gerek taze fethedilmiş topraklarda isyana yeltenen halkları, yeni gelişen kentlerden din adamları spawnlayarak dizginlemeye çalıştım. gelgelelim ki, bu yöntem kazandığım paraları verimsiz yatırımlarla çarçur edecek bir yolun kapılarını ardına kadar bana açmış oldu. okul açıp scholar'a yüklenmek yerine halkı oyalamak için coffee house ve din adamı çıksın da avrupa'nın saflaştırılması hızlansın diye tekkelerle doldurduğum vatan topraklarında ne süngü teknolojisine ulaşabildim, ne de topçu ocağıma patlayıcılar geldi. gelişsin diye gönlünü hoş tuttuğum şehirlerde, tarım ve hayvancılığa zamanında orduya ayırdığım paralardan dolayı yapamadığım yatırımlar yüzünden açlık ortaya çıktı. kıtlık çıkınca nüfus azaldı, vergi geliri düştü. teknolojim gelişmediği için zamanla avrupalı rakiplerimin gerisine düştüm. teknoloji satıp, para da kazanamadım. doğu'dan akın akın gelen dağıstan'a falan bile dur diyemez oldum. tek ilim irfam yuvam anadolu'daki huzursuz halkın reform istekleri başımı ağrıttı.

    sonucunda "new campaign" dememe sebep olacak bir muharrem kararnamesinin altına imzamı attım. artık gün geçmişten ders alıp, sağlam temeller üzerine kurulu bir benevolent monarşi kurma zamanı.
  • yine bir muharrem ayı yine yabancılar türkiye ekonomisine el koyuyor.
    emperyalistler hiçbir tarihi tesadüfen seçmezler.
    (bkz: ekonomiyi abd'li şirketin denetleyecek olması)
    (bkz: mckinsey ile çalışmaya karar verdik)
    (bkz: mckinsey)
    ne demişti mehmet akif:
    geçmişten adam hisse kaparmış... ne masal şey!
    beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
    "tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
    hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?