şükela:  tümü | bugün
  • osmanlı ordusu'nda teğmen.
  • bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden*..
  • dendikten sonra "ne lazım ne lazım" diye esprili soru giydirilebilinecek takma ad.

    genelde soyadı mülazımoğlu olanlar bu lakaba nail olurlar, hatta soyadı mülazımoğlu olanlar her türlü bu lakabla yaşamayı öğrenmelidirler. mülazımoğlu soyadlı çekirdek ailelerde yaşanan en büyük sorunsa ev telefonuna gelen çağrılardır;

    - alo

    + mülazım'la görüşebilir miyim?

    - hangisiyle?

    + ??!?!?!!!

    sizin de birgün soyadı mülazımoğlu olan arkadaşınız olursa arayınca böyle istemeyin, sadece ilk adı ile hitap edin. bence yani, yoksa siz bilirsiniz.
  • bir erkek ismi
  • mülazım daha yeni kosova ordusundan emekli oldu. uçk, bağımsızlıktan sonra doğrudan kosova ordusunu oluşturdu. savaşta yaralanmamakla birlikte köyüne doğru bir top atışıyla çıkan akraba evi yangınını söndürmesi var. ayrıca sırpların karşıki yamaçtan onun evde olduğunu anlamalarıyla gönderdikleri top atışından son anda evden dışarı fırlayarak kurtulması var. o kurtulurken mülazım'ın evi isabet almış, tam yıkılmamış. savaştan sonraları bir kez traktörün altında kalmış, ciddi yaralanmış. 2 yıla yakın hastane yatışı ve sağaltımları sürmüş. bir kere de askeri araç/kamyonla devrilmiş. o zaman da kafatası çatlamış galiba. dokuz canlı çıkışına kendisi de şaşıyor. allah izin vermiş diyor. şimdi oğlunun biri isviçre'de, öbür oğlu lise sonrası okumamış. onu orduya sokmaya çalışıyor, oğlan gönülsüz.

    kosova bağımsızlık savaşı'nda yürek ve merkez dreniça. en milliyetçi, en doğrudan militan ve asker ruhlular orada. şimdi tüm kosova'da trafik tabelaları en az çift dilli (arnavutça, sırpça) olduğu halde mitroviça, skenderaj, prekazı'da, bizimkilerin köyü kuçica'da (kiqicë) yol tabelalarının alt satır sırpça bölümleri gençler, aşırı miliyetçiler tarafından sprey boyayla karalanmış. öteki şehirlerde, merkez priştina'da böyle değil. savaş başladığında o yüreğe kadar önemli bir direniş olmadan sırp ordusu işgali güneyden kuzeye ilerleyerek yürütmüş. mitroviça ve kuzey kosova sırplarıyla kıskaç da uyguladıkları halde orada tıkanmış. yalnız dış dünyadan müdaheleler olmasa artık cephe gerisi de, cephedeki uçk da açlıktan bitmek üzereymiş. 1 haftadan fazla dayanamazlarmış.

    prizren sınırın dibi olduğundan prizren halkının çoğu makedonya'ya, türkiye'ye kaçmış. yerel rekabet olarak genellikle türk kökenli prizrenliler arnavut olarak görülmeyi ters karşılarlarmış. herkes aidiyetine ve köküne aşırı bağlı.

    mülazım da uçk'lı olduğundan 3-4 ay aynı mevzilerde adem jashari'yle savaşmış. iyi tanırmış. adem jashari öldüğünde o, bölgede başka bir tepenin veya köy grubunun korunmasına görevli olarak kaydırılmışmış.

    şimdi düğünlerde keleşlerle şarjörlerce kurşun atılıyor. aslında niyet dağların gerisindeki sırplara "biz buradayız" mesajı vermek. ve verdiklerindem eminler. düğünlerdeki silah atışlarından polis merkezinde görevli bir kuçiçalının sık sık başı ağrıyor. düğündür, idare edin deyip duruyormuş. bilenler bu atışların isabetli olduğunu düşünüyor, onaylıyor. bazen böyle ikincil anlamlar ve mesajlar oluyor. ben ferhiye'deki köyümden bu silah atış anlamına aşinayım. orada etnik anlamda değil kişi veya ailenin sesini duyurmaya yarıyor: "ben burdayım, biz burdayız." veya, "ben geldim artık, farkına varıyor musunuz?"
  • stajyer müderris.
    "müderrsiler için mülazemet ve nevbet sistemi
    sözlük anlamı : lüzum mastarından gelmektedir.bir yere veya bir kimseye bağlanmak, bir işte devamlı olmak anlamına gelir.
    terim anlamı : medrese mezunlarının gerekli kademelerden geçtikten sonra, müderrislik ve kadılık için sıra beklemeleri ve mesleki tecrübe kazanmaları anlamına gelmektedir. bu bir nevi staj dönemidir.

    http://ademok126.blogspot.com/…-nevbet-sistemi.html