şükela:  tümü | bugün
  • * 1974 yılında izmir'de doğan, müzik eğitimine t.s.k mızıka okulunda başlayan ve ilk eserini 1988 yılında yazan müzik adamı. ulusal müzik ekolünün temsilcilerinden.
    ilk solo albümü “göçmen-the end”dir. ikinci solo albümü “synthetic age” ise yine dmc allaturca etiketiyle piyasaya çıkmıştır.

    eserleri devlet opera ve baleleri, cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, orkestra akademik başkent ve bir çok solist ve orkestra tarafından seslendirilmiştir
  • sessiz şarkı isimli albümü sessiz sedasız çıkmış, müzisyen.
  • gerçekten göçmen olup aynı zamanda komşumuzdur (bkz: çandarlı) aslında mibemol klarnet çalar çok da güzel gitarda çalar. ankara konur sokakda stüdyosu vardır bazı özel isimlerin yapımcılığınıda yapar . son zamanlarda trt için seslendirmeler yapar göçmen senfoni orkestrasını da es geçmeyelim. (bkz: gocso)
  • çılgın koleksiyoncu programının müziklerini yapmıştır
  • geçen pazar ankara jolly jokerde orkestrasıyla vermiş olduğu senforock konseri ile rock severlerin gönlünde taht kurmuş müzik duayeni.
  • deli dolu bir müzik insanı, orkestra şefi. kendisi kıpır kıpır bildiğin oynuyor orkestrayı yönetirken. ee izleyicisi durur mu, durmaaaaaaz, o sanatçısı ve seyircisi ile bir yürek olup, ruhunu katıyor müziğe, gelen sese, ezgiye.
    bu akşam "venedik'ten porsuk' a" isimli konserini izledik musa şefin, solisti tenor ömer türkmenoğlu ile birlikte. emeklerini vermişler, gönüllerini vermişler, ruhlarını katmışlar ve sunmuşlar bizlere. venedik ve porsuk bir birlerine çok yakışmışlar, kucakladık onları ve hep birlikte coştuk, dünya insan olduğumuzu hissettik ve çok keyif aldık! çok teşekkürler hem de gönül dolusu...
    buradan sevgilerimi gönderiyorum bu güzel insana, insanın işini ve hayatı sevmesi başka bir şey di mi şefim. merak etmeyin enerjinizi değil geçirmek, akıtıyorsunuz içimize...çok sağ olun!
  • eskişehir’deki kısa ama muhteşem gecenin sonunda senforock’ı da eskişehir’e getireceklerinin müjdesini vermiş sıradışı şef.

    eskişehir türkülerinin senfoniyle olan uyumu da şefin aranjmanıyla bambaşka olmuş. koca salon unutulmaz bir gece yaşadı sayesinde.
  • yeni türkiye'nin ruhunu çözmüş ve ondan gani gani faydalanmasını bilen besteci.

    aya irini'de "sultan bestekârlar" isimli konserde osmanlı padişahlarının eserlerini sahnede hoplaya zıplaya yönettiği tuhaf orkestra ile icra etti.

    esasen konserde ne olacağı girişte sırtlarındaki büyük güğümlerden karton bir bardağa şerbet döken "osmanlı şerbetçileri" gösteriyordu (sinema oyuncuları ve magazin figürleri gelince sahne tamamlandı) ama 84 yaşında prof. dr. nurhan atasoy'un geldiğini görünce herhalde kötü bir şey olamaz diye bir umut besledim.

    lakin aya irini'de sultanların incelikli besteleri ile karşılaşacağını zanneden herkes yanıldı tabii.

    sultan ıı. bayezid'in eseri olsun, abdülaziz han olsun, sultan 5. murad olsun hepsi ama hepsi seyircileri eğlendirmek, onlara göbek attırmak için o güzelim eserleri bestelemişlerdi sanki.

    konserin sonuna doğru şef sahnede horon tepmeye, neyzen kırmızı eteğiyle neyinden kuş sesleri çıkarmaya, seyirciler ise kutsal mabedin içinde oturdukları yerde ufaktan göbek atmaya gerdan kırmaya başlamıştı.

    nihayet büyük an geldi ve "sultan bestekârlar" konserinde sirtaki bile çalındı.

