şükela:  tümü | bugün
  • iş hayatımda beni en çok zorlayan şey. yeni mühendis olarak girdiğim şirkette bunlar tam bir bela. sürekli ismimle hitap ediyolar, bir şey diyince örgütleniyolar hemen. bi seferinde hizmetçi kadın bana çay bile getirmeyi kesmişti. elimde koz olması lazım ama o koz ne kestiremiyorum tam. iyilik yapınca da bu sefer tepene çıkıyolar. hadi biraz tecrübe lazım, biz onlardan iş öğreneceğiz, iş yaptıracağız eyvallah da benden de çekinecekleri bir şey olmalı. o ne ola merak içindeyim. üstleri olduğumu bilerek çalışmalılar.
  • (bkz: alışkanlıkların gücü)

    senin onlara alışmandansa onların sana alışmalarını sağlayabilirsin. bunun için ise beklemekten korktuğumuz zamana ihtiyacımız var.
  • şantiyedeki en önemli iştir.. ustaya yapılacak işi söyleyin seçenek sunarlarsa seçenekleri dinleyin ahkam kesmeyin sorumluluk verin en iyisini sen bilirsin ben sadece yapılacak işi biliyorum deyin işçiye zaten usta söz geçirir. ve onları önemseyin kalcakları yerler yiyecekleri yemek giyecekleri giyecek ve en önemlisi güvenlikleri sizin sorumluluğunuzda unutmayın.
  • (bkz: hizmetçi kadın)

    önce sen insan olacaksın, önce sen insanlara saygı göstereceksin ki onlar da seni sayıp sevsinler, sen de sözünü onlara dinletebil.

    (bkz: insan olmak)
  • kovacak kadar yetkiniz yoksa sebepsiz infazı önermediğim durum.

    imalat konusunda mümkün mertebe saçma sapan kararlar vermeyin, verirseniz de arkasında durun, ustalar her "şöyle yapsak daha iyi olur" dediğinde onlara inanmayın, kolaylarına geleni söyleyip sizi zor duruma düşürecekleri gibi otorite olarak da görmezler. bu demek değil ki ustanın işine karışıp madara olun, bariz bir hata görmediyseniz ya da size soru soran yoksa kimseye işini öğretmeye çalışıp da rezil olmayın.

    ikilemde kalırsanız ya da gerçekten bilmediğiniz bir şeyse, "bu konuda x bey'den onay almak daha doğru" ya da "şartnameye bakayım" gibi bir bahane sallayıp oturup düşünün ya da gerçekten üstünüz x bey'i arayın. bir zahmet "betonun içine donatı koyacak mıyız?" gibi bir soruya böyle yaklaşmayın.

    kişisel alanınıza girerek üst perdeden konuşan, boş atıp dolu tutmaya çalışan birine karşı kişisel alanınızı yeniden tesis etmek için geri adım atmayın. bir adım da siz atın, sinmeyin.

    hepsinden önemlisi, ilk tanışırken "ben koskoca mühendisim, sen kim köpeksin?" tavırlarına girmeyin, insan gibi davranın. disiplinsizlik yapana haddini bildirin. aranızda ara kademe varsa (ustabaşı, taşeron patronu ve sair), onlar sizinle iletişimi daha iyi bilirler. çağırın işçinin yanında onlara disiplinsizlik sebebiyle kızıp, sorunu işçi ile aralarında çözmelerini isteyin. sizin yanınızda bir iki hafif uyarının dışında bir şey olacak mı? elbette ki hayır. zaten siz fazladan ne yapabileceksiniz ki?

