şükela:  tümü | bugün
  • can yayınları editörü.
  • dergilerde öyküleriyle de karşımıza çıkan can yayınları'nın tecrübeli editörü. bu ay notos'ta halid ziya uşaklıgil'le ilgili birkaç kelam da etmiş. okunmalı.
  • kendisinin can yayınları'ndan temiz kağıdı isimli bir öykü kitabı yayınlanmıştır.

    kitap şu an elimde ve bitmek üzere. sonrasında unutmazsam birkaç cümle yazarım.

    edit: unutmadım ve yazıyorum.

    bu arkadaşla ilgili bir yazı ve bir internet gazetesine verdiği röportajı okudum. bir hayli tevazu sahibi, bilgili ve kentli bir insan. moda yazar klişeleriden uzak. kendisine teşekkür ederiz.

    öykülerine gelince; bir tanesi hariç çok beğendim. yukarıda bahsettiğim yazıda öykülerini farklı bağlamlarda yazdığını okuyunca o beğenmediğim öykünün de benim bir okuyucu olarak çok zor bulabileceğim özel bir bağlamı olabileceğini düşündüm. sevgili yazar bu bağlamı kendisine saklamış.

    betimlemeleri bir hayli ustalıklı. bence yayıncılık geçmişini ustaca sergilemiş bu kitapta. sık sık eski kelimeler kullanıyor. ben ilk defa duyduğum bu kelimeleri okurken/öğrenirken mutlu oldum. umarım diğer okurların için de durum bu olur.

    tavsiye ederim.
  • (bkz: temiz kağıdı) isimli aralık 2017 basımlı kitabını okumamın şiddetle tavsiye edildiği yazar.

    okuduğumda yorum yapacağım.
  • temiz kağıdı hakkında güzel de bir söyleşi vermiş:
    http://www.diken.com.tr/…ak-uzulmeyi-beceremiyoruz/

    "kabahat sadece büyükşehirlere son yıllarda göçenlerde de değil. çok daha uzun yıllar önce anadolu’dan gelip şehir kültürünü kısmen benimseyenler de ihanet ettiler şehre. beylikdüzü’nde site içerisinde bir daire için kadıköy’deki, fatih’teki mahalle hayatlarından vazgeçtiler. bu inşaatların tozu dumanı dindikten sonra kim, nerede, nasıl bir şehir kültürü kuracak göreceğiz."
  • selim ileri, temiz kağıdı kitabını yazmış:
    "titizliğin hızla silindiği ortamda, hele ‘iki portre, bir savaş’ bence bir doruk."
    http://www.hurriyet.com.tr/…kuler-tertemiz-40685816
  • bir iki sene önce, taksim'de karşılamıştık. çevikdoğan'ı iyi tanıyan arkadaşı, o'nu şöyle tarif etmişti: çok iyi adamdır. sen ne yaparsan aynısını yapar. konuşursan konuşur, susarsan susar. sen kitap okursan, o da kitap okur; sen televizyona bakarsan, o da televizyona bakar.