    "dünyadan esintiler" yaygarası adı altında seslendirilen eserler hiç utanma duygusu yaratmadı, seyirciler ıslık çalmaya, tempo tutmaya devam etti.

    sultan bestekârların yüzlerce yıllık eserleri, pop-arabesk bir yorumla sahnelendi ve kimse bundan rahatsız olmadı.

    bilmeden bir pop konserine gelmiş olduk.

    üstelik sultan bestekârlar bu ekiple dünyayı dolaşacak, çeşitli ülkelerde konserler verilecek ve insanlar sultanların eserleri eşliğinde göbek atmaya devam edecek.

    içimden sahneye fırlamak, "bu ne rezalettir, size bu eserleri katletme cüretini kim veriyor?" diye hesap sormak geldi ama bu projeye yüzbinlerce lira harcayan yönetim ekibi ön sırada göbek atmaya hazırlanırken olmayacak şeydi tabii, kimse anlamıyordu.

    musa göçmen çok mutluydu, o sahnede hoplayıp zıplarken, darbuka sesleri salonu inletiyorken sadece bir iki kişi hüzünle, ağlamaklı bir halde salondan sessizce ayrıldı.
  • kendisinden gelen cevap metni aşağıdaki gibidir:

    "aslında polemik içeren bu tip tartışmalı yazılar taraftarı değilim. sonuçta yaptığımız sanat.. beğenilir yada beğenilmez herkesin zevkleri farklı. ancak bizans (zaten nickinden amacı belli) isimli yazar projeyi tam olarak anlamadan bir yazı yazmış. gerçekten evlere şenlik. acaba kendisi bu tip senfonik projenin kaç ayda yazıldığının farkında mıdır? sadece 80 dakika süren bir konser notalarını basıtığınızda binlerce sayfa eder. hal böyle iken "yeni türkiye'yi" iyi çözdüğümü yazmış. hemen de karar vermiş araştırmadan bu adam neler yapmak ister ne amaçlar bakmadan. senede yüz konserin üzerinde etkinlik yapıyorum. hem de öyle sırtını devlete dayamadan maaş ile sanat yapan kadrolu olmadan. bu benim tercihim. herkese de saygı duyuyorum herkesin tercihi farklıdır sanat yapma yolunda. ama yazıyı hiç bilmeden okuyan birisi herhalde o akşam hiç sultan bestesi çalınmadı diyecektir. çünkü nedense yazanın, bisteki her ülkeden gelen müzisyenimiz ile sürpriz yaptığımız ülkelerin bilinen melodilerine takılmış kafası. darbuka ve ritm sesleri de çok kafasını karıştırmış. eserlerin asıllarını dinlemediği de her halinden belli. hicaz sirto, hicaz mandıra nasılda neşeli güler yüzlü eserler. ama belliki o kafasında sanatın asık yüzlü olduğunu mimlemiş. kusura bakmayın benim müziğim gülümsüyor ve insanları seviyor. ben de seviyorum. sahnedeki anlayamadığınız neşem de ondandır. aylarca uğraşın tüm dünya müzisyenleri eserleri beğensinler hayranlıkla seslendirsinler ama siz çıkın ve haksızlık eden bir yorum yazın. gerçekten yazık. hiçbir şey üretmeyen bir yapıya çekmek istediğiniz sanat yok olup gider. sadece çok üzüldüm. hem de çok. ekşi sözlük ile de irtibata geçtim. adımın altında böyle bir yorum istemiyorum diye. ama onlar da hakaret olmadığı sürece kaldıramayız diyorlar. peki böyle bir mesajın durması sizce iyiye mi hizmet ediyor. bizi daha güzele mi taşıyacak. zaten sanat üretiminin yok olma noktasına gelen ülkede bunun da yok olmasına hizmet etmek güzel mi olacak? ileride geriye dönüp baktığınızda güzel bir şey yaptığınızı düşünebilecek misiniz? tabii ki yüzlerce iyi haber ve yorum var. bir tane kötü yorum mu üretimimi durduracak? bahsi geçen tarih hocamızın beğenilerini de bugün öğrenmiş bulunuyorum. ısrarla bir yanlışımız var mı eksiğimiz var mı diye sormama rağmen. neyse belki de bu bir oyundur. nick olarak "bizans" kullanan birininin "bizans oyunu" teşekkürler.
    musa göçmen "