şükela:  tümü | bugün
  • ilk çin'de icat edilen, 16. yy'dan itibaren avrupa'da kullanılmaya başlanılan, 19. yy'ın ortalarında yivli tüfeklerin geliştirilmesiyle kullanımdan kalkan bir silahtır. çakmaklı mekanizmalardan kapsüllülere kadar pek çok tür ve kalibrede kullanılmıştır. standart piyade silahı olan (yani bir ordunun bütün piyade birliklerinin kullandığı) ilk ateşli silahtır. (bundan önce arkebüsler söz konusu iken piyadelerin yarısı arkebüsçüleri süvariden korumak için mızraklarla donatılırlardı.)

    musket yakın mesafede etkili olduğu için ateş altında soğukkanlılıkla kullanılabilmesi için askerler uzun ve sıkı talimlerden geçerlerdi. o kadar ki, askerler bir kere tüfeklerini alıp sıraya girdiler mi, artık silahı doldurup kullanmak düşünmeden, otomatik olarak yapılırdı. bu tarzda eğitimin en iyi örnekleri ingiliz kırmızı ceketlilerinde görülürdü. ingiliz piyadesi o kadar iyi eğitimliydi ki, tepelerine onlarca toptan ateş kusulurken, üzerlerine nehir gibi süvari akarken, yanıbaşlarında onlarca silah arkadaşları ölürken, talimdeymişçesine soğukkanlılık ve kesinlikle silah kullanabilmeleriyle ünlüdürler. bu yetenek, onlara waterloo'da üzerlerine akan binlerce zırhlı fransız süvarisi karşısında karelerini bozmadan sakince süvariyi arka arkaya salvolarıyla yok edebilme yeteneği vermiştir. burada karedeki tüm erlerin yerlerinden bir adım bile kıpırdamadan, son anlarına kadar ateşi sürdürdükleri ve oldukları yerde üst üste devrilerek öldükleri görülmüştür.

    musket talimi, aşağıdaki gibidir:

    prime and load! (hazırla ve doldur) asker çeyrek tur sağa dönerken tüfeği hazırlama pozisyonuna getirir. ateşlemeden sonra falya tavası açık durumdadır.

    handle cartridge! (fişeği al) asker silindir şeklindeki kağıt fişeği alır. fişeğin bir ucunda kurşun vardır, diğer ucu kağıdın kıvrılması yoluyla kapatılmıştır. asker kıvrılmış ucu yırtıp atar. merminin ve barutun bulunduğu esas kısım sağ eldedir.

    prime! (hazırla) asker horozu yarım geriye çakar, falya tavasına biraz barut döker ve kapatır.

    about! (çevir) asker tüfeğin kabzasını yere indirir, kağıtta kalan barutu namlu ağzından içeri boşaltır, sonra da elinde kalan kağıtla birlikte kurşunu içeri tıkar. kağıt genelde namlu çapından küçük mermiyi yerinde tutan ve namlu eğildiğinde merminin düşmesini ve barutun dökülmesini engelleyen bir tıkaç işlevi görür.

    draw ramrods! (harbi çek) asker namlunun altındaki harbiyi çeker -önce alttan tutarak yarısını çıkarır, sonra üstten tutarak tamamen çıkarır ve üç santim kadar namluya sokar.

    ram down the cartridge! (fişeği bastır) asker harbiyi kullanarak kağıt ve kurşunu namlunun içine sıkıştırır.

    present! (nişan al) asker tifeği omzuna kaldırır, horozu tam çeker ve ateşe hazırlanır. "fire!" (ateş) emriyle birlikte ateş etmeye hazırdır.

    askerler bu karmaşık ve tehlikeli hareketi, artık refleks olarak, düşünmeden yapabilmek için saatlerce, arka arkaya talim ederlerdi. böylece, karşılarında ne olursa olsun, arkalarındaki subaydankomutları duydukça gözlerini bile kırpmadan doldurup ateş edebilme yeteneği kazanırlardı.