şükela:  tümü | bugün
  • anlatılan hikayesi ile meşhur bir mehmed efendidir.

    tebası arasında münasebetsizliği ile ün salmış olan mehmed efendiyi padişah çok merak ederek huzuruna çağırmış.

    p: "senin için münasebetsiz diyorlar"
    m: "ben bilmem padişahım, zat-ı aliniz ayran sever mi ?"
    p: "hayır sevmem, neden ?"
    m: "efendim, rumeli beylerbeyiniz kılıç ali paşa var ya?
    p: (heyecanla) "evet ? evet ?"
    m: "efendim o da ayran sevmez de"
    p: "çıkarın şu münasebetsizi dışarı, yoksa bayılacağım"

    (bkz: ukte doldurmak)
  • çetin altan'in anlatimiyla, su hikayeye konu olan kisidir:

    23 yasinda tahta çikan ii. mahmut döneminde, münasebetsiz mehmet efendi diye nam salmis biri varmis.
    münasebetsiz mehmet efendi ile ilgili bir yigin yakistirma dolasirmis ortalikta. onlardan biri de suymus:
    bir gün ii. mahmut, münasebetsiz mehmet efendi'yi merak edip huzuruna getirtmis.
    münasebetsiz mehmet efendi, el etek öptükten sonra, boynu bükük öyle duruyormus ayakta.
    padisah:
    - hadi bir sey söyle bakalim, demis.
    münasebetsiz mehmet efendi, melül melül yüzüne bakmis ii. mahmut'un:
    - affedersiniz sultanim, demis, peder-i aliniz zurna çalar miydi?
    genç padisah gülmüs:
    - hayir çalmazdi, demis.
    - bendenizinki de çalmazdi.
    ve orada bitmis konusma...
  • münasebetsiz olduğu kadar küstahtır da. sesi kapıcılara "dış kapının dış mandalı ama bak nasıl konuşuyor" yakıştırması olarak duyulan alakasiz mehmet efendibağırtıları içindeki halkın arketip serzenişlerinden biridir.
  • (bkz: mehmet efendi)
  • bizim köydeki yaygın hikayesi farklıdır.

    münasebetsiz mehmet efendi oğlunun ısrarları üzerine, mahdumuna sevdiği kızı istemeye gider. hem oğlanın hem de kızın zaten birbirlerinde gönlü vardır.

    "hayırlı iş için" ziyarete geldikleri her hallerinden belli olan münasebetsiz mehmet efendi ve ailesi müstakbel gelinin elininden kahvelerini içer. neşeli, güzel ortamda birden münasebetsiz mehmet efendi "allahın emri, peygamberin kavli" lâfları beklenirken kızın babasına yönelir:

    - dünür, mevzuyu biliyosun.. şu kızını bizim tosuna ver de bizimki kütür kütür kütürdetsin..

    kızın babası felaket bozulur. münasebetsiz mehmet efendi'yi ve ailesini derhal evden kovar. gel zaman git zaman münasebetsiz mehmet efendi nerde kızın babasını görse kahvede, cami çıkışında her daim aynı terbiyesizlik ve pişkinlikle devam eder..

    - yav dünür.. ne kızıyosun sürekli. ver şu kızı da bizim oğlan bi ziksin hele..

    bu münasebetsizlik yüzünden mehmet efendi nice dayaklar yer. aradan zaman geçer. mehmet efendi'nin oğlu kızı kaçırır. yıllar geçer gençleri kzıın babası affeder. araya tanıdıklar girer. dünür, yaşlanan mehmet efendi'yle barışmaya binbir rica ikna olur.

    ilk bir araya geldiklerinde mehmet efendi gevrek gevrek gülerek gene yapar münasebetsizliğini:

    - dünür o kadar kızdın, beni bile sopaladın.. sonuç ne oldu. lâfıma gelmedin mi? şu kadar yıldır benim oğlan senin kızı zikiyo dünür..

    işte böyle dillere destan bi adamdır bizim köyde anlatılan münasebetsiz mehmet efendi.
  • aynı vatandaşdan mı bahsediliyor bilmiyorum ancak hazır açılmış başlık buldum buraya yazayım en iyisi.

    çook çok eskilerde bir münasebetsiz hasan efendi varmış. herkes bu adamdan bahsedenmiş. zamanın padişahı da bu adam hakkında söylenenleri duyar ama pek üzerinde durmazmış. gel velakin saray ahalisinin kendi aralarında sık sık hasan efendinin hikayelerini anlatıp eğlenmeleri de dikkatini çeker olmuş.
    en sonunda padişah bir gün çağırmış adamlarını alıp getirin şu hasan’ı bakalım neymiş bu kulumun derdi niye münasebetsizlik isnat edilir olmuş kendisine görelim demiş.

    padişahın adamları hemen koşup bulmuşlar kendisini. hasan efendi önde padişahın adamları arkada sarayı inceleye inceleye gelmişler padişahın huzuruna.

    hasan efendi sarayı çok beğenmiş ama karşısındakinin padişah olduğunu da hiç yakıştıramamış.
    - evin çok güzelmiş beyim. demiş,
    - lakin benim asıl merak ettiğim, sen bu evi kendin mi yaptırdın yoksa babandan mı miras kaldı..
    padişah bu soruyu çok beğenmiş ve gülerek,
    - babamdan miras kaldı ama ona da kendi babasından miras kalmış.. diye cevaplamış.
    hasan efendi bu cevaba bir kahkaha patlamış.
    - “zaten senin yiyeceğin bok değildi” beyim. demiş ..
  • ikinci mahmut döneminin ilginç simalarındandır.
    yaygın bilinen hikâyeye göre padişah ikinci mahmud kendisini merak edip huzuruna getirtmiş ve kendisiyle sohpet etmiş. bu sohpet esnasında padişah mehmet efendi'nin musiki'den edebiyattan anladığını ßiir bildiğini görmüş ve bu adama niye münasebetsiz derler ki? diye şaşırmış. derken bir gün hiç olmayacak bir yerde "padişahın peder beyiniz zurna çalar mıydı?" diye soruvermiş.
hesabın var mı? giriş yap