şükela:  tümü | bugün
  • tam başlık; zorunluluk açısından must mı have to mu daha sert bir anlam, kesinlik ifade ediyor tartışması.

    çok yakın bir arkadaşımla senelerdir cevaba kavuşturamadığımız, daha doğrusu hemfikir olamadığımız bir tartışma konusudur.

    bir gece bu arkadaşın, bir kaç yabancı arkadaş ile ingilizce konuşurken zorunluluk belirten bir cümlede (belge teslimi) must kullanması üzerine konuşmaya müdahele ederek düzeltmeye çalışmamla başladı. ara sıra sarhoş olduğumuzda hala hararetli tartışmalara yol açan bir konudur.

    iki tarafın da makul sayıda tanıkları olmuş, ikna veya uzlaşma sürecine gidilmemiştir.

    başlık taşınması üzerine edit: bu tartışma durumu üzerine bir entry girmiştim aslında, insanlar hala farklarını anlatmaya çalışıyor.

    okuduğunu anlayamayan sığır dolu ne yazık ki. iki kitap okuyun, yine bi bok olmazsa okuduğunuz kitap parasını bizzat kendim iade edeceğim.
  • must zorunluluktur, have to gerekliliktir.

    you must do it dendiğinde yapmak zorundasın anlamına gelir. you have to do it dendiğinde ise yapman gerekir anlamına gelir. must daha otoriterdir, have to daha nazik otoritedir.

    esas zorunlu olan ise obliged'dır. you are obliged to do it dendiğinde ise karşı çıkma imkanın yoktur, kesinlikle yapılması gereken bir görevdir.

    you better do it veya you'd better do it ise yapsan iyi olur anlamına gelir.
  • ikisi de zorunluluktur, fakat kaynaklari farklidir.

    have to disariya bagimlidir, bir kural veya yasaya gore zorunluluk belirtir.
    must iceriye. kendi kendinize yapmak zorunda oldugunuz seyler icin kullanilir.
  • ulan elin ingiliz'i bile bu kadar geyik yapmıyor üstüne. tatava yapma, ne kullanırsan anlayacak. tense mense de takılma yardır geç, konuşmaktan korkarak konuşulamıyor. mr. and mrs.brown'un da ta ......
  • #49459245 no'lu yazıda net açıklanmış fark.
  • sokakta must yatakta have to şeklinde noktalanabilecek tartışmadır.
  • bir ingilize yada amerikalıya sorduğumuzda ikisinin arasında bi fark olmadiğini söyleyecektir ki gercekten öyledir. birebir çeviri kaygisi içinde olduğumuz için böyle gereksiz ayrintilara takilip gercekte ilgilenmemiz gereken şeylere odaklanmiyoruz. sonuç ingilizce konuşamayan bir toplum..
  • yil 2018. cok garipsiniz yemin ediyorum var ya su baslik donup dolasip her sene farkli bir sekilde aciliyor. sonra yok yuksek teknoloji, yok uretim. adam onbin kere konusulup, aciklamasi yapilan seyi sormaktan bikmiyor, vallahi cok garip.
  • --- spoiler ---

    must'ı yapmak zorundasın, yapmazsan yarraklara ters basarsın. have to'yu yapmasan da olur. başın ağrımaz.

    --- spoiler ---