şükela:  tümü | bugün
  • halk ozanı. yaşamı üzerine çeşitli söylentiler bulunan gizemci halk ozanlarımızdan biri de muhyiddin abdal'dır. birtakım varsayımlarla yola çıkılarak, yaşamıyla ilgili sonuçlara varılmaya çalışılıyor.
    ancak, kesinlikle hacı bektaş yolunda olduğu biliniyor. söylentilerin birine göre, muhiddin abdal, romanya'daki balçık kasabasında akyazılı şeyh adındaki bir dervişin öğrencisi. bir başka söylentiye göre utman baba'nın dervişi. şiirlerinin birinde geçen "ela gözlü sultan baba!" seslenişindeki "sultan baba"nın, bu "utman baba" olduğu ileri sürülüyor. bir başka söylenti de, muhiddin abdal'ın eşrefoğlu rumi'nin oğlu olduğu yolunda.
    bu söylentiyi doğru sayanlar muhiddin abdal'ın 15. yüzyılda yaşamış olduğunu varsayıyorlar.
    çoğunlukla 16. yüzyıl gizemci halk ozanı olduğu ileri sürülüyor. bektaşilik ve hurufilik yolunda yazdığı şiirlerinin toplandığı bir divanı varmış.
    anlaşıldığına göre, bütün yaşamı boyunca belde belde dolaşmış. hemen bütün halk ozanlarında olduğu gibi bu yaşam bilinmezliği bir yana bırakılırsa, muhyiddin abdal'ın demesini bilir, güçlü, tutarlı, usta gizemci bir halk ozanı olduğu açıkça görülüyor.
  • kendini kendinde bulandır. "insan insan dedikleri / insan nedir şimdi bildim" derken "bilmek" denilen şey bizim oralarda yani ki dağ dağ ardı bir toros ardı olan bizim oralarda da "tanımak"tır . muhyiddin, can can deyu denileni de "bilen"dir.
  • arif ol kişiye derler
    zerre de göre güneşi
    zerrede güneş görmeyen
    kaçan temiz ola işi.

    arif ol kişiye derler
    katrede göre ummanı.
    katrede umman görmeyen
    kaçan fehmede sultanı.

    (bkz: kandil)
  • (bkz: insan insan)
  • besleme gazab* atını
    çekersin zulumatını
    tepele nefsin itini
    zarar gelmesin bedene
  • pertev boratav'a göre 16. yy. bektaşi/hurufi aşık geleneğinin önde gelen isimlerindendir. yaşar ocak ise muyiddin'i kalanderilik çerçevesinde ele alarak onu bu geleneğin en kuvvetli temsilcisi olarak değerlendirir.

    muhyiddin abdal hakkında herhangi kesin bir belge bulunmamasına rağmen şii ve hurufi inançlarının akisleri kendi döneminde bazı mecmualarda yer alan şiirlerinde görülmektedir. şiirlerinde nesimi, hacı bektaş veli ve balkanlar'a islamı yayan bektaşi balım sultan'dan bahsettiği görülmektedir.

    muhyiddin abdal benim için özellikle nesimi'den etkilenmesi dolayısıyla ilgi alanıma giriyor (ayrıca yunus emre ve kaygusuz abdal'dan da etkilenmiş muhyiddin) eserlerine baktığımızda bir nesimi'yi yakalayamıyor elbette, yunus esintisi daha belirgin sanki. edebiyatçılar bu mukayeseyi daha ayrıntılı ve teknik de yapabilir sanıyorum.

    muhyiddin abdal'ın hayran kaldığım en önemli eseri "insan insan" .

    özellikle fazıl say'ın müziğini yaptığı ve selda bağcan ve cem adrian'la seslendirerek popüler kültür tüketimine açık hale getirdiği bu eser, can damarından, bamtelinden yakalayan bir üslupla el ayak titreten nitelikte...

    insan insan

    nsan nedir şimdi bildim

    insan insan derler idi
    insan nedir şimdi bildim
    can can deyu söylerlerdi
    ben can nedir şimdi bildim

    kendüzünde buldu bulan
    bulmadı taşrada kalan
    mü’minin kalbinde olan
    iman nedir şimdi bildim

    takvâ ehlinin sattığı
    mü’minlerin ok attığı
    münkirlerin şekk ettiği
    güman nedir şimdi bildim

    bir kılı kırk yardıkları
    birin köprü kurdukları
    erenler gösterdikleri
    erkân nedir şimdi bildim

    sıfât ile zât olmuşum
    kadr ile berât olmuşum
    hak ile vuslat olmuşum
    mihman nedir şimdi bildim

    muhyeddin eder hak kadir
    görünür her şeyde hâzır
    ayan nedir pinhan nedir
    nişan nedir şimdi bildim

    muhyiddin abdal