şükela:  tümü | bugün
  • kuruluşunun 160. yılında düzenlenen törende 50 yıl (önce) mezun ersen yavuz şöyle diyor:

    (hepimiz çok iyi biliriz ki, eğitimden amaç, mesleki derslerin yanı sıra düşünen, arayış içinde heyecanlı, nesiller yetiştirmektir. ben mülkiye’nin bizlere bu özellikleri verdiği inancındayım. mülkiyeli olmak bu nedenle bir ayrıcalıktır.
    söyleyecek çok şey var, insan yaşlanınca bol bol nasihat veriyor. benim de genç mülkiyelilere bir nasihatım olacak. konuşmamın girişinde “arayış, heyecan” gibi sözcüklerden söz ettim. bunlara bir kelime daha eklemek gerekiyor; “hesaplaşma”. bu sözcük önemli ve hayatımızda yer alması gereken bir kelime. zaman zaman düşünmüşümdür "bizler mülkiyeli olarak üstümüze düşen görevi hakkı ile yerine getirebildik mi?". hatalarımız elbette mevcuttur. her şeyden önce şunu kabul etmek gerekir ki; bir aydın olarak kendimizle hesaplaşmayı bilmiyoruz. bunu yapmayan bizlerin, toplumla hesaplaşması ne dereceye kadar doğru? bugünü değerlendirebilmemiz ve eleştirdiğimiz hususlarda ne derece sorumluluğumuz bulunduğunu görmek için hesaplaşmanın önemini kavramak gerekir. yaşlı bir mülkiyeli olarak gençlere derim ki: “arayışınızı ve heyecanınızı sürdürün, ama daima kendinizle hesaplaşın, kendisiyle hesaplaşmayan, toplumla hesaplaşamaz.” )

    işte bu anlayışta insan yetiştiren kurumdur mülkiye..
  • ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi'nde önemli bir gerilimdir bu. okula "siyasal" mı yoksa "mülkiye" mi deneceği meselesi. şimdiki nesil, hocasıyla ve öğrencisiyle "siyasal" der. inek bayramında filan okulu dolduran eski nesil genel olarak "mülkiye" der. peki bu basit bir tercih farklılığı mıdır? aslında pek öyle değil.

    bir kere "mülkiye" tam da bir devlet kurtarma operasyonu olan osmanlı modernleşmesinin parçasıdır. dolayısıyla odağında devlet vardır. sonradan kemalist devletin kadrolarını yetiştirmeye odaklanmıştır. sosyalizmi devlet kalkınması zanneden sol hareketler yoluyla da devam etmiştir. "siyasal" diyenler ise devleti artık bir sadakat değil aksine nefret odağı olarak görenlerdir basitçe. devlet kadrolarında çalışmaktan kaçmak değil burada anlatmak istediğim. devlet yerine topluma atıf yapma eğilimindedirler. devleti değil, halkı ya da halkları referans alırlar. en anlaşılır örnek şu olabilir: bir mülkiyeli olağanüstü hal valisi olabilir, bir siyasallı olamaz!

    burada kopuşu söyledim ama bir süreklilik de var. süreklilik ise her iki tarafın da kamusal bir sorumluluk bilincine sahip olmasıdır. yani 100 yaşında bir "mülkiyeli" ile 25 yaşında bir "siyasallı" karşılaştığında, her iki taraf da birbiriyle bu kamusal sorumluluk bilinci üzerinden bağ kurabilir. herkesin kafasında -eğer bu okuldan alınabilecek en temel şeyi alabildiyse- şu vardır: "ben bu topluma nasıl katkı sağlayabilirim?". eskiler bunu "ben bu devlete nasıl faydalı olurum?" diye soruyorlardı; yeniler, bir odak olarak devleti aştılar. ama önemli değil. formül yenilendi, daha geniş bir bakış kazandı; içerdiği özse korunuyor. dediğim gibi, o öz de başka insanlara karşı sorumlu olma, bireyselliğin içinde yok olmama gibi ilkelerdir. en basit haliyle, insanın siyasal yani toplumsal bir hayvan olduğu bilincidir. o yüzden "siyasal"da "siyaset nedir?" sorusu sürekli tekrar tekrar geri dönülen bir sorudur.
  • şimdiki "ankara üniversitesi siyasal bilgiler" fakültesi.
    harbiye tıbbiye mülkiye üçlüsünden bir okul.
    (bkz: siyasal bilgiler fakültesi)
    (bkz: harbiye)
    (bkz: tıbbiye)
    (bkz: mülkiye)
  • eski püskü, atılmaya ayrılmış, canlılığını yitirmiş, eski şöhretinden eser kalmayan bir varlık değil kıymetli, yaşayan, yaşatan, öğreten, adam gibi adam eden ve tarihini üzerinde barındıran bir değerdir mülkiye öncelikle bu gerçeği kabul ederek işe başlamak gerekir.

    eski olan ile tarihi olan arasındaki fark vardır.
    mülkiye bu değeri kendi şerefiyle elde etmiştir ve bu tarihi hiçbir devirde hiç bir kurum -devlet dahil- ile oluşmamıştır. yalnızca çalışkan, zeki mülkiyeliler sayesinde mülkiye tarihini kendi nosyonundan çıkarmıştır.

    mülkiye tarihi ve mülkiyenin durumu aynı zamanda ülke tarihinin ve ülke durumunun aynasıdır, tıpkı şimdi de olduğu gibi.

