şükela:  tümü | bugün
  • erkeklerin gömlekleri genelde bayramlarda verilen mendiller gibi karelidir, renkleri uçuktur, pantolonları bademyeşili veya kremrengi de olabilir.kızlar ise pardesünün altına kot filan giyip sandalet+ince naylon çorap kombinasyonunu benimsemişlerdir
  • "universiteli_muslumanlar@yahoo.com" adresinden kontağa geçilebilecek insanlar
  • hadepci dev genc ile birlikte 90 larda üniversitelerde bulunan bir grup genc. apolitik ezici çogunluğun aksine bu 2 grup bir takım faaliyetlerde bulunmaya çalışırlardı. şalvarımsı rahat bir pantolon, dışarı taşmış uzunca gömlekler, kızıl uzun sakallar, ortalama saçlar, tarihi dini kitap satma çabaları gibi konular hatırımda kalan bir kaç örnek.
  • 80 lerin sonları, 90 ların başında, türkiye üniversitelerin de fırtına gibi esmiş bir topluluk. 12 eylül sonrası apolitik üniversite ortamında yeniden palazlanmaya başlayan dev genç ve muadili sol örgütler, pkk nın gençlik uzantılarının yanısıra, daha önce rastlanılmayan bir siyasi grup olarak varlıklarını ortaya koymuşlardır. çok hızlı örgütlenme başarısına sahip bu grup, gönüllü birliktelik esasıyla şekilllenip, teorik ve pratik eğitimlerini eş zamanlı yürütmüşlerdir. marmara, yıldız, istanbul edebiyat fakultesi, uludağ, 9 eylül, inönü, ankara, odtü, çukurova, vb üniversiteler başta olmak üzere, bir çok üniversite de neredeyse tek etkin grub olmuşlardır. ancak bu etkinlikleri bir baskı unsuru olmaktan ziyade kontrol mesabesindeydi. kontrol dışına çıkıldığında, (hakaretamiz afişler, sızma faaliyetleri, üyelere müdahale vb hareketler) derhal eyleme geçerlerdi. ülkücü-devrimci çatışmalarının dışında kalmışlardır her iki tarafa da aynı uzaklıkta idiler. hatta devrimcilere daha bir sempatiyle yaklasırlardı.
    zihin dünyaları, islamı siyasi bir model olarak algılamaktaydı. buna göre devletin ve toplumun islamı modeller ve kurallar çerçevesinde yönlendirilmesi, mümkünse bunun devrimci bir yöntemle gerçekleştirilmesi gerekirdi. parti ve politika ya karşıydılar. milli görüş hareketinden de hazettikleri söylenemez. daha çok seyyid kutup-mevdudi-ibni teymiye-imam humeyni- ali şeriati-mutahhari karışımı bir öğretiye sahiptiler. bu nedenle de karışık bir kafa yapılarının olduğunu söylemek mümkün, geç kalmışlık duygusuyla, sürekli bilgilenme öğrenme okuma çabaları cevval bir akıl oluştursa da bir siyasi harekette olması gereken bilişsel sukunetin oluşmasını engelliyordu. dolayısıyla hep bir gençlik hareketi olarak kalmıştır.
    daha önceki gençlik hareketleriyle duygusal bağları olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. abi saydıkları kimi insanların eski ülkücüler olması, (hata olarak adlandırılsa da onların 70 li yıllara dair hikayeleri bir heyecan yaratır.) evlerinde ahmet kaya kasetlerinin eksik olmaması ( bir ilahi kasedi bulamazdınız ama ahmet kaya çok dinlenir ve sevilirdi) basit birer göstergeydi, bu duygusal bağ için.
    hepsi temiz anadolu çocuklarıydı, her türden geçmişin buluşma noktası olabilmişlerdi, zengin çocukları, fakir çocukları, kürt çocukları, türk cocukları, laz çocukları... anadolunun her hali onların arasındaydı.

    kitapevleri merkezli bir cemaatleşme, elektriki kaçak kullanılan evler, siyah kızıl ama uzatılmış sakallar, pantol üstünden salınmış gömlekler, sigara dumanı altında gece sohbetleri, soba üstünden alınmayan 28 defa çevrilerek içilen çay, duvardaki raflarda fi zilalil kuran, seccade, küçük sopalar, bit pazarından alınma kanepeler, şehitler kervanı, müslüman gençlik dergisi, tevhid dergisi,
    böyle bir hayattı onların ki...
    şu sıralar etkinlikleri en aza inmiştir.
  • hüseyin üzmez i koruduklarına göre kesinlikle benim bildiğim islamla alakaları yoktur.
    çünki benim bildiğim din olan islam, çocuklara tecavüzü korumaz...
    yoksa ben mi yanlış biliyorum?
  • kısaltması "müs-genç"tir. biz iühf birinci sınıftayken, bundan 10 yıl önce, bahçede toplu namaz kılarlardı.
  • hüseyin üzmez protesto için imza toplayan kadınlara, tekbir getirip çivili sopalarla saldıran örgüt.

    biz sanırım bokun bok olduğu gerçeğini asla kabullenemeyen bir toplumuz. diyelim ki sokakta yürürken, evde otururken, dağa gezintiye çıkmışken... ortada bir bok görürsek ya sifonu çekeriz ya da kürekleriz onu ama biz ne yapıyoruz? o boku alıp sırf bizden(?) diye allayıp pullayıp evimizin baş köşesine koyuyoruz. peki farkında mıyız o bokun her yeri kokutacağını? bu kadar gerizekalı mıyız biz?

    http://www.milliyet.com.tr/…vili sopalarla saldiri
  • benden olan kötü olamaz mantığıyla,onun yaptığı doğrudur mantığıyla örümcek ağıyla kaplanmış beyinlerinin emrettiğini yapan güruhtur.
  • aslında solcudurlar. kumandan salih mirzabeyoğlu mahir çayan'dan etkilenip ibda-c'yi kurmadı mı? aynı terane işte. bunlar da engels'ten etkilenmişler. ailenin, devletin, özel mülkiyetin kökeni'ne inmek istemişler çivili değneklerle. bizim müminlerimizin aklını çelen onları içi kırmızı dışı yeşil bir karpuza, eli sopalı bir vahşiye, he-man'e dönüştüren hep solcular. solcular bunların aklını karıştırıyor halay esnasında, veriyorlar çivili sopayı ellerine sonra salıyor diğer solcuların üstüne. bunlar da saf çocuklar yardır allah yardır. hemi de kürtçüdürler. aslında eli sopalı tipler ideolojik olarak benim karşıt olduğum siyasi görüşlerin toplamıdır. ben öyle düşünüyorum. solculara yakındırlar mesela, inancımız-mescidimiz-desteklediklerimiz-karşı çıktıklarımız-tavırlarımız aynıdır ama bizden değildir onlar; satırla kafasını yarmak istedikleri, gaz döküp yakmaya çalıştıkları solculara yakındır onlar. bir satır, bir çivili sopa mesafesinde dururlar solculara, yakın olmak isterler. onlar.