şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---
    filmin en güzel sahnesi; bütün durumu özetleyen ve kırılma noktasını şahane bir şekilde betimleyen sahnesi çatı sahnesidir.. yükseklik korkusundan muzdariptir ikisi de.. ali nazik çatıya çıkmıştır gözünü karartıp, lakin intihar bile edemez, son anda korkar, vazgeçer, elinde para kutusu.. muhsin bey, gelir yanına onu ordan kurtarmaya çalışır.. önce azarlar bi güzel..
    ikisinin de gözleri kapalıdır yüksekliği görmemek için, "sesime gel" der ali nazik.. bir sese kulak vererek bir hayat kurtarır muhsin bey.. ikisi de birbirine sarılmış, dans eder gibi, bir iki bir iki adımları sayarak çekilirler yüksekten.. bütün o yüce değerleri temsil eden muhsin bey, sarılmış ve gözleri kapalı vaziyette, "şimdi ben geri gidiyorum, sen ileri adım atıyorsun" diye diye kurtarır ali nazik'i o yüksekten.. ve evet, işte tam da orda zaten, ali nazik'in, arabeskin, göçün getirdiklerinin yükselişi başlar bir ülkenin semalarında.. muhsin bey'in ve onun taşıdığı değerlerin, kentli insanın, dürüstlük, erdem gibi değerlerin de düşüşü başlar...
    --- spoiler ---

    kurt olmanın, erdem sayılmaya başlayacağının habercisidir bu film.. 90'larda zaten kendini haklı çıkarmıştır çoktan..
    ve evet; yavuz turgul büyük adamdır!!
  • şu ana kadar gördüğüm en iç parçalayan sahneye sahip türk filmidir. muhsin bey'in organize ettiği yarışmaya başvuru için gelen, heyecandan ve/veya soğuktan elleri titreyen ve üstü başı dökülen gariban doğulu vatandaşın bozuk şivesiyle konuştuğu sahnedir bu.

    edit: bozuk şive demek aslında yanlış olur, doğu şivesiyle demek daha doğru. bir insanın kendi şivesi niye bozuk olsun ki?
  • -agam kusura kalma kendimi kurtarmam gerekti
    -...kurtardın mı bari?
    sahnesiyle çocukluğumdan beri aklımdan çıkmayan ve geçenlerde afişini bulduğumda deliler gibi sevindiğim film.fikrimce türk sinemasının 80 sonrası en iyisidir(halen)

    edit: halen
  • bu filmi gerçekten seven birinin kötülük yapabileceğine inanmıyorum.

    inanç işte...
  • şahsıma göre türk sinema tarihinin en güzel üç filminden biridir

    bir replik vardır ki insanı olduğu yere mıhlar...düşünürsünüz:

    çiçekler ölmüş..
    hepsi ..
    eskiden bir yer ayarlardın güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı
    şimdi güneş aynı, ışık aynı, yer aynı ...suni gübre istiyorlar
    bir iki gr potas koyunca bir coşuyor namussuzlar ama sonra ...
    ölüyorlar
  • muhsin bey'in korkunç diş ağrıları için kullandığı ilacın adının "dişinol" olduğu harikulade film.

    muhsin bey meyve soyarken, ali nazik çiğ köfte yapmaktadır. birbirlerine ali nazik ünlü olursa, çok para kazanırlarsa, gerçekleştirmeyi düşündükleri hayallerden bahsederler. muhsin bey bu sahnede üsküdar'dan bir ev alıp afitap hanım'ı düşkünler evinden çıkarmayı, arkadaşlarıyla toplanıp fasıl geçmeyi, eskisi gibi tesbih yapmaya başlamayı, kabul ederse sevda hanım'ı da yanına almayı hayal ettiğini söyler.

    ali nazik'in hayalleri ise muhsin bey'e bir şahin araba almak, sadece kendisine kebap yapacak bir kebapcı "kapatmak", "pembe göğnek, altın zincir, beyaz takım" almak ve koynuna bir sürü karı almaktır ("koynuma bir sürü karı alırem, yisin bitirsinler beni...")...

    takip eden sahneye geçmeden önce kamera uzaklaşır, muhsin bey yemek masasında hala meyva soymakta, ali nazik yanıbaşındaki masa'da acılı çiğköfte yapmaktadır. bu iki kahraman arasındaki fiziksel mesafe, ali nazik ve muhsin bey'in hayalleri ve hayata bakışları arasındaki uçurumun da küçük bir habercisidir. filmin müziği ise unutulmazdır.

    ben bir filmin evreninde yaşamak zorunda olsaydım, bu filmin muhsin bey olmasını isterdim.

    edit: ali nazik'in kahvede simit yerken ve muhsin bey'in evinde oturuken, içine gömülerek ve heceleyerek okuduğu gazete "tan"dır. ali nazik kah gazetedeki çıplak kadın resimlerine bakar, kah "aşkın arabeski: topal dilenci kör dilencinin karısını çaldı" gibi haberleri zorlanarak da olsa yüksek sesle okur. ali nazik'in tan gazetesi'ne olan bu ilgisi ve okuduğu haber tesadüf değildir elbette...

    acaba tan gazetesi'ndeki bu haberin; hayata tutunmak konusunda "topal"layan ali nazik'in filmin sonlarına doğru çevresinde olan biten değişimin, yitip giden değerlerin farkında olmayan "kör" muhsin bey'in aşkı sevda hanım'ı "çalma" girişimiyle bir ilgisi olabilir mi? her halükarda güzel ayrıntı...
  • her sarkicinin nota ve solfej bilmesi gerektigini savunan, turk sanat muzigi hayrani, ciceklere duskun bir adamin, kalitesizlige karsi verdigi mucadeleyi anlatan bir film..
  • belki de muhsin bey kaybettiği için bugün türk müzik piyasası bu halde..
  • izlenemeyen bir türk filmidir. özellikle de bizimkilerin düzenlediği sahte müzik yarışmasına elleri titreyerek para veren adamı kameranın baştan aşağı süzdüğü sahneyle. kahır bir filmdir. gözlerim doldu şimdi bile...
  • dişçi kirkor agaryan, ikna edilmesi gereken ev sahibi madam, komşu sevda hanım'ın afacan kızı, mahallenin çocuklarından çıkarcı latif (ki kendisi sadece gazoz istemek için muhsin bey'e görünür), muhsin bey'i walkman ile tanıştıran cezaevindeki ranza arkadaşı, stüdyo parasını peşin isteyen ukala tonmaister, kendini trt görevlisi olarak tanıtan dolandırıcı, düşkünler evinde ziyaret edilen yaşlı sanatkar idol, çocukluk arkadaşı ve kankardeşi gazinocu laz nurettin, yerli rambo sönmez yıkılmaz, ocakbaşında kebap ısmarlayan arap celal, rakip plakçı düzenbaz şakir ve müzisyenler kahvesinin sahibi gibi karakterlerin de renk kattığı film.