şükela:  tümü | bugün
  • murat ongun a$agidaki aciklamayi iletmi$tir:

    "saygıdeğer ekşi-sözlük okuyucuları,
    hakkımdaki çanakkale haberi yalandır. ne yazık ki bu yalanı beni sevdiğini ve saygı duyduğunu yüzüme söyleyen bir muhabir arkadaşım ortaya atmıştır. ona kızmıyorum. bir kıskançlık anında (herkesi atlattığım an) bunları yazmış. olayın aslı şudur:
    murat ongun çanakkale cezaevindeki olayları izlemeye gittiğinde ilk olarak jandarma komutanlığı'nın yolunu tuttu. bu sırada hakkımdaki yalanları yazan arkadaş kent merkezinde bilardo oynuyordu. jandarma komutanı albay kamil çil'le 45 dakika sohbet etti. tam komutanlıktan ayrılırken albay çil teröristlerin kendi arkadaşlarını yakarken görüntü olduğunu söyledi. murat ongun'un beyninde şimşekler çaktı. kaseti alabilmek için albay çil ile uzun bir müzakereye girdi. kaset, çekmeceden çıkıp tam murat ongun'a verilirken albay çil 'bu kaseti vermeye ne vali ne jandarma komutanın'nın gücü yeter' diyip vazgeçti. haberin büyüklüğünü anlayan murat ongun hemen uğur dündar'ı arayıp işi ankara'dan çözdü.
    star tv'nin çanakkale'de canlı yayın aracı olmadığı için link ntv'den geçildi. bu haberi atlayan ve sonra yalanlara imza atan brt muhabiri arkadaşım da brt'yi arayıp 'star az sonra görüntüleri geçecek uydudan çalıp yayına verelim' dedi. ama herşeye rağmen murat ongun'un ele geçirdiği görüntüler ilk star'da yayınlandı. uğur dündar bu gazetecilik başarısından ötürü murat ongun'a 1500 dolar pirim verdi. hatta o gece çanakkale'deki yerel tv'ler 'neden bize değil de star'a bu görüntüler verildi' diye albay çil'i ve çanakkale savcısını eleştiren 2 saatlik açık oturum yaptılar.
    evet, o görüntülerin ardından bana bir başka tv yöneticisinden telefon geldi. yönetici şöyle diyordu: 'murat, kaseti sen aldıysan oradaki muhabirimizi şu an kovacağım. bana doğruyu söyle. murat ongun'un yanıtı: hayır bunu kabul edemem. buradaki muhabirinizin suçu yok. işi ankara'dan çözdük.
    o arkadaş işten atılmadı. çünkü ben arkadaşım işini kaybetmesin diye yalan söyledim. ve o kişi şu an bir başbakan yardımcısının basın danışmanı.
    yani olayın özeti bu. ayrıntılı bilgi isteyen uğur dündar ya da ali tevfik berber'i arasın.

    hepinize saygılar...

