şükela:  tümü | bugün
  • hayatınızın kadını olacağını düşündüğünüz mükemmel kadına yazdığınız aşk mektuplarıdır.

    tanım meselesini halledip kezban şikayetlerine karşı götü sağlama aldığımıza göre, asıl meseleye gelebiliriz.

    şimdi dostlar, tüm bu the red pill, mgtow, kezban, gelinlik/düğün, nafaka ile koca yolmak gibi meselelerde yaşanan ve sadece bizi değil bütün dünyayı meşgul eden tartışmalarda çok eksik kalan bir detay var.

    biz, yani bilinçlenmiş erkekler... yani kezbanların yolamadığı bilinçli erkekler... yani mgtow'cular, red pillciler, kezban düşmanları... biz sürekli bu iğrenç ablalarımızı, bu çirkin karakterli kadınları yerip duruyoruz ama bu düşük zekalı maymunlara, doğru yolu göstermek adına çok da başarılı girişimlerde bulunamıyoruz.

    elbette haklısınız, magazin programları seyredip twitter'da popçuları takip etmekten beyinleri soğan cücüğü kadar kalmış moronları tedavi etmek bizim görevimiz değil. bu iş için kimse bize para vermiyor ve biz de bir kere yaşadığımız hayatlarımızı bu moronları tedavi etmek için harcamak zorunda değiliz.

    ama madem bu, dünyayı sarsan, kadın erkek ilişkisinde kökten bir devrimin fitilini ateşleyen the red pill, mgtow veya bizim ülkemizdeki karşılığı ile kezban miti hakkında uzun uzadıya tartışmalara giriyoruz, bu akımları destekliyoruz, neden gelecek nesillere kendilerine doğru yolu bulacakları bir rehber de bırakmak için küçük bir çaba sarf etmeyelim?

    "mükemmel kadına aşk mektupları" derken kastettiğim şey, gerçekte var olmayan, zaten olmasının da mümkün olmadığını çok iyi bildiğimiz o harika ama hayali kadınlara, aşk mektupları yazmak... hatta sadece aşk değil, her konuda mektup yazmak.

    elbette, aşkitömlu, iyi ki varsıncıklı, ben senden önce yaşamıyormuşumcuklu beyinsiz, moron aşk metinlerinden bahsetmiyorum.

    burada amaçladığım hedef, biz bilinçli erkeklerin, hayalini kurduğumuz o harika "hayat arkadaşıyla", o doğru kadınla kuracağımız iletişimi "aşk mektubu" gibi reytingi yüksek bir kavram üzerinden okunabilirliği ve anlaşılabiliriği yüksek örneklere dönüştürmek.

    çünkü, bu işi tanımlar ve kavramlar üzerinden teorik olarak anlatmaya çalıştığımız sürece, televizyonlar, reklamlar, medya, düzen hatta anneleri tarafından moronlaştırılıp kezbanlık virüsüyle enfekte edilen genç kızların o "sıkıcı" (çok sıkıcısııaaan) metinleri okuyup da kendilerini kezbanlıktan kurtarabilmeleri mümkün değil.

    gerçekçi olalım arkadaşlar, bütün dünyadaki o sayısız red pill, mgtow forumlarında sayısız tartışma yaşanıyor ama bu konunun asıl muhatabı olması gereken, kendilerine çeki düzen verip aşk ilişkilerindeki bu erkek yolmacı sayko düzeni sonlandıracak olan kadınlar, genç kızlar, o metinlerin bir cümlesini bile okumuyorlar.

    diyorum ya, beyni taşlı yüzük kadar kalmış ve yüzükten başka bir şey düşünemeyen, ufku, kelime haznesi, kültürel birikimi, dünya görüşü, yaşam yorumu, cücük kadar bir yüzükten öteye geçemeyen bir morona, uzun uzun felsefe tartışmaları okutabileceğimize gerçekten inanıyor muyuz? mervecim, lütfen gel itiraf et, sen o tartışmaların hiçbirini okumuyorsun, değil mi? -evet okumuyorum yaaa, çok sıkıcııaa! -teşekkür ederim bebeyim.

