şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: muhabbet) takımından bir baglama üstadı
    (bkz: sivas katliami)
  • akarsuyum yansam da kül olup savrulsam da
    bazı bazı gülsem de yine gönlüm hoş değil
  • 1973 tarihli cem karaca moğollar'ın hit parçası obur dünya'nın yazarı
    hatta 1999 tarihli son cem karaca albümünde parça yeniden yorumlandı ve muhlis akarsu'ya ithafen dendi ki:
    tatlıdır içilir suyu
    kimseye benzemez huyu
    nice muhlis akarsu'yu
    yedin yine doymadın mı?
  • bu insanın bir de "halis akarsu" adında bağ ikizi vardır. halis muhlis bağlama tellendirirler..
  • özellikle 19.yüzyılın sonlarıyla 20 .yüzyılın başlarından itibaren değişen bir karakterle karşımıza çıkan aşıklar, "aşık edebiyatı ve "aşık müziği" adıyla anılan kendilerine özgü müzik ve edebiyat türlerini oluşturabilmişlerdir. türklerin en eski halk şairleri olan ozanlar( bugünkü aşıklar) ve onların kopuzla söyledikleri ezgiler her dönemde geniş halk kitleleri tarafından beğeniyle karşılanmıştır. günümüzde de aşıklar mezhebi ve etnik farklılaşmaya rağmen aynı işlevleri sürdürüyorlar
    bugün için köy-kasaba-kent üçgeninde sıkışmış, kimlik arayışında olan aşıklar sosyal, siyasal ve ticari oluşumlara karşı bir direniş içinde olamıyorlar. çoğu köylü olan günümüz aşıklarının büyük bir bölümü kentlerde yaşıyor. bu nedenle üretim tarzlarından, bunları tüketiş biçimlerine kadar hızlı bir değişim geçiriyorlar. yakın geçmişten beri bu durumda olan aşıklardan mahzuni şerif, nesimi çimen, davut sulari, muhlis akarsu, aşık emrah bunlardan yanlızca birkaçıdır. 1960'lı yılların sonlarından itibaren daha geniş kitlelere seslenmek üzere çaba sarfeden aşıklar yoğun bir biçimde plak piyasasına girdiler. söylediği deyişlerle ve yumuşak ses karakterleriyle hemen dikkat çeken bu aşıklardan biri muhlis akarsu'ydu...

    muhlis akarsu, 1948 yılında sivas'ın kangal ilçesi minarekaya köyünde doğdu. küçük yaşlardan itibaren katıldığı muhabbetlerde ve cemlerde alevi-bektaşi kültürünü öğrendi;saz çalıp türkü söylemeye başladı. kısa zamanda sesinin güzelliği ile fark edildi. gençlik yıllarında geldiği istanbul'da mahzuni şerif'in, davut sulari'nin deyişleriyle tanıştı. ilk söylediği deyişlerde gerek saz çalış gerekse okuyuş itibarıyla davut sulari'nin etkisi görülür. davut sulari'nin kendine özgü bol hançere hareketlerini içeren tavrından uzun süre kurtulamayan akarsu, kendi deyişlerinde de bu tavrı-kısa bir süre de olsa- denemiştir. daha sonraları deyişlerinde ve deyiş söyleme tavrında sulari'nin etkisinden kurtulduğu görülür. 1970'lerden itibaren dönemin etkili aşığı mahzuni şerif'in izleri belirir akasu'da...uzunca bir süre mahzuni'nin deyişlerini çalar, okur. bu arada alevi-bektaşi aşık geleneğinden de kopmaz. pir sultan, kul himmet gibi büyük ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirir.

    1980'li yıllarda ise akarsu, artık kendi kimliğini bulur. o güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren akarsu, 80'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir. bu yıllar adeta parladığı yıllardır akarsu'nun... "muhabbet" serisinin her yapıtında yer alır. eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okunur. ancak sanatının en verimli ve olgun döneminde yaşama veda eder( 2 temmuz 1993, sivas madımak oteli yangını) ardında ise milyonlarca seveni ile birlikte 100'den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakır.
    muhlis akarsu'nun yapıtlarına şöyle bir bakıldığında, tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. akarsu'nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz;ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. alevi-bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı muhlis akarsu'nun pir sultan abdal ve karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür.

    kaynak: http://www.biyografi.net/…isiayrinti.asp?kisiid=339
  • "yine gonlum hos degil"in mahlas kıtası, "akarsuyum yansam da, kul olup savrulsam da..." diye devam etmez aslında, o olduruldukten sonra bu sekilde soylenmeye baslanmistir. "akarsu gun gorsem de, çok sefalar sursem de..." falandır. "akarsuyum aksan da..." versiyonu da mevcuttur.
  • sivas olaylari kurbani turk muzısyen.
  • 94-95 yıllarına kadar beşiktaş'ta "ozan cafe" diye bir kafesi vardı. kafenin adının altında küçük puntolarla "muhlis akarsu" yazardı...
  • (bkz: faris akarsu)