şükela:  tümü | bugün
  • divan edebiyatının gül ile bülbül gibi en önemli ikililerinden biri.

    belki de pervanenin (gece kelebeğinin) bülbülden daha cesurca olan yönü, mumun etrafından attığı onlarca turun sonunda ateşe kapılıp yanmasıdır.
  • onlar aşkın çok çeşitli hallerini tasvir ve temsil etmiş aşık ile maşuktur.
    ne pervane şemmin (mum) nurundan tehî bir kıymete maliktir; ne şem, pervanesiz aşka kudret verebilir. ki zaten yandığında erimesi de vaktinde pervanenin kendi ateşinde hark olmasıdır.
    onlar şemm ü pervane ismi altında iran ve türk edebiyatına mesnevi konusu olmuşlardır.
    pekçok beyitler söylenmiştir onlar için.

    hikayenin ana fikri hep aynıdır. değişik şekillerde anlatılmıştır. mizansen yapacak olursak:

    ne vakittir karanlığın sultanlığında çaresizce gezinmektedir küçücük bir kelebek (pervane). akranlarının yanında ufak ve solgun duran kanatlarını kocaman bir tevazuuyla çırparak dolanmaktadır. bir vakit, aradığını bir türlü bulamadığı bu diyardan uzaklara gitmeye karar verir. karanlıklardan sıyrılmaktır muradı.
    uçar... azim yoldaşıdır, umut can ipliği.
    sırrın ardına düşmüştür bir kere, içindeki kıpırtı tayin etmektedir yönünü. halbuki gittiği yerde ne ile karşılaşağını bilmemektedir. işte bütün bu karmaşıklık içinde, gözlerinin ferinin azaldığı bir vakitte, şaşkınlığın fırlattığı hayret oklarıyla çarpılır gönlü. rüzgar susar, zaman susar, her şey bu an'da donmuştur.
    yalnız... adeta karalıklar içinde yıldızlar gibi rakseden, kelebeğin feri gitmiş gözlerini nuruyla kamaştıran ve ismini bilemediği 'o', uzaklarda bir evin penceresi yanından gönül yakan gamzeler göndermektedir. bu nasıl bir ahudur anlayamadan kelebek, son bir gayretle kanat çırpar ve süzülür evin penceresinden.
    artık hiçbirşey yoktur. zira herşey ordadır. orada, tam karşısında. neden sonra isminin şem (mum) olduğunu öğrenir. gayrısı beyhudedir zaten.
    bir mum vardır alemde, bir de kelebek.
    kelebek aşkının cezbesiyle mumun etrafında dönmeye başlar. uzaktan uzağa çekingen bir dönüştür bu önceleri. artık kimse durduramaz onu. döner, döner. gözün görme hassası mumun üzerinde düğüm düğüm olmuştur. hem zaten başka birşey görmek ne büyük bir saçmalıktır.
    her dönüşte muma daha çok yaklaşmaktadır. yaklaşır, yaklaşır. artık kelebeğin ismi pervanedir. mumun pervanesi. mum alem, mum varlık, mum aşk. bu aşkın meşki dönmektir. gayrısı boştur, avareliktir.
    pervaneyi görenler derler ki: ey pervane çekil, uzaklaş. senin o zayıf ve narin kanatların mumun ateşine dayanmaz. çekil ki, bu mukadder bir ölümdür.
    pervane için başka bir şey yoktur ki duysun söylenenleri. hem duysa ne gam. o gönlünün devasını bulmuştur ya. gerisi lakırtı.
    ve öyle bir an gelir ki muma iyice yaklaşan pervane, onun aşkıyla yanan gönlünü bedeniyle beraber ateşine atar. bir anda yanıp gider mumun ateşinde. artık pervane yoktur. sadece sevgili vardır. pervane, mumda fena bulmuştur. aşkının devasını bulmuştur. mumsa sevgilisinin bu yanışına gözyaşları döker dört bir yanından. işte erimesi de hem aşkından, hem de aşıkına ağlamasındandır.
    mevlana'nın şem ile pervanesinde bahsettiği gibi "ben zaten yanmışım" der mum. "seni yanmaktan, cefa ve elemlere düşmekten nasıl kurtarabilirim?". işte bu yüzden gözyaşı döker ancak. yanar.
    ne vakit bir evde mum yakılsa, aradan biraz vakit geçtiğinde etrafında dönen bir pervane görülür. hikaye hep aynıdır. her mum, pervanenin yanan gönlüdür.
    ve sevgiliye: sende uzakta saadetim, pervanenin ömür saltanatını sahipliğidir.
  • divan şiirinde çokça kullanılmış metaforlardan biridir. gül ile bülbül gibi, mum ile pervane vardır.. mum maşuk olur, pervane de aşık.. aşk tek bir bakışla ortaya çıkar genelde, kıvılcım mumu ateşe verir. maşuk (pervane) aşığın(mum) etrafında dönmeye başlar. her seferinde ona daha çok yaklaşmak ister ama mumun ateşi buna izin vermez. pervane döner, döner.. aşkına yaklaşmadan edemez ve sonunda kanadı mumun alevine değer, yanar..