    işte bu yüzdendir ki, hiç de sevmediğim bir şey yapacağım ve hayal mahsulü mükemmel kadınlara mektuplar yazacağım. ayrıca, diğer erkek yazarların da bu konuda destek olacaklarını ve o "kezban olmayan" hayali kadınlara kısa veya uzun mektuplar yazacaklarını umuyorum.

    bu sayede, karakterlerini oturtma aşamasındaki sayısız genç kadına, erkeklerin bir ilişkiden ne beklediğini, hayat arkadaşlığının ne olduğunu, erkeklerin nasıl sevdiğini, nasıl aşık olduğunu, neden mutlu veya mutsuz olduklarını, kezbanlığın mutlu ilişkileri nasıl yok ettiğini anlayabilecekleri bir fırsat vermiş olacağız.

    zamanla bu bilgiler sayesinde kendilerine doğru bir yol çizerek, yüzük/gelinlik/kına/düğün/nafaka düzeninden kurtulacaklarını, sevdikleri adamlara mutlu bir geleceğe yelken açabilecek bilinç seviyesine ulaşacaklarını umuyorum. ama çok umutlu da değilim. sonuçta aşk bir zeka işi ve ablalarda o zekanın gelişmesi için yüzlerce yıllık bir mutasyona ihtiyacımız var, değil mi merveciğim? -pardon, tırnaklarıma oje sürüyordum, seni duyamadım, ne demiştin canım? -yok bişe bebeğim, sen takıl.
  • merhaba merve,

    dün aldığımız sancılı ayrılık kararımızın ardından sana bazı açıklamalar yapmam gerektiğini hissediyorum. üzüldüğünün farkındayım. gönderdiğin mesajların tonundaki öfkeyi kontrol etmeye çalıştığını da görüyorum. sorularına cevap vermeye çalışacağım, umarım bu mektuplar sayesinde bu ayrılık sürecini daha sancısız ve daha az yarayla atlatmayı başarabiliriz.

    gece boyunca gönderdiğin mesajlarından, uzun zamandır göstere göstere geldiğini belli eden bu ayrılığın işaretlerini yeni fark etmiş olduğunu da anlıyorum.

    oysa bu noktaya gelmemek için insanüstü bir çabayla seninle iletişim kurmaya çalışmama rağmen o iletişim kanalını ancak şimdi açman ve bana neyin ters gittiğini sorman hem çok ironik hem de çok üzücü oldu, güzel merve'm.

    keşke bunu daha önce konuşabilseydik. olmadı. şimdi, geri dönüşü imkansız bir noktada olsak da, tüm bu meseleyi detaylandırarak muhasebesini yapmamızın ikimize de kaybettiğimiz mutluluğun acısını seyreltecek bir teselli yaratmasını umarım.

    öncelikle şunun altını çizmeliyim ki, sen tanıdığım en güzel insanlardan birisin. zaten bu ayrılık kararını benim için büyük bir ıstıraba dönüştüren detay da bu. anlayışlı, sevecen, uyumlu, ön yargısız, zeki, dünyayı sorgulayan, araştırıp bulan, kendini geliştiren çok sıra dışı bir kadınsın. bu ayrılık sonrasında hayatımda büyük bir kırılma yaşayacağımı ve bir daha senin gibi sevdiği adamın ruhuna işleyebilen harika bir kadınla karşılaşamayacağımın da bilincindeyim.

    peki ama her şey bu kadar güzelken neden ayrılık kararı aldım, değil mi? sorumuz bu. cevap ise biraz ağır, merve... bunu anlamaya çalışacağını, yaşadıklarımıza benim gözümden de bakmak için çaba sarf edeceğini umuyorum.

    hani ilişkimizin ilk dönemlerinde birlikte ege'de güzel bir geziye çıkmıştık. yolculuktan, gezip tozmaktan, direksiyon sallamaktan, yüzmekten yorulup acıktığımız bir anda beni hoş bir turistik restorana sokup yemeklerini senin ikram edeceğini, cüzdanıma el atarsam küseceğini netçe belirtmiştin, harika bir sohbetin eşlik ettiği o güzel yemeğin ardından hesabı ödemeye sıra geldiğinde pusulayı eline alıp 600 liralık faturayı hiç düşünmeden ödemek isterken müdahale etmiştim de, pusulada bizim yemediğimiz üç tabak balık ve masamıza bile gelmeyen, içmediğimiz bir şişe şarap çıkmıştı... hesap 300 liraya düşmüştü... hatırlıyorsun değil mi?