    en önemlisi ne iyi ne de kötü anlamda yüz göz olmayın.
  • meslek erbabı mavi yakaliya onların işine saygı duyduğunuzu hissettirdiğiniz ve ortak hedefler koyarak gelişim sağladığınız sürece sorun olmaktan çıkan durumdur. işi bilmiyorsanız yeni başlamışsanız usta başına (özellikle ona çünkü size bu bilgiyi verebilecek tek kişidir) alışana kadar bir süre birlikte çalışmayı tercih ettiğinizi söylemeniz bilmediğiniz bir konuda ukalalık yapmanızdan daha çok saygı uyandıracaktir. zaten mühendis olarak yapmanız gereken onları daha doğru çalışmaya sevk etmek olduğundan bu size uzun vadede birçok fayda sağlayacak ayrıca sizi kabullenmelerine yardımcı olacaktır. bu noktada enseye tokat durumuna gelmeden saygıyı korumak gerektiğini unutmamak lazım, şöyle ki asla yalnız isimle hitap etmeyin veya abi demeyin ayrıca falanca bey demek de uygun düşmez; en iyisi usta demektir. size de her daim bey/hanım hitapları çerçevesinde kalmalarını temin edersiniz böylelikle, dışarıdan bakıldığında şekilcilik gibi görünebilir ama sonrası için önemlidir dikkat etmek gerekir.
  • ustaca öğren. biraz zaman alır ama öğrenince gerisi çorap söküğü gibi gelir. mesafeli ama samimi ol. onların seni tanımasını bekle, acele etme. kimseye gereksiz iyiliklikler peşinde koşma. erken söylenmiş bir lütfen çalışan tarafından "yalvarma" olarak algılanabilir. ama lütfen diyeceğin zamanlar olacaktır. mutlaka dinlemeyi öğren, çalışanları genellikle kimse siklemez. hele ustalar tabiri caizse sikine sallamaz. sen de sallama pek ama dinle. sonra konuyu usta ile görüş. olumlu ya da olumsuz kararını hiyerarşik düzen içinde iletmeye çalış. çalışan ile ilgili olumsuz bir karar ya da değerlendirmen varsa karşına çıkması çok muhtemeldir. verdiğin kararı gerekçesi ile uzatmadan anlat. haklı olmak ile haklı kalmak bambaşka şeylerdir. aradaki fark senin saygıdeğer olup olmayacağını belirler. kimseyi küçümseme, ama ipleri de kaptırma. usta sınıfı "bir bok bildiği yok, her şeyi ben öğretiyorum." deme eğilimindedir. bazen cevabından emin olduğun sorular sor ve seni kandırmaya çalışanı ortalığa madara etmeden uyar. bu şekilde sorduğun sorulara karşı daha dikkatli olurlar. iş hayatı böyle malesef, vahşi doğa gibi düşün. zayıfken güçlü, güçlü iken zayıf görünmen gerekebilir ve zamanlama müthiş önemlidir.

    kendini çok önemseme, çalışma arkadaşların ile her an ayrılman daima en güçlü ihtimaller arasındadır. bu nedenle dışarıda gerçekten görüşmek istemediğin insanlara gereksiz samimiyet gösterme.

    her şeyden önemlisi insan olabilmekten geçiyor aslında. anlayışlı olmanın gerçekte hiç zararı yoktur. ölçülü ve yerinde olması çok önemli. çalışan sınıf, düzgün ahlaklı ve insani değerlere önem veren yönetici sorunu ile hayatı boyunca uğraşmak zorunda. diğer yandan kendileri de genel bir ahlaki çöküşün içinde ve en kötüsü bunun farkında bile değil.
  • turkiye'nin guc sevdalisi, balon egolu ve kibirli muhendislerinin altinda tepistigi baslik. size bakiyorum, turkiye'de calisan arkadaslarimin anlattiklarini dinliyorum "iyi ki yuksek lisansimi yurtdisinda tamamladiktan sonra turkiye'ye donup bu basit, ucuz ve kibirli insanlarin arasinda calisma karari almamisim" diyorum. cayci kadin adiyla hitap etmis. ya ne diyecekti be yarrak?
  • vallahi çok gülerek okudum açıkçası. egolar egolar...

    abi ben de mühendisim ben de taze mezunum, şahsen bizim fabrikada da çay dağıtan bir abla var. gidip çayımı kendim alıyorum. net. 25 yaşında biri olarak 50 yaşında birinden ayağıma çay beklemiyorum. beklemeyeceğim. elim ayağım tuttuğu sürece gider kendim koyarım siktigimin çayını nedir yani. toplantı olur 10 kişiye çay söylenir o abla onu getirir sıkıntı yok ama çay ile mi ispatlayacaksın kendini. komik. derdinizi sikeyim. sorsanız en ücra anadolu üniversiteleriden mezun, mühendisim diye geçinen arkadaşlarda oluyor genellikle bu saçma egolar. aşağılık kompleksi bence başka bir şey degil. mesleki bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor zaar. birnevi açık kapatılmaya çalışılıyor.

    ustaya söz geçirmek denmiş. ulan 25 30 yasında lavuk 50 55 yaşındaki formene neyin sözünü geçiriyor hangi konuda ? genel müdürün seni üretim müdürü yapar, o zaman geçer sözün. onun dışında sen kim kopeksin 25 yıllık alaylı çalışana sik kadar staj tecrübenle sözünü geçirebilecegini zannediyorsun. ayrıca git sor bakayım o formen kaç para maaş alıyor sen kaç alıyorsun amk? senin aldığının en aşagı 1.5 2 katını vermiyorlarsa o formene beni de siksinler. zorlamayın yani şöyle de bir durum var; adam sen dedin diye dinler yanlış da olsa bile bile senin dedigin gibi yapar, işi patlatır, o olayı da götüne sokar x mühendis dedi yaptık boyle diye, haberin olsun. işini %100 ögrenmeden kimseye laf geçirmeye zaten çalışma.

    yeni girdigin bir yerde tahminen 23 25 yaşında, şirketin en küçüğü olarak 45 50 yaşında çalışandan sana bey demelerini mi bekliyosun. olm sen kimsin nesin? nerden geliyor bu özgüven, hiç mi anlatmadılar sana? hiç mi staj yapmadın? fabrika görmedin? biraz kendinize gelin. sizin yüzünüzden adamlar önyargılı işte mühendislere anasını satayım.

    özet: işçiye, emekçiye saygı.