    murat ongun

    not: hakkımdaki yalanları yazan arkadaşım. nasıl adamsın ki, habertürk'e gelip elimi sıkabiliyor 'nasılsın canım kardeşim' diyorsun? o benim aylardır bildiğim bu yalanı bilmediğimi zannediyor ve yüzüme gülüyordu. ben de zaten soluk bir benzi olan arkadaşı daha fazla bozmayayım diye bu olayı gizledim.
    not2: bu yalanları yazan zaten aslında gazeteci değildir. g. doğu'da terör zamanı bir üsteğmendi. bir gün çatışma çıktı. etraftakiler savaşırken o ağlayarak saklandı ve ordudan ayrıldı. zaten cesareti olsa arkadan konuşmazdı."
  • 1992-1993 dönemi mezunlarından bir hbal'lidir kendileri.
  • üçüncü sınıf bir dedikodu sitesinde* kendisinden daha yoğun bahsediliyor olacağını bilerek ve isteyerek, genellemenin ta dibine vuran bir yazı yazmış, dedikoduya malzeme olmuş, sözlüğü anlamış bir derin tespit insanıymış kendisi.
    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • "benim ekşi sözlükle ilgili yazdıklarım genelde medya üzerine. bilmem, acaba doktorlar da orada karalanıyor mu? avukatlar, hakimler hakaretlere maruz kalıyorlar mı? polisler yerin dibine batırılıyor mu? devlete hakaret var mı? ülkeyi yönetenlere neler söyleniyor acaba?"
    cümlesi ile ucuz edebiyat yapan, basit ve düz düşüncesi ile hedef göstermeye çalışan 0.03 ytl'lik** yazarcık
  • murat ongun çok başarılı bir habercidir. saçları inek yalamış gibi değildir. başbakanın attan düşmesini asla üç saatlik yayına malzeme yapmamıştır. yaptıkları yapacaklarına kefildir. bundan sonra da ancak ve ancak başarılı olmasını bekliyor ve kendisini zevkle izliyoruz. güneri cıvaoğlu ile beraber klark atmalarını da kaçırmamaya gayret ediyoruz...
  • kendisi ekşi sözlüğün sadece okan bayülgenin televizyon makinası adlı programından sonra tanındığını düşünen bir habercidir. ilgi alanı olmayabilir ona saygı duyarım. ama ilgisi ve bilgisi olmayan bir konuda niye böyle atıp tutmuş anlayabilmiş değilim. ayrıca sözlüğü dedikodu sitesine benzetmesi de, durmadan bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir denen sözlüğü ne kadar iyi incelediğini bize anlatmaktadır.
  • ekşi sözlük yazarlarının tüm entry'leri, önceden haberleşerek, sevecekleri adamı, sövecekleri adamı önceden belirleyerek girdiklerini düşünen, her yeri kendi kanalı * gibi danışıklı dövüş şeklinde oyunlar oynanan bir yermiş gibi gören, çeşitliliğin farkına varamamış, gereksiz çıkışıyla*nasıl bir ruh hali içinde sözlük okuduğunu anlatan, içten içe onu sözlükte gerçekten seven insanların olmasını çok istediğini düşündüğüm yazar.
  • daha girişteki "ekşisözlük'e baktın mı" ifadesi zaten pek bir hoş durmuş; genel tv izleme alışkanlığı vıcık vıcık magazin programları olan bir insanın aynı motivasyon ve beklentiyle internet'le haşır neşir olduğunun belirtilerini vermiş, bizlere de yepyeni bir deyim kazandırmıştır (bkz: televizyona bakmak) (bkz: internete bakmak).

    ne desek ki hakkında, bence amacına ulaşmış; ben ilk defa duydum ve öğrendim "murat ongun" adını. sözlüğün yapısını ve amacını, nasıl bir organizma olduğunu anlamasını beklemekse, hayalperestlik olur, değil mi? kardeşim, bu kadar bin kişiyi aynı doğrultuda güdülendirebilmeyi, aynı şeyleri düşünüp aynı tepkileri vermelerini sağlamayı başarmış birileri olsa, oturup bu adamlara bir internet sitesinde yazı yazdırmakla yetinecek değildir herhalde.
  • habertürkçü.

    ekşi'den ötürü, ekşi sözlük'ü başarılı bulmuyormuş. "gazete haberturk'e ne oldu?" diye sorarlar, o zaman.

    (bkz: eksisozlukculer okan bayulgen i neden sever)
  • sözlükte gündeme gelen yazısı göstermiştir ki, bu kişinin iki şeyi öğrenmesi gerekli.
    1. homojen olmayan bir kitle hakkında genelleme yapmak saçmadır. "ekşi sözlükçüler o.bayülgen'i sever" orhan pamuk'a önce büyük edebiyatçı , sonra vatan haini dediler gibi tespitler, zırvalıktan öteye gidemez. zira sözlükte bayülgen'i sevmeyen de yüzlerce yazar olduğu gibi, o.pamuk konusunda da ne kadar farklı görüş sahibi kişi olduğu zaten çok kolay anlaşılabilir. yani bir öyle bir böyle düşünen bir ekşi sözlükçüler grubu filan yok, değil mi?
    2. hakkında yazı yazdığı şey hakkında, insanın minimum bir bilgisi olması gerekir. ekşi sözlükte yazıları siteye lap diye koyan editörler olduğunu yazması, kendisinin sitenin bu en önemli özelliğini bilmeden atıp tuttuğunu , ve dolayısıyla çok kötü bir yazar olduğunu gösterir.