şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 90'lı yılların basında bir gs-bjk derbisinde dovulerek oldurulen besiktas taraftarı.
    besiktas tribunleri uzun sure yasını tutmuş, olayın oldugu haftanın akabinde oynanan gs- bakırkoy macının cıkısına 500 kisilik bir grupla giderek mactan cıkan gs taraftarını cil yavrusu gibi dagıtmıştır*. ha gideni geri dondurebilmis midir? dondurememistir. hala aklıma geldiğinde uzulurum.
    sorumluları icin (bkz: sebo) (bkz: haznedar grubu)
  • 1991 yılında beşiktaşın galatasarayı 1-0 yendiği bir maçın ardından boynundaki juventus kaşkolu yüzünden linç edilen beşiktaş taraftarı. o sıralarda italyada çalışan bir mühendis olan oktay izin için türkiyeye gelmiş, maçın ardından iki arkadaşıyla birlikte gezerken, boynundaki juventus atkısı yüzünden 30-35 kişilik bir galatasaraylı grubun saldırısına uğramıştı. (bkz: haznedar)

    boynundaki atkıdan çekilip yerde sürüklenen oktay bu sırada kafasına aldığı sopa ve tekme darbeleri ile hayatını kaybeder. olayın failleri yakalandı mı bilmiyorum ama bir hafta sonraki galatasaray-bakırköy maçında aynı ekip ali samiyende yerini almıştı

    bu olaydan 1 hafta sonra uğur dündar'ın hodri meydan programında bu olayın üstüne gidilerek, 3 büyük kulübün fanatik taraftarları hakkında kapsamlı bir program yapılır. eğitim durumları, işleri, nerden beslendikleri vs vs.
    bu program türkiyedeki tribün terörü hakkında ilk kapsamlı araştırma sayılabilir.
  • (bkz: oktay akdemir)
  • hayatını kaybetmesinin ardından beşiktaş, galatasaray ve fenerbahçe istanbul'da aralarında yıllardır süren tribün şiddetine ortak bir karar ile son vermişlerdir. bu üç takım arasında o olay sonrasında sağlanan ateşkes anlaşması aslında halen yürürlüktedir. bjk çarşı grubunun kendi içerisinde oturup intikam alınıp alınmayacağını tartıştığı, alınırsa bunun sonunun gelmeyeceği ve böyle bir karara destek verdiği yazılıp çizilmiştir. o zamanlar elbette internet gibi bir iletişim aracı olmadığı için yaşanan şiddeti şimdi sadece yaşayanların ağzından dinlerseniz öğrenebilirsiniz. vaktinde bu konular hakkında forzabesiktas'ta uzun uzun yazılmıştı. şimdi yaşananlar o zamanlar yaşananların yanında ancak "ufak çaplı arbede" seviyesinde kalabilir.
    mühendis oktay'ın vefatı ile türk tribün tarihinde bir dönem sona ermiştir. allah kendisine rahmet eylesin.
  • tribün (dergi) kasım 2001 sayı : 3
    çarşı röpartajı
    o röpartajdan bi-iki bölüm..

    inci baba'ya (selim abi) soruyor..

    -unutamadığın bir olay var mı o dönemlerden ?

