şükela:  tümü | bugün
  • allah'in 99 isminden biri.
    (bkz: allahin 99 ismi)
  • (bkz: hayy)
    (bkz: yahya)
  • halk ozanı. doğum yılı billnmiyor ama konyalı olduğu, 1611 yılında sonradan geldiği istanbul-üsküdar'da şekuri tekkesi'nin avlusuna gömüldüğü biliniyor. asıl adı, bezcizade muhyiddin muhammed'dir. önce "halfeti tarikatı"ndanmış, istanbul'a gelince idris-i muhtefi'ye bağlanmış. fatih, çarşamba'daki zaviyeye şeyh olmuş.
    muhyi'nin divanı yitmiş. kimi cönklerde, ozanın aruzla ya da heceyle yazılan şiirlerine rastlanıyor. muhyi'nin döneminde iyi bir ozan olduğu anlaşılıyor.
  • el-muhyi : varlıklarını yoktan var edip hayat ishan eden.
  • 1974 yılında kerim yaman'ın cenaze törenine giderken yolda otobüste ilk kez dinlediğim, büyüleyici bir tarzı olan deyişin sahibi.

    yıllar sonra tüm sözleri görünce nelerin neden değiştirildiği üzerine kafa yoruyor insan. meğerse birileri o zamanlar bizim için metinde "uygun" değişiklikler yapmış. 6 kıtalı şiirden okuduğumuz kıtalar 1, 2, 4 ve 6. kıtanın ilk iki dizesiydi. diğer kısımlar içerdiği daha yoğun dini öğeler nedeniyle atlanmıştı sanırım. bu tür değişikliklerin (bir tür uyarlamaların) meğer son derece yaygın olduğu gerçeğiyle de sonradan yüzleşmek zorunda kalacaktım.

    söyleyiş biçimi de şöyleydi:

    zahid bizi ta'neyleme / hay hay
    hak ismin okur dilimiz / hey canım, heeeey canım
    hak ismin okur dilimiz /eyvallah, heey, hey dost

    sakın efsane söyleme / hay hay
    hazret'e varır yolumuz / hey canım, heeeey canım
    hazret'e varır yolumuz /eyvallah, heey, hey dost

    buradaki "hak" sözcüğünü kimi zaman "halk" olarak okuyup daha fazla transa geldiğimizi de anımsıyorum. anlamadığım sözcüklerin anlamının peşine niye düşmediğimi düşününce, meseleyi toplam bir müzik ve toplam etkisi olarak hesaplayıp öylece kavradığımız sonucuyla karşılaştım. yani bazı sözcüklerin öneminin, anlamlarından çok bir tür nota gibi algılanmasında olduğunu farkettim. ama muassır medeniyet ufkumuz o dönem batı ile malul olduğundan, rolling stones'un bir şarkısını türkçe kavramak için daha fazla uğraştığım da hatırımda...

    muhyi'yi yürekten anıyorum.

    şiirinin tümü şurada:

    zahid bizi ta'neyleme

    zahid bizi ta'neyleme
    hak ismin okur dilimiz
    sakın efsane söyleme
    hazret'e varır yolumuz

    sayılmayız parmağ ile
    tükenmeyiz kırmağ ile
    taşramızdan sormağ ile
    kimse bilmez ahvalimiz

    erenler yolun güderiz
    çekilip hakk'a gideriz
    gaza-yı ekber ederiz
    imam ali'dir ulumuz

    erenlerin çoktur yolu
    cümlesine dedik beli
    gören bizi sanır deli
    usludan yeğdir delimiz

    tevhid eden deli olmaz
    allah deyen mahrum kalmaz
    her seher açılır solmaz
    bahara erer gülümüz

    muhyi sana olan himmet
    aşık isen cana minnet
    elif allah mim muhammed
    kisvemizdir dalımız

    :::::::::::

    abdülbaki gölpınarlı'ya göre, 3. dörtlükteki imam ali, idris-i muhtefi
    diye tanınan hacı bey'dir. son dörtlükteki, elif, dal, mim harfleri arap
    alfabesinde adem adını meydana getirirler.

    kaynak: www.turkulerle.net
  • "toprağa ölümden sonra hayat verir" rum, 30/19
  • muhyî , arapça "hayvan " kelimesinin if'al vezninin i. fa'il 'idir. arapça'da "hayvan" kelimesi, canlı olma ve canlılık anlamlarında gelir. yani, sadece hayvanlar için değil, tüm canlılar - insan, bitki hatta organizma - için kullanılan bir kelimedir. kelime, bugünkü anlamıyla yalnız tek bir canlı cinsini ifade etmek icin kullanılır. ihyâ ise "canlandırma, can verme " anlamlarına gelir.(bkz: ihya etmek) muhyî ise "can veren , canlandıran " anlamlarına gelir.

    ayrıca muhyî'l - din < muhiddin