    niteliksizleşen, apolitikleşen, düşünmeyen, algılamayan, okumayan, toplumu ve toplumsallığı hayallerine yaklaştırmayan, tembel, kültürsüz, cahil, empati yoksunu, bilimden ve bilimsel düşünceden bir o kadar uzak, kapitalist sistemin idealizasyonu olan bireyciliğe teslimiyetçi, dünya üzerindeki tek etkisi sınırsız tüketebilme yeteneği olan ve bunların en kötüsü ve acısı bunların farkında olmayan bir ülke gençliği karşısında, ayakta kalmaya çalışıyor mülkiye... onu eleştirenlerin öncelikle bu gerçekleri ve asıl olarak kendisini ve çevresini iyi irdeleyebilen, tüm bunları algılayabilme, yorumlayabilme yetisine sahip gelişkin bir düşünür olması gerekir...

    toplumun her kesiminde her katmanında rahatça gözlemlenebilen çürüyüş kadar duraksamıştır evet...ihale her zaman kompradorlara değil de çatlağı görüp sızıntıyı söyleyene kalıyor malesef bu ülkede tıpkı mülkiyenin ve mülkiyelinin şu an yaşadığı şey gibi...

    sessizleştirilmeye inat yüksek sesli, itaate inat itaatsiz, toplum ve insanlık uğruna kısacık ömrünü feda edecek daha nice koca yürekli mülkiyelilerin yetişmesi dileğiyle nice 150 yıllara...

    edit: önce kantin tayfası ile mülkiye tüllabı arasındaki fark anlaşılsın sonra konuşulsun, eleştirilsin. karşısında götü tavanda, boş, kız kaldırmaya çabalıyan bir "siyasal bilgiler fakültesi öğrencisi" mi(bu kısıma yapılabilecek bir şey yoktur) yoksa bilgiyi içselleştirebilmiş entelektüellik çabasında bir mülkiyeli mi var.(işte fark burada ortaya çıkar, kapiş?) işi gücü kantinde yaşamak olan kişilere bakıp da genel bir yorum yapılması başlı başına bir ilginçliktir evet içki ortamında ülke kurtarmak kadar boştur.
  • mülkiye'yi pek çok konuda eleştirebilirsiniz. yabancı dil desteği zayıf diyebilirsiniz. yerleşke yetersiz diyebilirsiniz. artık kamuya nitelikli işgücü yetiştirme misyonundan sıyrılması gerekir diyebilirsiniz. çaycı recep amca emekli olsun diyebilirsiniz. hatta ve hatta eğitim kadrosu bu işi bilmiyor yea bile diyebilirsiniz. gülmem, kınamam. ama düzen yancısı, statükocu gibi anlamlara gelecek bir tespitte bulunmaya kalkışırsanız hele bir otur da soluklan yiğenim derim. alınmaca, gücenmece yok.
  • en çok da şimdi "okul" olmuştur. siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler gibi alanlarda entelektüel gelişim peşindekiler için yaş kaç olursa olsun dönüp dolaşıp gelinecek kürkçü dükkanıdır bu ülkede başka da adres yoktur (malesef).

    zihinsel gelişim derdinde olmayıp işinin aşının peşindekiler değil mülkiye, başka bir okula bile yazılmasın, gitsin bir anadolu kaplanının çırağı olsun, abilerin dizleri dibinde tahsil görsün, iftarda maklube yesin daha rahat yaşarlar karıları cipe biner.

    özetle mülkiye daha bitmedi. bitmesini isteyenler için üzgünüm.
  • bitirdikten sonra hayata devam edebilmek için, orada öğrenilenlerin unutulması gerektiği fakülte. o kadar temiz bir yer yani.
  • dersliklerinde başka üniversitelerin doçent ve profesörlerini öğrenci olarak görebileceğiniz fakülte. ölüsü bile yeter.
  • bu halk, politikaci diye bi meslek cikardi.. burokrat degil, siyasetci degil politikaci.. kelime nalamiyla politika yapan.. lafi ceviren, laf ebesi, cumle cambazi, gercek shapeshifteri.. peki bu isin egitimini alanlar nerde? konsolosluklar koyun memurlarla dolu, baskonsolosa ulasmak zaten imkansiz.. alayi torpil, alayo takim tutmak gibi geldiler babadan ogla basa.. isin erbablari nerde? siyaset okuyan adamlar nerde?

    yani yapmayin.. bu ulke koloskopiden ciksin butun bagirsaklar temizlensin ve mulkiyeliler gelsin.. basa artik bu ulkede, hallederiz kadirler degil, otopark mafyasi degil, karadenizli muteaahit degil, okullular gelsin..

    yeter artik bu yol yordam bilmemekten.. yeter yeter.. ya asker basta ya ticaretten anlayan bakkal amcalar..
  • bir zamanların yükselen elitleri liberalizmle birlikte kaybedenler,tutunamayanlar benim gibi..alaeddin şener ve ilber ortaylı gibi gantastik bilim adamlarının üreme ortamı..yıllar önce devrim şarkılarının söylendigi simdi ise abii yaa tribinin yaşandıgı bahçe önü ortamı.küçük anfi önü hala devrium planlarının yapıldıgı küçük bahçede ise bu gece şu işletmeli kızı bi götürsem abi yaaa denilen iki mekana sahıp yurt mektebi