şükela:  tümü | bugün
  • beste ve güftesi hacı arif bey'e ait olup, kürdili hicazkar makamında bir şarkıdır.
  • güftesi nedim'e ait olan bu şarkının usulü aksaktır.
  • müntazır teşrifine ismiyle de bilinen bir eser. akkor kardeşlerden biri çok güzel söylüyor. kağıthane falan dediğine göre kayık da sadabad civarında falan olmalı.
  • kurdilihicazkar sarki, evet. boyle cagriya uymamak ne mumkun, basim gozum ustune, derhal binilir o kayiga, ince yasmak da ortulur, ponpon kuyruk dahi takilir, artik ne emrederse -nur icinde yatsin, recep birgit'in davudi sesinden:
    http://www.kultur.gov.tr/…kurdilihicazkar_sarki.mp3
  • gönül akkor'un dönüş albümünde de yer alan ama sezen aksu yorumunun da en az onun kadar ve dahi ondan çok daha güzel olduğu nefis eser.
  • güftesini bir zamanların en meşhur edebiyatçısı, mahallileşme akımının öncüsü nedimin yazdığı, bestesini musiki dehası hacı arif beyin yaptığı kürdili-hicazkar makamında aksak usulünde şarkı. tsmnin en iyi şarkılarından biridir.

    alanında bu kadar iyi iki sanatçının eserlerinin birleşimi olan muntazır teşrifine hazır kayık, dönem içerisinde yaşanan temiz, saf aşkı, sevgiliyi görme isteği ve yapılan ince iltifatları adından bile zerafeti anlaşılacak güftesinde konu edinmektedir. "ince yaşmakla bu cuma seyre çık, ihya eyle semt-i kağıthaneyi" gibi sözlerle ilişkilerin ne kadar nazik bir temele oturtulduğunu ve masum duyguların seviyeli ilişkilerle olan bağını en güzel biçimde sergilemektdir. günümüzde bu masumiyetten ve aşk tanımından eser kalmaması çok üzücü bir durumdur ve bu karşılaştırmayı zihinde oluşturması bakımından da eser hoştur.

    beste bakımından da kusursuz bir eserdir, zira hacı arif bey en iyi bestekarlarımızdan biridir. şarkıda kullanılan tef, def gibi enstürmanlar aksak usulü anında belli etse de, şarkı melodi olarak yarı hüzünlü - yarı neşeli bir haldedir ve her halet-i ruhiyede rahatlıkla dinlenebilir. acıyı, kederi, neşeyi kısacası her duyguyu bulmak mümkündür bu notalarda. genelde dinlenirken bu kadar masum, temiz, saf bir insan olmak gelir insanın içinden veya bu özelliklerde bir aşk yaşamak; yani bu pis, değersiz dönemden kurtulup, bütünüyle çağın uzaklarına gitmek.

    eser sadece duygu yoğunluğu bakımından değil, musiki olarak da büyük öneme sahiptir. notalar incelendiğinde eserin ciddi anlamda çok zor olduğu, keskin ve ani nota değişiklikleri içinde oldukça fazla nağme ve nüansa dayalı bir yorum gerektirdiği görülmektedir. "seyre çık" "pek de şık" "şaneyi" gibi yerlerde 10-15 nota değişimi vardır ve solist bunları o kadar keskin ve nağmeli vermek zorundadır ki, şarkı hakkıyla okunabilsin.

    bu eseri en güzel yorumlayan *sezen aksudur. o nasıl yorumdur, "süslenip tak zülfün" derken bitersiniz. sıfır hatayla, duygularıyla her şeyiyle şarkının en ince detaylarını, hislerini veren kısacası şarkıyı yaşayan ve yaşatan sezen hanım, şarkıda bir daha yapılması zor nağmelere başvurmuş ve mezzo-soprano sesin kendisine kazandırdığı her avantajı değerlendirmiştir ve böylece bu şarkıyı benim en sevdiği tsm eserlerinden biri haline getrimiştir.
    örneğin; "her ince yaşmakla" ve de "süslenip tak"da soprano kullanırken "cuma"nın "a"sında birden keskin bir nağmeyle altoya geçmesi. *
    ya da "hazır kayık" "seyre çık" "pek de şık" kısımlarındaki nağmeli uzatmaları ("şııık", "çııık" ) bahsi geçen 10-15 nota değişimine tamamen uyayarak çok güzel gırtlak hareketleri yakalamıştır.
    durak noktalarıyla, sesiyle, tekniğiyle bu şarkı ona çok yakışmıştır. *
  • sezen aksu yorumu güzeldir. harfleri yuta yuta söylese bile.