şükela:  tümü | bugün
  • bir profesör olup fatih üniversitesi iktisadi idari bilimler fakültesi dekanıdır. malatyalıdır.
  • şu an ahaber'de yeni anayasa, kürt sorunu, başkanlık sistemi gibi konular konuşulurken "kürt meselesi bir terör meselesidir, dış güçlerin işidir, pkk taşeron" gibi parlak ve daha önce hiç ama hiç düşünülmemiş harika fikirlerle asabi asabi konuşan kişi. türkiye'den başka bir ülkede profesör olabilir miydi diyeceğim ama haksızlık etmeyeyim, vardır tabii öyle ülkeler. herhalde o ülkelerde de 200 silahlı kişinin başlattığı bir hareket, hem de silahlı ve kanlı bir hareket milyonlarca vatandaşın desteğini kazandığında bunun altında devletin aptalca ideoloji ve politikaları değil "iç ve dış düşmanlar", "aydın ihaneti" filan aranıyordur.

    şu da "aydın" tanımı sayın profesörün: boğaza karşı çayını ("içkisini" olmayacak mıydı o?) yudumlayan kişilere değil, iyi eğitim almış, asker veya sivil bürokrasi içinde görevi olan kimselere aydın denirmiş.

    allah allah. e bu da büyük yenilik. hatta aydın tanımında devrim! duymayan kalmasın, devletin maaşlı memuruymuş aydın. dahası, öyle olması şartmış. bir de tabii boğazda çay içmemesi lazım.

    iyi eğitimden kastı herhalde kendisini profesör yapan, yapabilen eğitim.

    neyse ki diğer tartışmacılar onu muhatap almıyor, herkes kendi diyeceğini diyor. muhatap alsalar zaman tüneline girip 1990'ların başında bir tartışma programına ışınlanabiliriz.

    edit-ek:
    http://tvarsivi.com/…hp?y=483&z=2012-05-21 20:15:00

    ve bir not: bir yanlışlık yapmayayım diye şimdi ikinci kez izlerken fark ettim ki programı hazırlayıp sunan (dolayısıyla herhalde konukları da seçen) canan barlas daha karagöz bey'in ilk sözlerinden itibaren derin bir pişmanlıkla kıvranmaya başlıyor.
  • kendisini izleme şansım yok, ama yapmış olduğu "kürt meselesi terör meselesidir" tespiti bilimsel temele dayalı bir akademisyen tespitinden ziyade bir devlet-akademi işbirliğinin gerekliliğidir.
    walt whitman rostow, samuel huntington, francis fukuyama gibilerin devlet-akademi işbirliği içinde yüklendikleri rolün türkiye’deki oyuncuları olmaya çalışıyorlar bazıları da, oyunculuk farkı, yetenek farkı çok büyük, o yüzden de böyle komiklikler, şakalar, "gel bir gülelim hele dostum"lar ortaya çıkıyor. bu konuda ortaya çıkan komiklikler devletin benimsemiş olduğu rolün çapı, politikasının kapsadığı alanla da ilgilidir tabii ki. ne kadar ekmek, o kadar köfte.
  • su an tv 8'de başkanlık sistemini konuşan, alt yazıda titri yazmasa alalade akp taşeronu gibi gözüken şahıs. profesör olmak icin gerekli altyapının ne olduğunu sorgulatti adam bana.
  • bulgar türklerindendir. amman, ürdün büyükelçimizdir. çok güleryüzlü aktif ve türkiye'yi çok iyi temsil eden biri. babası asker. bundan sebep biraz militarist galiba. galiba diyorum emin değilim, ama emin olduğum bir şey var o da pantürkçü oluşudur.
    murat karagöz gibi insanlara ihtiyacı var bu ülkenin, kendisinin de koca osmanlıyı ırk sevdası yüzünden parçalandığını bilmesi gerek. bizi birleştiren dinimizdi parçalayan ise ırkçılığımız oldu.
  • tc amman büyükelçimiz kendisi. insanın kafasındaki "büyükelçi" tanımına hiç uymuyor. oldukça güleryüzlü, mütevazi, samimi. memleketine sevdalı, barış yanlısı, sıcak, cana yakın bir diplomat. çocukları özellikle gençleri çok seviyor.
    meslek hayatı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, dil ve ırk ayrımı yapmamıştır. geçtiğimiz günlerde amman'da çok önemli bir iftar daveti gerçekleştirmiş olup türkiye lehine pek çok başarıya imza atmıştır. türkiye’yi tanıtmak ve iki ülke arasında yakınlaşmayı güçlendirmek için çok önemli çalışmalarda bulunmuştur. onur madalyalı bir büyükelçimizdir. ramazan ayında değişik inanç ve kültür gruplarının temsilcilerini bir araya getirerek bir iftar daveti vermiş adeta bir barış sofrası kurmuştur.
    asker baba ve doktor annenin oğludur. koyu bir fenerbahçelidir. her gittiği şehre büyük izler bırakır.