    güzel merve'm, dünya maalesef o turistik restorandaki gibi, mutlu çiftlerden hayatlarını çalmak üzerine kurulu bir düzen.
    bize, aynı o restoranda olduğu gibi, masamızda bir kadın varken hesap pusulasını detaylıca incelememizin görgüsüzlük olduğunu, masamızda bir kadın varken "gerçek bir erkeğin" pusuladaki hesabı hiç sorgulamaksızın ödemesi gerektiği ezberi dayatılır ve hepimizin o hesapları hiç sorgulamadan ödeyeceğimiz bilindiği için, üçkağıtçı dünya birbirimizin kollarında aşk ve mutluluk aradığımız ilişkilerimize ödemememiz gereken bedelleri dayar, mutluluğumuzu çalmak, hayatlarımızı çalmak, geleceğimizi çalmak için aşkı kullanır. aynı, masasında bir kadın olan adamdan para çalmayı alışkanlık haline getirmiş o turistik ege lokantası gibi.

    evet çok doyurucu, çok mutlu, çok huzurlu, çok tutkulu, rüya gibi bir ilişkiydi ama ilişkilerin "gezip tozma" kısmı bittiğinde hayatın sert yüzüyle karşılaşırız ve o sert tokatlara, o çirkin saldırılara, o hırsızlıklara, o gasp girişimlerine karşı bilinçli olmayan bireyler, yaşamlarını, mutluluklarını, ilişkilerini kurban verirler.

    ilişkimizin evliliğe doğru uzanmasını ben de çok istiyordum ama seninle bunu yapamayacağımızı gördüm. ne yazık ki, benden istediğin şey merve, o turistik restoranda yolunan ve sesini çıkarmayan, hesap pusulasını kontrol etmeden garsona paraları deste şeklinde teslim eden enayi adam olmam. bir restoranda fazladan harcadığı üçyüz lira hiçbir erkeği yıkmaz ama bir evlilikte, bir yaşamda mutluluğundan çalınacak her bir parça bir insanı ömür boyu içinden çıkamayacağı mutsuzluk çukuruna saplar, mahveder, yok eder. ne yazık ki sana bu detayı anlatmayı başaramadım merve.

    kazanmak için bir ömür harcadığımız bilincimize, acılar çekerek oluşturduğumuz prensiplerimize, ağır bedeller ödeyerek eriştiğimiz hayat yorumumuza ters ritüelleri yerine getirmeye zorlanacağım bir evlilikte mutlu olamayacağımı takdir edersin.

    o gelinliği giymeyi, sevdiğin adamla bir ömür geçirme amacından öne koymanı bir an için önemsemeyelim. bunu denklemin dışına atalım. ama yine de biz bu denklemde mutluluk sonucuna bir türlü ulaşamıyoruz merve. çünkü, iki insanın hayat arkadaşlığı yapacağı bir beraberlik kurmak üzerine birbirimize söz vermemiz, birbirimize dayanmamız gerekirken daha bu birlikteliğin en başında ilişkimize başka insanların koyduğu şartları dayatıyoruz. anneler babalar onu istiyor, arkadaşlar çevre bunu istiyor diye evliliğimizi başka insanların ipoteği altına almak, ömür boyu borçlu yaşamak istiyor musun gerçekten eski sevgilim? ben istemiyorum.

    bizim ulaştığımız bilinç seviyesindeki insanların gülüp geçeceği saçma sapan ritüelleri, iki insanın mutlu bir hayat arkadaşlığı kurabilmesinin ön şartı olarak dayatan bir topluma boyun eğmeyi reddediyorum güzel merve'm. kusuruma bakma. bu farklı bakış açılarıyla bizim o evliliği sürdürmemizin mümkün olmadığını da göreceksin. ben taviz verip o soytarı damatlığı giyip düğüne katılsam karakterimi baskılamış olacağım; sen hayallerinden vazgeçip beş yaşından beri beynine nakış gibi işlenen peri prensesi gelinliğini giymesen, sen karakterini ve hayallerini inkar edip mutsuz olacaksın.

