şükela:  tümü | bugün
  • ebubekir sifil sözü. esasında bütün sünni müslümanların ortak sözüdür, istisnasız tamamı bunu kabul eder ve kendi inançlarına göre kabul etmek zorundadırlar.

    (bkz: #69640256)

    mesela ben x dinine mensup olsam ve x dini bütün müslümanların öldürülmesi gerektiğini savunsa, bunu dile getirdiğimde ertesi gün gözaltına alınır sonra da tutuklanırım. acaba bunu canlı yayında söyleyen bu sefil herife karşı savcılarımız herhangi bir şey yapabilecekler mi?

    edit: bütün sünniler bunu savunur kısmına takılanlar olmuş. arkadaşlar sünnilikte sahih hadisi inkar eden dinden çıkmış olur. mürtedin katli de bütün sünni alimlerin üzerinde mutabık olduğu sahih bir hadistir. dolayısıyla her kim bu hadis uydurmadır derse kendisi mürted olur ve kendisinin katli vacip olur.
    http://m.dinimizislam.com/detay.asp?aid=14540
  • allah'a ve kuran'a iftira atanların söylemi. çünkü kuran böyle bir şeye izin vermez.

    hadis, “dinini değiştireni öldürün.” derken; kur’an, “dinde zorlama yoktur.” demektedir.(hadis: nesei 7-8/14; buhari 12/1883) (kuran: 2:256)

    kuran’a göre dinini değiştirenin öldürülmesi diye bir şey söz konusu değildir. kuran’ın dininde zorlama yoktur ki, dininden dönen öldürülebilsin. eğer böyle olursa kuran çelişki dolu bir kitaba dönüşür. oysa kuran’da çelişki yoktur:

    kur’an’ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? eğer o, allah’tan başka birinin katından gelseydi, elbetteki onun içinde birçok çelişki bulacaklardı. (nisa 82)

    bakalım rabbimiz, dininden dönenler ile alakalı neler diyor, onları öldürün mü diyor, yoksa başka şeyler mi söylüyor:

    ey inananlar! içinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. bunlar allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. bu, allah’ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir. (maide 54)

    kuran, dininden dönenlerin ve kafir olarak ölüp gidenlerin yaptıklarının boşa gideceğini haber verir:

    sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. de ki: “o ayda savaş büyük bir günahtır. ama allah yolundan alıkoymak, o’na ve mescid-i haram’a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, allah katında daha büyük bir günahtır.” çünkü baskı ve zulüm, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. içinizden kim dininden döner de inkarcı olarak ölürse böylelerinin amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. ateş ehlidir onlar. sürekli kalacaklardır orada. (bakara 217)