    -unutmadığım , keşke olmasaydı diyeceğim tek olay oktay'ın öldürülmesidir herhalde. yılını hatırlamıyorum, 1992'ydi galiba. biz galatasaraylılarla ali sami yendeki maçtan sonra şişli camiinin karşısındaki sokakta randevulaşmıştık. biz gittik , nereden baksanız 200-300 kişiyiz. 45 dakika falan bekledik galatasaraylıları. polisler geldi bizi dağıtmaya çalıştı, aşağı yolladı bizi. biz aşağıya indik ama hemen geri döndük. bir yarım saat 45 dakika da öyle bekledik. çünkü hesaplıyoruz, o saate kadar gelmeleri lazım. ali sami yenin çok yakınındayız çünkü. baktık gelen yok, ayrıldık. meğer galatasaraylılar grup halinde stattan çıkmışlar, durakta otobüs bekleyen bir kardeşimizi boynunda kaşkol var diye dövmeye başlamışlar. öyle bir iki kişi değil yani, 25-30 kişi girişmişler arkadaşa. kardeşimizi orada kaybetmişiz. yanlış yapıldı, kahpelik yapıldı. tek başına duran adama o kadar adam girişilmez.
    tek adamı azat et , bir işin varsa gel şişliye paylaşalım kozlarımızı. o çok gücüme gitti. keşke olmasaydı. hala çok üzülürüm. ama haber gelmemişti bize. gelseydi başka olurdu.

    -daha sonra konuştunuz mu galatasaraylılarla bunu ?

    -özür olsa ne olur ki ? cinayet işlenmiş. o çocuğun annesine ve ailesine yazık. kahpece gitti. galatasaraylılar daha sonra inönüdeki bir kaç maça korkarak geldiler. istesek misilleme yapardık, biz de tek başına maça gelenin üzerine saldırırdık. ama bize yakışmaz. bizim kitabımızda yazmaz öyle şey...

    (forzadan...)
  • bu insanin olumu kadar tuyler urperten bir baska gercek te hala arkasindan besiktaslilik galatasaraylilik gibi etiketlerin arkasindan yorum yapilmasidir. bir sporsever insan, sadece boynunda sempatizani oldugu takimin atkisiyla diger takim taraftarlarinin arasina dusuyor ve olduruluyor!! butun bilincli sporseverlerin toplanip renk, takim ayrimi yapmadan lanetlemesi ve bu ayibin arkasindan sadece bir sporsever oldugu icin canina kiyilan insan icin yas tutmasi gerekir.. hala olumune sebep olan takim, taraftarlik kavramlari arkasindan olayi ayri ayri camialara maledip nefret tohumlari ekmeye devam etmek insanlik disidir.

    yok besiktas sehitiymis bu adam. besiktas nedir ki sehit oluyor insanlar, ugruna canlari aliniyor, oldurulesiye dovuluyorlar? spor klubu bu ya spor! spor nedir? spor baris dostluk ve kardesliktir diye biliyorduk..

    ardindan soyle yorumlar var: "bugün atkı takıp gezebiliyorsak zamanında atkı takıp yitip giden canlara borçluyuz bunu"

    neymis arkadas bu besiktas, galatasaraylilik? simdi bu insanlardan besiktasli olanlar internet forumlarinda 'vay kahpe cimbom', 'boyle serefsizlik olmaz' diye ofkelerini dile getirirken, tribunin onemli insanlari bile olayi yorumlarken "20-30 kisi bir adama girmek ayiptir, biz orda yuzlerce kisi bekliyorduk galatasaraylilari" diyorsa, bu noktada cok ciddi bir siddet ve vahset var demektir.

    besiktas'i sevmek besiktas'a ait olmayan herseyden nefret mi etmektir? besiktas'a olan sevgiyle mi yoksa digerlerine duydugu nefretle mi beslenir fanatikler? burada takimin besiktas olmasinin hic bir onemi yok, galatasaray, fenerbahce, o, bu, farketmez. sonucta hicbiri digerlerinden farkli bir insani boyut barindirmaz icinde, vay g.tveren bilmemnesporlular diye kendini besiktasa ait hisettigin ordamda cosarken, gundelik hayatinda is yaptigin adama vay galatasaraylisin, besiktaslisin, o zaman sen kessin namussuzsun seninle calismam arkadas mi diyorsun?

    sadece turkiyeye mahsus bi sacmalik degil bu butun dunyada var belki, sadece tuttugu takimin taraftari olmasiyla toplumda kendine bir rol bulabilen insanlarda gercekten akil almayacak boyutlarda sapkin dusunceler mevcut. belki topluluk psikolojisiyle tetikleniyor bir cogu..