    görüyorsun ki, müzeleri gezerken, uzun yolda otomobil kullanırken, ege'nin ıssız koylarında sevişirken, sabahları birbirimizin kollarında uyanırken, birbirimizin damak tadına uygun yemekler yaparken, sorunlarımızı kavga etmeksizin konuşup çözebilirken yaşadığımız mükemmel uyum, ne yazık ki çok daha büyük bir detayın altında eziliyor. hayat arkadaşlığı kavramını aynı cümlelerle tanımlayamıyoruz ve bu ikimizin de geleceğini yok edecek, bizi mutsuz bir hayata mahkum edecek çok büyük bir sorun. işte bu yüzden ayrılıyoruz, çok üzgünüm ama geriye alamayacağımız ağır ayrılık nedenimiz budur. ne sen o gelinlik hayallerinden vazgeçip mutlu olabilirsin, ne de ben o soytarı damat kostümüyle kurduğum ve enayi hesap pusulalarını ödemeyi peşinen kabul ederek yaşayacağım hayatta mutlu olabilirim.

    yaşamı mantığı ile değil kalbiyle kabullenip her türlü şerefsizin hesap pusulasını ödemeye razı o mükemmel adamla tanışıp mutlu olmanı gönülden diliyorum güzel merve.

    çok sevdiğin o şarkının da söylediği gibi. biz birbirimizin hayallerine girmeyi başaramadık. ben senin düşlerindeki adam değilim.

    https://www.youtube.com/watch?v=aaqfsc9aqoi

    daima kalbimde olacaksın.
  • merhaba merve,

    gün boyunca attığın o '14 şubat'ı ayrı geçirmeyelim ve tekrar bir araya gelmek için bir fırsat olarak kullanalım,' ana fikirli mesajlarına toplu bir cevap olarak sana bu mektubu yazma ihtiyacı duyuyorum.

    biz nasıl bu 14 şubat kutlayan sevgililer pozisyonuna geldik, ne ara 14 şubat gibi pazarlama kampanyası günlerine anlam yükleyen çaresiz insanlara dönüştük, ilişkimizin o kısmını kaçırmış olduğumu fark ediyorum.

    belki de senin daha bilinçli, daha güçlü, daha zeki bir kadın olduğuna inanmak istediğim için bana verdiğin ipuçlarını görmezden geldim. belki bu gelinlik giymemek, düğün yapmamak, doğum günleri, sevgililer günleri kutlamamak gibi konularda benimle aynı noktaya geleceğini umdum. senin o bilinçli, olgun, mükemmel kadın olacağını hayal ederek kendimi kandırdım ve geldiğimiz nokta budur.

    sana kaldıramayacağın kadar ağır bir anlam yüklediğim, düşünsel bir devrim yaşayarak varoluşunun anlamını moron bir tüketici kitlesi olan içi boş kadın seviyesinin üstüne çıkartmanı beklediğim için özür dilerim. bir umutla belki birbirimize hayat arkdaşı olacağımızı hayal ederek kendimi kaptırdığım rüyadan uyanmam da benden gelinlikli, damatlıklı bir soytarı şovu isteyebileceğin kadar uzun sürmemeliydi.

    sana bu kadar kapıldığım ve seni de bu kadar kaptırdığım için tekrar tekrar özür diliyorum merve.

    bir özür olarak, sana az önce çiçek aldım ve gönderdim, lütfen 14 şubat çiçeğini aldığında onu götüne sokarak mutluluğunu pekiştirmeye ve o haliyle fotoğrafını çekip bana göndererek beni de mutlu etmeye çalış. çünkü gün boyunca bana attığın 14 şubat mesajları sonrasında mutlu olabilmem için o çiçekleri götünde görme hayaliyle yaşıyorum.

    [gönderdi]