    görüldüğü gibi dininden dönenlerin cezasını vermek bize değil allah’a düşmektedir. zaten müslüman olmak istemeyen birinin zorla müslüman kalmasını sağlamak dinin mantığına da aykırıdır. yazının tamamı
  • dinden dönenleri öldürmediklerini övüne övüne anlatanları ortaya çıkarmış başlık. böylelerine göre islamda recm de yoktur ve vahşettir. recme vahşet diyorsun, iyi güzel de aynı zina edeni bekleyen cehennem ateşine niye vahşet demiyorsun? insanları cehennemde genel anestezi altında mı yakıyorlar?
    edit: ridde olaylarının bu anlamda incelenmesi elzemdir. toplu halde dinden dönüşlerin olduğu ve bu dinden dönüşlerin önünün kesilmesi için savaşların yapıldığı kanlı bir dönemdir. hatta o kadar önemlidir ki bu olaylar esnasında kuran hafızlarının ölmeye başlaması, kendine peygamberim diyenin ölümünden sonra gerçekleşen otorite boşluğunun ancak kuranın kitap haline getirilerek doldurulabileceği yönünde fikirlerin sivrilmesine sebep olur. tabi kitabın günümüzdeki şeklini alması için yapılan hamleler bir çok soruyu da beraberinde getirir: kuranda konuşan tanrı'nın son çağrısı (haliyle en önemli çağrı) olup mekke ve çevresini uyarması için vahyettiği sözlerin tamamını oluşturan kuranı, neden kendine peygamberim diyen yine kendi şahitliğinde kitaplaştırmadı? ayetlerin kitap haline getirilmesi gerektiğini peygamber bilmiyor muydu? neden bu işlemi gerçekleştirmeden azrail'in patronu tarafından hakkındaki son emir verildi? ayetlerin kitaplaştırılmasının gerekliliğine kim ya da kimler hangi merciye dayanarak karar verdiler? yoksa islamın tanrısı, ayetlerin toplanıp kitap haline getirilmesini çok da gerekli görmüyor muydu? islamın tanrısı da bunu gerekli görüyordu ise neden bu gerekliliğin gereğini yapmadı, yaptırmadı? muhammed hayattayken kuran kitap halinde ise; ebubekir ve ömer’in sonrasında ise osman’ın en sonunda da muaviye ailesinin ve kabe yıkıcısı haccac’ın yaptıkları neydi? meşhur halifenin; herkes ikişer şahit şartıyla ellerinde olan ayetleri getirsin emrini, ''kuran peygamber şahitliğinde kitaplaştırıldı'' senaryosunun neresine koymayı düşünüyorsunuz? kurulan islam devletinin yönetme erkinin dayandırıldığı, muhammed döneminde yazılan kitap nerede? ebu bekir ve ömer, kuran ayetlerini toplayıp kitap yapalım diye karar aldıklarında muhammed'in kitabından habersiz miydiler? en önemlisi de muhammed, yazıya geçirip oluşturduğu kitaba, hareke, sesli harf ve noktalama gibi rötuşları neden yapmadı da bu iş, müslüman olmadan önce islamın en büyük düşmanlarına, müslüman olduktan sonra ise ashap düşmanlarına kaldı? neden muhammed, mekke ve çevresinin uyarılması için indirilen kitaba, okunuş kolaylığı açısından çeşitli eklemeleri uygun bulmadı. islam peygamberinin cebraille ortaklaşa oluşturduğu ve yazdığı kitap, allah'ın biz onu koruyacağız dediği kitap değil mi ? o kitabın oluş şeklinin yetersiz olduğuna karar verenler (bu işi cebrail,muhammed ve hatta allah'tan daha iyi bilenler) ve o kitabı yok edenler kimler ? düşünebiliyor musunuz, cebrail ve muhammed'in sayfalar haline getirip kitaplaştırdığı ve son şeklini verdiği kutsal metin(!) allah tarafından korunan ve asla değişmeyecek olan iddiasına rağmen ortada yok eyvah eyvah! bu konuda aşağıdaki ayet sanırım aydınlatıcı olur.
    --- spoiler ---
    “allah’a ve bize indirilene ve ibrâhîme, ismâile, ishâka, yâkuba ve yâkub oğulları’na indirilenlere, mûsâ’ya ve îsâ’ya ve nebilere rab’leri tarafından verilenlere îmân ettik. onların arasından birini (diğerlerinden) ayırd etmeyiz. ve biz o’na (allah’a) teslim olanlarız.”(al-imran 84)
    --- spoiler ---
    yukarıda ki ayette allahın(!) ”de ki” yönlendirmesine uyup bize indirilene diyen muhammed, ilgili ayette, musa'ya ve isa'ya verilene şeklindeki ifadeden yola çıkarsak, musa’ya ve isa’ya verilenlerden farklı bi şey mi almıştır ? tevrat, incil ve suhuflar verilen şeyler ise muhammed'e ve devamında ismi sıralanan peygamberlere indirilen şeyler nedir? tevrata verilen, kurana ise indirilen demenin alametifarikası nedir?