    bir kisi de bu insanlik disi sekilde hayatini kaybeden insanin ailesine su besiktas'i galatasaray'i, bu insanin neden yasamadigini anlatsin. hadi ailesini gectim bana anlatsin. bu cinayeti isleyenler tek basina duran bu insana degil de gelip yuzlerce besiktasliyla meydan savasi yapsaydi orada olan ne olacakti, orada yarilan kafalar gozler, patlayan kafalar ne icin olacakti? biri bunlari anlatsin..

    artik futbolun topluluklarin istendigi gibi yonlendirilmesine, insanlari oyalayarak gercek hayata kayitsiz kalmalarini saglamaya yarayan bi cesit orta oyunu oldugu anlasilmali. memlekette o kadar cok (cogunlugu erkek) insan var ki, futboldan baska sosyal ortaminda konusacak bir konusu olmayan, tribunden baska hicbiyerde kendini onemli hissedemeyen.. futbol olmasa, gs, bjk, fb olmasa bugun is ortamlarinda erkekler konusacak konu bulamaz.

    adini hatirlayamadigim bir futbol blog'unda soyle birsey vardi: robbie fowler golunu attiginda liman iscilerine destek vermek icin formasinin altindan dockers yazan tshirt cikarir, ama bugun bir 3 buyuk oyuncusu formasinin altindan tuzla'da olen isciler icin bir tshirt cikarir mi?
  • mühendis oktay namlı beşiktaş taraftarının bir grup galatasaray taraftarınca öldürülmesinden bir kaç sezon sonra yine bir galatasaray beşiktaş maçında acılar hala tazeyken ali sami yen stadında hoparlörlerle cenaze marşı yayınlanmıştır. bunun anlamı da kolayca tahmin edileceği üzere "ezeceğiz, geçeceğiz, öldüreceğiz, süründüreceğizdir." ister başkalarının acısına vurdumduymazlık deyin, ister ruhtan yoksunluk; galatasaray camiası o yıllardaki tiynetine yakışır davranmıştır.

    (bkz: arif erdem)
  • unutulmayacak besiktas sehididir..

    "..bir anda binlerce insan doluştu mecidiyeköy caddelerine. önce beşiktaş taraftarı çıktı dışarıya. kalabalığın arasına karışarak buluşma noktasına gittim. epey sonra galatasaray taraftarları göründü. süreyya erken davrananların arasında, çabucak geldi sözleştiğimiz yere.

    geldiğimiz gibi, yürüyerek dönmeye karar verdik. biraz arkamızda yaklaşık elli kişilik bir grup, ellerinde sopalar ve demir çubuklarla küfürler ederek ilerliyordu. gurubun liderliğini uzun boylu, sarışın ve yüzünü atkıyla örtmüş bir genç yapıyordu.

    elinde kalas gibi kalın bir sopa vardı. arkamızdan geldiklerini bilerek, ama hızlanmadan, dikkatle yürüyüşümüzü sürdürdük. şişli yolu üzerindeki bir durakta, demirlere yaslanmış sessizce duran genç bir adama şöyle bir gözümüz takılmıştı ama hemen arkamızdan gelen ve artık yoldan geçen araçları taciz etmeye başlayan grup ona vahşi hayvanlar gibi saldırdı. sopalar çoktan yere serilmiş adamın üzerine inip kalkıyordu.

    adamın hareketsiz duran bedenine sayamadığımız kadar çok tekme indirdikten sonra çemberi genişlettiler. sarışın genç, elindeki sopayla son darbeyi vurduktan sonra, izlendiğinin bütünüyle bilincinde olarak, başını kaldırdı ve çevresini süzdü. o nefretle bakan gaddar gözleri unutmak kolay olmayacaktı..."
  • içimizde bir yaradır. hep hatırlanacak olandır.