şükela:  tümü | bugün
  • sincan f tipi'nde müebbet hapis cezası hükümlüsü bir yazar. dedalus kitap onun ödüllü kitabı "yoksa sen benim en iyi arkadaşım mısın?"ı basıyor.
  • 1996 yılından beri "içeri"de olan bir yazar murat saat. ve ondan "dışarı"nın öykülerini okumak, hem yaşama sevinci veriyor, hem de hüzün.

    dedalus kitap'ın yayın yönetmeni kitap hakkında şöyle diyor:

    "sevgili murat saat,

    öykülerinizin yayımlanması ve geniş kitlelerce okunması konusunda editörümüzün olumlu isteğini dinlerken, gözlerindeki heyecanı gördüm. benden onay aldığında ise yüzündeki sevinci. ben sadece bir okurum, sizin öykülerinizi ilk okuyanlardan biri olmanın ayrıcalığını yaşıyorum. öykülerinizde gözüme ilk çarpan unsur, daha önce hiç bu denli peşinden gitmediğim bir üslup. ne diyorlar ona, özgün. cümlenin uzunluğu konusunda düşüncelerimi değiştiren öykülerden çokça vardı dosyanın içinde. bir solukta okunan ifadeler, bu anlamda, kısa cümlelerin etkisini taşıyordu. ayrıca sizin bu denli keyifli öyküler, daha doğrusu neşeli, burayı nasıl dillendirsem bilmiyorum, birçok özgür hayatın içinde kendi gereksiz hüzünlerinin içinde boğulan metinlere oranla, bizi, evet bizi yaşama bağlıyor. estetik, anlam, farklılık vs. bir yana, ya da bunlarla birlikte yaşam sevinci var onlarda.

    edebiyat adına, bir okur olarak, size teşekkür ederim. hüzünle gülümsüyorum.

    sedat demir"

    yoksa sen benim en iyi arkadaşım mısın? uluslararası ankara öykü derneği'nden ödüllü.
  • kitabını tanıtmam için yayınevi kitabı gönderdiğinde böylesine derinlikli bir dünya ile karşılaşacağımı tahmin etmemiştim. murat saat 41 yaşında, 1992 yılından beri siyasi hükümlü olarak hapishanede. müebbete mahkum ve şu anda da ankara sincan f tipi hapishanesinde. f tipi hapishaneler üzerine detaylı çalıştığınızda hiçbir şeyin dışarıya yansıtıldığı gibi olmadığını anlıyorsunuz. hücre denen tecrit mekanlarının tutsaklar için nasıl bir insansızlaştırma ve zulüm mekanları olduğunu daha detaylı öğreniyorsunuz. murat saat onca insanlık dışı uygulamanın varolduğu f tipinde hayatı yazan, öyküler anlatan bir insan. yoksa sen benim en iyi arkadaşım mısın kitabı okuyabileceğiniz en iyi öykü kitaplarından. ince bir zeka, estetik ve zengin bir bakış açısının ürünü. metinlerarası bir anlatıma ve 23 yıldır içeride olmasına rağmen güneşe çıkarılmış bir hayal gücüne sahip. 2014 ankara öykü günleri ödülünü de alan kitap herkes tarafından okunmalı ve üzerine düşünülmeli. üç bölüm ve 14 hikayeden oluşan kitap sizi yaratıcı bir dünyaya davet ediyor.
  • "bir şeye yeterince bakarsan, bir gün, bir ay, bir yıl... o da sana bakar."

    biri bana baksın adlı öyküsünden...
  • basit cümlelerle geçiştirlemeyecek kadar genç yaşta hapse atılıp, genç yaşta ölen bir diğer insanına, ne kadar acı ne kadar zor hayat, umarım gitti yerde buradaki karanlık günlerini hatırlamaz, çok üzüldüm xızır ki
  • 13 aralık 2017'de mahpushanede -cezaevi diyemiyorum, cezaevi demek için ceza almayı gerektirecek bir şey yapması gerekiyor kişinin ve şu anda içeride olanlar dışarıdakilerden daha temiz, daha suçsuz; tam anlamıyla kendilerine zıt olanları mahpus edip, onları koydukları yer- kalp krizi geçirmiş, ambulans değil de ring aracıile ve geç müdahale edilerek hastaneye kaldırılmış, uyutulduğu hastanede bugün yaşamını yitirmiş yazar.