    özetle, üç beş ayet sallayıp islamı cilalamaya kalkışan kişinin durumu, alaca danayı arayan adamın durumuna benziyor. tamam alaca danayı bulalım, bulalım ama sürü komple gitti, alaca dana sürünün içinde. dolayısıyla temeli çürük bir inancın üzerine zorla kat çıkmaya çalışırsan, ortaya böyle bir din ve böyle inanırlar çıkar. sonra da kafir deyip sonsuz cehenneme layık gördükleri insanların icatları olmadan yaşayamaz hale gelirler. örneğin hacca deveyle gitmekten son anda kurtulurlar.
  • sözlükte hemen iki sokak ötede cereyan edebilecek gerçek vahşetle hurafedeki (peki peki, kitaptaki) vahşeti karıştıran arkadaşlarımızın da olduğunu gösteren başlıktır.
  • şirk batağında debelenen birine ait bir söz.

    kur'an'da böyle bir emrin var olmamasını geçtim; akıl mantık izanında düşünecek olursan dini terk etmiş bir kişiyi bu sebeple öldürdüğünde o kişinin imansız olarak ölmesini garanti altına almış olarak ahiretteki hükmünü kesmiş oluyorsun.

    varsayımsal olarak, bir kişi mürted olduktan sonra hayatının bir noktasında islam'ı tekrar araştırıp imana gelebilir mi? gayet mümkün. kaldı ki, bizzat böyle tanıdığım bir arkadaşım var. hatta şu anda ilahiyat fakültesinde ikinci üniversitesini okuyor; akademisyen olma hayali var.

    şimdi bu lafı eden şirkbaz herifin imkanı olsa bu arkadaşımı öldürecekti ve eleman, ahiret hayatına imansız göçecekti. ulan sen kimsin ki, insanların ahiretini yakıyorsun; tövbe imkanını elinden alıyorsun.

    olmayan bir kuralı önümüze getirmek kendini allah'ın yerine koymak değil de nedir? apaçık şirk batağına saplanmışlar debeleniyorlar. üzerime çamur sıçramasından gocunuyor değilim de; bütün memleketi bataklığa çevirecekler. benim korkum budur.

    edit: bu lafın allah emri olduğunu iddia edip de gerekçesini "ama kur'an'da namazın nasıl kılınacağı da yazmıyor" diye hem başlık altında hem de mesaj kutumda yazanlar olmuş. güzel bir haber vereyim madem; zeka geriliği dolayısıyla size hiçbir ibadet farz değil zaten. kafanıza göre takılın.

    kur'an açıkça "namaz size farz olundu" demiş; ama nasıl kılınacağını söylememiş eyvallah da, mürtedin öldürülmesi meselesi ile namazın nasıl kılınacağı meselesine aynı mantığın uygulanacağını kabul edebilmemiz için kur'an'da mürtedin öldürülmesinin emredilmesi ancak ne şekilde öldürüleceğinin belirtilmemesi gerekiyordu. ikisi aynı şey değil güzel kardeşim. anlayabildin mi?

    şunu anlayabilmek için ayakkabı numarası kadar iq sahibi olmak yeterli.
  • ben de savunurum. çünkü dinde var. müslüman allah'ın hükmüne teslim olan demektir.

    ayrıca diyanetin bastigi tüm ilmihallerde de bu yazıyor. murtedin cezası ya infaz ya da müebbet hapistir. tevbe ederse kurtulur.
  • iyi oluyor bu laflar. bunları halkın gözüne sokacaksın ki nasıl bir şeye inanıyorlar görsünler. veya nasıl insanlar dinlere inanmıyorlar anlasınlar.
  • böyle bir açıklama kendini bağlar. utanç verici ve insanlık dışı bir söylem. uydurma hadisleri ve saçma sapan rivayetleri din diye yutturan şarlatanları, her şeyden önce bir insan olarak kınıyorum. bütün inançlar ve inançsızlıklar kişisel tercihtir, sorgulanamaz, kınanamaz ve cezalandırılamaz.
  • bunu söyleyen adamın karşısında bir başka sünni adam buna itiraz ediyor; ama başlığı açan "bütün sünniler böyledir." diyor.

    bu düpedüz trollüktür, başka bir şey değil.

    edit: taslaman sünni değilmiş, özür diliyorum. sikimde değil sünni olup olmaması da hadi onu geçtim, başlıkta da buna itiraz eden sünniler olduğuna göre "bütün sünniler" ne demek oluyor? bak o bu şu değil "bütün sünniler". "bu başka bir şey.