    divan şiirinde "acı" olmazsa aşk da olmaz. maşuk kanadını yaralar ama bundan büyük bir zevk alır. -zaten aşk tekildir, tek kişiyi ilgilendirir aslında. bu da maşuk değil aşıktır. bu anlayışın tasavvuf şiirlerine yansıması da çok güzel; ilahi güzelliğin etrafında döner durur aşıklar. bir gün ona ulaşacaklarını bilirler ve çektikleri acı onlara sonsuz büyüklükteki bir bahçedeki küçük, dikenli gül gibi gelir. "sevgili için can taşıyan aşıktır; canı için sevgili arayan ise menfaatperesttir" derler.
  • rıza tevfik bölükbaşı bu aşk sorhoşluğunu kendi ile mukayese etmiştir.

    "bendeki suz-i dil var mıdır acep, tutuşup can veren pervanelerde?"
  • sadece kül olma açısından bakarsak, death note'daki jaelous'ı burda anabiliriz.

    (bkz: şinigami)

    not: izleyince görüceksiniz ki spoiler sayılmaz.
  • "güneş o kadar parlaktı ki mumun alevi görünmüyordu." - pervane.
  • mum ile pervaneyi diğer edebi aşk benzetmelerinden ayıran en önemli özelliği pervanenin cesaretidir. aşkı uğruna yanmayı göze almıştır pervane. bunu şeyh galip şöyle yazmıştır: "şem'ine pervaneyim pervane neden lazımdır bana."
  • biri pervaneyeşöyle der:

    "ey ufacık böcek, minicik kanatlı hayvan! sen kendine layık birini bul. öyle bir yol tut ki başarı umabilesin. sen kim mum sevmek kim? ateşin etrafında dolaşma, insan önce kendini bilmeli...
    yarasaya baksana güneşten saklanıp gizlendiği için gündüzleri ortalarda görünmüyor, geceleri meydana çıkıyor. kendisiyle başa çıkamayacağı kişiyle güreşmek ,savaşmak cahillik , kendini bilmezliktir..."

    ey pervane! kimse sana mumun uğrunda nahak yere ve boşu boşuna ölüyorsun, iyi ediyorsun demez.
    "bir dilenci bir padişah kızını isterse bu saçma bir fikir, manasız bir hareket olur..."

    "bir mecliste bir mum yandığı vakit , padişahlar büyükler yüzlerini ona çevirirler. hal böyleyken mum hiç senin yüzüne bakar mı?"
    karşısında o kadar padişahlar varken, büyükler dururken senin gibi bir müflise iltifat eder mi hiç? ben zannetmem.
    mum herkese nezaket , fakat sana kızgınlık gösterir. neden ? çünkü sen zavallısın , biçaresin.

    yüreği yanık pervane şu cevabı verdi:

    "mum beni yakarmış, yanarmışım bunun ne önemi var? gönlümde ibrahim ateşi var. nemrut onu yakmak istedi, fakat o ateş ibrahim'e nasıl bi gülizar oldu ise , mumun ateşi de bana gülistandır...

    gönül , cananın eteğini çekmez , canan ve sevda aşıkın yakasını çekerler... ben kendi isteğimle kendimi ateşe atmıyorum ki , boynumdaki aşk zinciri beni ateşe sürüklüyor. mumun ateşine kavuştuğum zaman yanmıyorum ki, daha henüz uzaktayken o beni yakmıştı..."

    yar, güzellik ve sevilmek icabı istediğini yapar. ona: yapma, etme, yakma , zahitlik yap denilemez ki.

    "yarim güzeldir, beğenilmiştir , istiyorum ki ben yanarken çıkardığım alev ona sirayet ederek onun ışığına katılsın, onun ziyasını arttırsın."

    "bilir misin ki aşıka nasihat etmek akrebin soktuğu kimseye sızlanma, inleme demeye benzer."

    aşk ateştir, öğüt yeldir. yel ateşi alevlendirir.."
  • herseyini kaybetmek pahasina o yola girmenin ornegi.
    (bkz: ask)
  • atsız'ın,
    "pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?"
    mısrasıyla değindiği mazmundur.

    "sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu." diye devam eder.

    ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!

    (bkz: geri gelen mektup)