    kendisini önceden bilmiyordum, tanımıyordum ve bugün bu haber sonrasında baktım, araştırdım. yazar olduğunu, mahpus olduğunu bu haberle birlikte öğrendim, bu da benim ayıbım olup burada not olarak kalsın.
  • "12 eylül’ün yarattığı ve bugün de çok daha yoğunlaşmış olarak var olan siyasal sistem dillere, kimliklere, inanç gruplarına ve toplumun tümüne ağır bedeller ödetti. üniversite yıllarım, yani 90’ların başları yoğun çatışmalı yıllardı. özgürlüklerin ve toplumun savunulması gerektiğine inandım. aktif siyasal mücadele verdim. hapishaneyle tanıştım. 2000’ler sonrası, 19 aralık’la hayatımıza sokulan f tipi sistemle yoğun baskı ve tecrit hapishanelere hâkim oldu.

    bu yıllarda yazılı boyutuyla edebiyat benim için tam bir zorunluluk oldu. herkesin yazım serüveni başkadır şüphesiz. yaşadıklarınız, tanık olduklarınız, estetik beğenileriniz, okuduklarınız, dertleriniz, kaygılarınız ve daha birçok şey sizi yazıya, edebiyata yöneltebilir. bunlar şüphesiz benim için de geçerli. ama daha önce, içinde bulunduğum mekânın, hapishanenin bunda etkili olduğunu söylemeliyim. hapishane türlü mekanizmalar yoluyla iktidar uygular size. dahası, zamanla bu mekanizmaları unutturmak ister. bunu başarırsa bu mekanizmaları ve içinde bulunduğunuz mekânı karakteriniz addetmeye başlayabilirsiniz. sanırım ben yazarak ilk önce, buraya ait olmadığımı söylemeye çalışıyorum. bu mekânın benim karakterim olmayacağını, bunu kabul etmediğimi ilk önce kendime tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum. bu şekilde başka hayatları yazarken kendimi var ediyorum aslında"

    http://gazetekarinca.com/…at-saat-yasamini-yitirdi/
  • bende kendisini tanımıyordum belki yaş itibari ile hatırlamıyor olmam normaldir ancak bugüne kadar hiç mi bir haberi yapılmadı yada en azından okurken bir yerlerden karşıma çıkmadı diye kendime hayıflanırken, ölüm haberinin ajanslara düşmesinden bu yana, neden yargılandığını hala öğrenebilmiş değilim. bu arada 90'lı yıllardan bugüne ne kadar da benzer bir süreçten geçtiğimizi bir kez daha anlamış oldum. bugün mevcut iktidar ve politikaları ile hukuksuzca tutsak edilen ne kadar çok gazeteci ve yazar olduğunu düşündüm sonra ve 20 yıl içinde kim bilir kaç tanesinin içeride ve dışarıda unutulup gideceğini.
  • “ ben yazarak ilk önce, buraya ait olmadığımı söylemeye çalışıyorum. bu mekânın benim karakterim olmayacağını, bunu kabul etmediğimi ilk önce kendime tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum. bu şekilde başka hayatları yazarken kendimi var ediyorum aslında” diyenle özgürlüğüne kavuşan yazardır. ışık'lar içinde uyusun.
  • ne yazık ki ,sözlükte kendisine dair yazılan entrylerin çoğu gibi ben de
    adını ve tecrit edilen varlığını, var olma mücadelesini bugün okuduğum bir ölüm haberiyle öğrendim.
    çok üzüldüm. çok ayıp etmiş kadar utandım.

    daha 18'inde müebbet hapsine sebep olan suçun ne olduğunu araştırdım;
    siyasi hükümlü damgasından ibaret hiç bir şey bulamadım.
    lanet ettim!

    2015'de yazdığı mektubu okudum. mektubunda ;
    yer yer yalnızlığının içinde doğurduğu kalabalıklar dolusu varlığından ileri gelen sözlerine ve dört duvar arasında özgürlüğünü kelimelerle var etme çabasından düşen buhranına tanıklık ettim.
    çok canım yandı.

    yarından tezi yok yazdığı kitabı okumaya koyulup,
    özgürlüğüne ve onu var eden öykülerine tanık olmam gerek.
    ki , onu ölümüyle değil özgürlüğünün tarifleri
    ve var olma biçimleriyle tanımış olabileyim.
    öyle ki, utancım hafiflesin.

    huzur içinde uyu.